Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2014 Cumartesi

Galatasaray - Akhisar Belediyespor Maç Yazısı | Arena'nın Efendisi

Tıpkı Bursaspor maçında olduğu gibi Arena'da yine 6 gol izledik. Alınan farklı galibiyetlerde iki rakibinde pozitif futbol oynamak isteyen, bu yüzden de geniş alanlar bırakan ekipler olması etkiliydi. Galatasaray'ın farklı galibiyetinde yine muhteşem bir iştah, kazanma arzusu ve yetenekli ayaklar vardı. Akhisar maçında formsuz Drogba'nın kendine gelmesi, Bursaspor maçının kahramanı Wesley Sniejder'in, Akhisar maçında da sahne alması ve sol bek Alex Telles'in "dosta güven,düşmana korku" vermesi gibi bir çok ayrıntı mevcuttu.

Sabahtan akşama kadar yağan yağmur, maç öncesi zemin konusunda tereddüte düşürse de, Arena her şeye hazırlıklıydı. Isıtıcılara değinmeden edemiyorum. Gerçekten medeniyet böyle bir şey. Dışarıda kopan fırtına stat içerisinde yerini meltem rüzgarlarına bırakmıştı. Tekrardan emeği geçen yöneticilerimize teşekkür ediyorum.

Akhisar maçında Selçuk İnan'ın yerine Ceyhun'u ilk 11'de izledik. Geçen hafta ön liberoda maça başlayan Yekta, bu hafta Selçuk İnan'ın pozisyonunda karşımıza çıktı. Ç.Rize maçında skor 1-0'a geldikten sonra Melo ön liberoya geçmiş, Yekta ise daha önde oynamaya başlamıştı. Yekta'nın önde oynaması Galatasaray'ın maçta ki üretkenliğini arttırmıştı. Süper Lig'in devre arasında Yekta'yı Trabzonspor'a göndermek isteyen zihniyet, ne kadar büyük bir hatadan döndüklerini umarım artık anlamıştır. Özellikle Chelsea ve  Akhisar maçında defans - orta saha bağlantısında, topu net bir şekilde (eveleyip gevelemeden) ileriye taşıdı. Kasımpaşa dönemlerini hatırlarsak, Yekta Kurtuluş'un ofansif orta saha oyuncusu olduğunu anımsarız. Top tekniği iyidir, basit ve sade oynar. Oyun görüşü ise Süper Lig ortalamasının üstündedir. Selçuk İnan takıma döndükten sonra ön liberoda yine kendisini izleyeceğimizi düşünüyorum. 




























"Elalem sol bek görsün !" diyerek Alex Telles'e geçelim. "Seni anan benim için doğurmuş" diye bir şarkı vardı. Senelerdir sol bek için kendimizi parçaladık. "Al sana sol bek !" diyerek Brezilya'dan kopan gelen bir ilaç! Muhteşem bir Alex Telles izledik dün akşam. Gerek defansta gerekse ofansta takıma büyük katkı sağladı. Özellikle önünde oynayan Sneijder ile yakaladıkları uyum harika. Atılan 2.golde Alex Telles'in ceza sahasına yaptığı koşu ve Sneider'in rakibin bacak arasından attığı pas bu uyumun en bariz göstergesi. Alex Telles'in hızı, temposu, tekniği ve ortaları çok can yakıyor. "Adam sol bek beyler !" İlk yarı Sneijder - Alex Telles uyumunu kullanmak yerine çoğu sefer oyunu sağ kanattan kurmaya çalıştık. Ebuoe'nin formsuzluğu ve önünde oynayan herhangi bir oyuncunun olmaması sağ kanat etkinliğini kısıtladı. İlk yarıda Akhisar'ın Ebuoe'nin kanadından etkili gelmesinde, Burak Yılmaz'ın geriye dönmemesi büyük etkendi. Ebuoe tek başına sağ kulvarı kapatabilecek seviyede değil. Akhisar maçını bir kenara bırakırsak ilerleyen haftalarda bu konu başımızı ağrıtabilir.

Roberto Mancini, son haftalarda sol stoperde Hakan Balta'ya şans tanıyor. Bu kararda sadece yabancı kontenjanı etkili değil. Hakan Balta'nın tekniğinin diğer stoperlere nazaran daha iyi olması ve Roberto Mancini'nin sol stoperde sol ayaklı bir futbolcu oynatmak istemesi Hakan Balta tercihine zemin hazırlıyor. Süper Lig'de iç saha maçlarında bu tercih kabul edilebilir. En azından bir yabancı hakkını diğer mevkiler için kullanabilirsin. Büyük maçlarda ise Semih - Chedjou ikilisi daha sağlam bir tandem olabilir.

"Maçın yıldızı kimdi ?" sorusuna verebileceğim cevap Wesley Sneijder olur. Oyundan çıkana kadar maça hükmetti. Bu sezon duran toplardan gol atamıyoruz diye çoğu kez sızlandık. 3 maçtır "altı pasa" attığı kornerlerle gol buluyoruz. Burada topa vuran oyuncuların etkinliği kadar korneri kullanan oyuncunun da etkisi büyük. Günümüz futbolunun en önemli silahı olan duran topları Galatasaray'a tekrar kazandıran Wesley Sneijder'e teşekkürler. Maç genelinde ise Wesley Sneijder'in doğru yerlerde topla buluşması üretkenliğini arttırdı. Bu noktada defanstan veya orta sahadan direk Sneijder'i arayan oyuncuların olması önemli. Doğru noktalarda topla buluşan Sneijder için takımı yönlendirmek çok daha kolay oldu. Attığı ters toplar veya Burak Yılmaz - Drogba ikilisine attığı derin toplar, Galatasaray'ın pozisyon üretebilmesi için hayati önem taşıyor. Burak Yılmaz için ayrı bir parantez açalım. Geçtiğimiz hafta yaşadığı olayın acısını bu hafta golle buluşarak çıkarttı. Arena'da kendisine hak ettiği değeri veren taraftarlara, maç sonrası teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.















Uzun zamandır yokları oynayan Drogba kendisini hepimize tekrardan hatırlattı. Chelsea maçı öncesinde form tutması bizim için çok önemli. Akhisar maçında 2 gol ve 2 asistle yıldızlaştı. Oyunun her alanında takıma katkı sağlayan, adam eksilten, pozisyonlar bulan, arkadaşlarına asist yapan ve takımı oynatan Drogba'ya 40 yaşında da olsa ihtiyacımız var. Roberto Mancini'nin maç sonrası Drogba hakkında yaptığı yorum ise bir hayli ilginç."Eğer bu kadar çok gol atmaya devam ederse bir hafta da izin verebilirim. Bunların hepsi bir tarafa Drogba artık 36 yaşında, genç bir oyuncu değil. Dolayısıyla Çarşamba-Pazar maratonuna göre arada izin vermemiz gerekiyor."

Son olarak deplasmanda kazanmadığımız sürece iç sahada atılan 6 golün pek önemi yok. Karabük deplasmanından 3 puanla dönerek, şampiyonluk yolunda emin adımlarla yürümeye devam etmeliyiz. Ayrıca Fırat Aydınus'un Felipe Melo'ya ettiği küfürü de TFF'ye havale ediyorum. Haftaya puan farkını "yerle yeksan" etmiş bir şekilde görüşmek üzere...

Galatasaray'ın iç saha ve deplasman tablosu (Ntvspor)

1 Kasım 2013 Cuma

Galatasaray - Torku Konyaspor Maç Yazısı | İçim Rahat Etmiyor !

Galatasaray, Süper Lig'in 10. haftasında Torku Konyaspor'u kötü futbola rağmen 2-1 mağlup etmeyi başardı.Goller Drogba ve Burak Yılmaz'dan gelirken Aydın Yılmaz'ın 2.golde ki asisti görülmeye değerdi.Geçen sezon, cuma günleri oynanan 9 maçın 6'sında puan kaybeden sarı kırmızılılar,bu sezonda cuma günü oynanan Eskişehirspor ve Antalyaspor maçlarında berabere kalmıştı.Galatasaray, "cuma sendromunu" kötü futbola rağmen 3 puanla atlatmayı başardı.

GEÇMİŞ OLSUN "UĞUR TÜTÜNEKER"

Maç analizine geçmeden önce Torku Konyaspor'un teknik direktörü Uğur Tütüneker'e bir parantez açalım.Defansını bu kadar önde kurup , bu kadar az pozisyon vermek ve bunu Galatasaray gibi son 2 senenin şampiyonu bir takıma karşı sahaya yansıtmak...Gerçekten hayran kalmamak elde değil.Bir Galatasaray efsanesine yakışanda budur! Önde pres gücü ve iştahlı futbolunun neticelerini bu maçta alamasa da ilerleyen haftalarda mutlaka alacaktır.Ak düşen saçlarına rağmen hala hızından birşey kaybetmemiş. Maçtan önce tribüne çağırıldığında bütün tribünleri tek tek "koşarak" dolaşması bunu tekrar gösterdi.Futbolun "futbol"olduğu dönemlerde, Galatasaray'ın sağ kanadında lokomotifti.Maç sonrası kalbinde ki rahatsızlıktan dolayı basın toplantısına katılamamış.Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum!

Uğur Tütüneker'in jübilesinden...
MAÇ SEÇMEYE DEVAM !

Galatasaray, Torku Konyaspor karşısında "mental" açıdan, maça hazır değildi.Konsantrasyonu düşük,mücadele gücünün ve futbol iştahını kaybetmiş,sahada gezinen oyunculardan kurulu Galatasaray futbol takımı, zorda olsa 3 puanı aldı.Büyük takım olmak, kötü oynadığın maçları da kazanmayı gerektirir.Bu sezon ilk kez bu kadar silik bir oyunla maç kazandık.İyi oynanan ancak kazanılamayan Antalyaspor ve Ç.Rizespor maçlarının mükafatı diyebiliriz.Futbolda bu tip dönemler olur ama Galatasaray futbolcusunun maç seçme lüksü olmamalı.Futbolcunun olmadığı kadar taraftarında olmamalı...Cuma maçları klasikleşen "bitse de gitsek" türünde oynanıyor.Ortaya konan futbolun tatmin etmeyişi tribünleri de "bitse de gitsek" havasına sokuyor.Arena'da yine böyle bir cuma akşamı yaşanıyordu ki Aydın - Burak Yılmaz iş birliği imdada yetişti.Cuma sendromunun altında yatan farklı bir sebep ise ; iş çıkışı maça yorgun gelen taraftarın Arena'da yarattığı uyku modu. Devre arasında alınan kafeinle ikinci yarı daha canlı hale geliyor.Bu maçla birlikte taraftarında kendisine gerekli dersleri çıkartması gerekli.

Ne Ayaksınız Oğlum ?






































Galatasaray'ın defans hattı, saatli bomba kıvamında ilerlerken,Muslera'da bu kervana kapıldı.Yediğimiz ilk golde yaptığı pas hatası pek alıştığımız türden değildi."Nazar" diyerek geçelim. Muslera'nın tükenmez kredisi bu tip hataları geçiştirmeye yeterlidir. Sabri Sarıoğlu hakkında söylenecek çok fazla söz var.Bence Galatasaray taraftarının sabır sınavı kendisidir.Bu maçta kendisini ne hücumda ne defansta görebildik.Bir de 2010-2011 sezonunda ezberlediği geri pas hastalığı, Galatasaray kalesine gol olarak dönüyordu. Bireysel form durumu kazanılan 3 maç sonrası bir artış göstermişti.Ancak bu maç itibariyle yeni isimlerin bu ekibe katılmayışı , takımın tekrardan "stop" düğmesine basmasına sebep oldu.

Galatasaray adına ortaya koyulan kötü futbolda,Torku Konyaspor'un önde yaptığı pres ve defansını orta sahaya yakın kurarak oyunu önde kabul etmesi de etkiliydi.Uğur Tütüneker'in Torku Konyaspor'a kattığı en önemli özellik bu olsa gerek.Geçen sezon Yılmaz Vural'lı Elazığspor bu oyunu oynamak istemiş 3-1 ile boyunları bükük bir halde evlerine dönmüştü.İlk 9 hafta itibariyle "defansı en önde kuran takım" Torku Konyaspor olurken bunu felsefe halinde sahaya yansıtmaları Türk Futbolu için önemli bir gelişme.10.haftada ki Galatasaray müsabakasında dahi bu felsefeden vazgeçmediler.Yaptıkları presle, Galatasaray'ın rahat çıkmasına müsaade etmezken,kalelerinde de az pozisyon gördüler.

İÇİM RAHAT ETMİYOR !

Roberto Mancini açısından sıkıntılı bir maç geride kaldı.Maç sonrası yaptığı açıklamalarda "konsantrasyon eksikliği" üzerinde durması ve bunun üzerine çalışacaklarını iletmesi, eksiklerin farkında olduğunu gösterdi. Oyun içerisinde ki Aydın Yılmaz hamlesi ve ilk devrede ki Sabri - Ebuoe yer değişikliği, oyuna müdahale anlamında olumluydu.Ayrıca tarihe not düşmekte fayda var.Arena'da maç öncesi ilk kez "Roberto Mancini" sesleri duyuldu.Bir diğer önemli not ise maç sonrası stadı terketmeyen Galatasaray taraftarını selamlamak için soyunma odasından sahaya gelenlerin başında Roberto Mancini'nin olması...Bu enstantene, taraftarın hoca ile bağ kurabilmesinin ne kadar önemli olduğunu tekrardan bizlere gösterdi.Maç sonrasında tribünlere gelen futbolculara,Süper Lig'in 11.haftasında ki Fenerbahçe maçı öncesinde son uyarılar yapıldı. "İçim rahat etmiyor!" 


5K'lı dönemin son ayağı olan Kopenhag maçı akabinde güzel bir galibiyet yazısıyla buluşmak üzere !


27 Ekim 2013 Pazar

Kayserispor - Galatasaray Maç Yazısı | Şimdi Galatasaray Zamanı !

ÖNCELİK "HÜCUM"

Daha önceki yazılarda Galatasaray'ın hücum opsiyonlarının kısıtlı oluşu, formsuz oyuncu sayısının fazlalığı, yabancı kontenjanı ve kanat aksiyonlarının oyunda ki etkisi üzerinde durmuştuk. Galatasaray hücum anlamında kendisini geliştirmeye başladı. Öyle ki Karabükspor' a 2 , Kopenhag' a 3, Kayserispor' a 4 gol atarak toplamda 9 gol ile maç başı 3 gol ortalamasını yakaladı. Hücum opsiyonlarının çalışmayla zenginleşmesi, Wesley Sneijder 'in form tutması ve "kilidi açan oyuncu" rolüyle, daha efektif bir futbol ortaya koyması bunda etkili oldu.Galatasaray hücum performansının, Akhisar maçı sonrasında bu şekilde yükselmesi dikkat çekici. 

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Wesley Sneijder, sarı kırmızılı formayla oynadığı son 3 maçta 4 gol atarak takımın kazanma alışkanlığını yeniden elde etmesinde başrolü aldı. Drogba frikik sorunsalını Kayserispor maçında yıkarak, 2013-2014 sezonunun Galatasaray adına ilk frikik golüne imzasını attı.Oyun içerisinde ki varlığı, takımı saha içerisinde yönlendirmesi, kafa toplarında ki hakimiyeti ve fiziksel üstünlüğü ile takımın önde oynayabilmesine verdiği katkı herzaman olduğu gibi yine müthişti. Galatasaray'ın bundan önce ki 2 sezonda da geç form tutan maestrosu Selçuk İnan , Kopenhag maçı ile kendini bulmuştu.Kayserispor maçında takımın "balans ayarı" olarak yine dümene geçti. Kayserispor maçında hem savunmada hem hücumda oldukça etkiliydi. Maçın özetini tekrardan izlerseniz Galatasaray'ın hücum varyasyonlarının hepsinde etkisi açık bir şekilde görülecektir.Ceza sahasına yaptığı koşular, Roberto Mancini ile beraber daha fazla ön plana çıkardığı bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu özelliğini daha fazla skora yansıtırsa çok farklı bir Selçuk İnan izleyebiliriz. Savunma anlamında da takımını yalnız bırakmaması ve ortaya koyduğu mücadele ile Galatasaray'ın son iki maçını kazanmasında büyük pay sahibiydi.


"BURAK YILMAZ" VE "BEYBLADE EMRE"

Formu yükselen oyunculardan bir diğeri ise Burak Yılmaz'dı. Ligde 63 gün sonra golle buluşan Burak Yılmaz , takımı 3-2 öne geçiren golün sahibi oldu. Maça sol çizgide başlayarak Kopenhag maçının bir tekrarını izletti.İyi niyetine şüphe yok fakat Burak Yılmaz'ın kanatta oynatılması "futbola ihanet".Gel gör ki mevcut yabancı kontenjanı ve takım şablonu bunu zorunlu hale getiriyor.Duygusal futbolcu sınıfının en bariz örneği olması bakımından Kopenhag maçında taraftarın kendisine gösterdiği destekle morallenmesi ve Kayserispor maçında attığı gol parallellik gösteriyor. Fenerbahçe maçına kadar Konyaspor ve Kopenhag maçlarında gollerine devam edeceğinden eminim.Günün bir diğer kazananı ise "Beyblade" Emre Çolak oldu. İkinci yarıda,Wesley Sneijder'in yerine oyuna dahil olan Emre Çolak , Galatasaray orta sahasına hareketlilik getirdi. Burak Yılmaz'ın attığı golde asisti yapan oyuncu olurken, kendisine yapılan faul sonucu kazanılan frikiği Drogba gole çevirdi. Eksik olan fiziksel yönlerini geliştirmesi ve son pasları daha akıllı kullanması gerektiği halen eksi yönleri.Son dakikalarda kaçırdığı pozisyon ise maçta ki tek olumsuz yönüydü.Oyuncu ıslıklayarak veya yuhalayarak hiçbir oyuncuyu takıma kazandıramayacağımızı daha önce de belirtmiştik.Bugün onlardan birini daha gördük.Türk Telekom Arena'da ki Antalyaspor maçında, sahadan yuhalamalarla ayrılan Emre Çolak, Kayserispor maçında skoru Galatasaray'a getiren golün hazırlayıcısı oldu. Futbolcuya sahip çıkmak bütün taraftarların görevi.Futbolun hatalar oyunu olduğunu da unutmamak gerekiyor. Her hatada "futbolcu asmak" gerçek taraftara yakışan bir hareket olmasa gerek...

ROBERTO MANCİNİ ETKİSİ VE "SAVUNMA" HATALARI

Kayserispor galibiyeti , Roberto Mancini ile üstüste kazanılan 3. galibiyet oldu.Geldiği günden bugüne kadar takımın kaos içerisinde ve mental olarak düşük bir halde olması ; kondisyon olarak takımın istenilen seviyede olmayışı ve Ünal Aysal-Fatih Terim savaşından fazla yara almadan başarıyla çıkması önemliydi. Özellikle hücum anlamında Kopenhag ve Kayserispor maçlarında ortaya konulan iştahlı futbol hanesine yazdırdığı önemli bir not. İlk 11'de bugüne kadar hiç oynamayan Drogba-Umut-Burak üçlüsü kendisi için bir kumardı. Kayserispor maçında bu kumardan başarıyla ayrılsa da takımın savunma anlamında kötü sinyaller verdiğini de söylememiz gerekiyor. Galatasaray'ın Kopenhag maçında yediği gol konsantrasyon kaybı olarak nitelendireceğimiz türdendi. Kayserispor maçında ise rakibe verilen pozisyon sayısının fazla oluşu,sağ bek Sabri ve sağ stoper Chedjou'nun o bölgeyi iyi kapatamaması, yapılan bireysel hatalar ve kademede yaşanılan sorunlar takımın savunma hanesindeki eksileri.Mutlaka bu hatalarda,defans hattının üst üste iki maç oynamamasının etkisi büyük. Kopenhag maçının yıldızlarından olan Ebuoe yabancı kontenjanına takılarak tribüne gönderildi.Sol bekte Dany'nin yerine, Arsenal'da bir sezon sol bek oynayan Ebuoe' nin de düşünülebileceğini hatırlatmakta fayda var.Gökhan Zan ve Hakan Balta sakatlıktan dolayı kadroda bulunmuyor.Sol bek alternatifi Riera ise Mancini tarafından düşünülmüyor.Bu sebepten Ebuoe'nin sol bekte denenmesi akıllıca bir hamle olabilir.


ŞİMDİ GALATASARAY ZAMANI !

Kayserispor maçı bir çok açıdan, sezonun "ilklerine" sahne oldu.Bunlardan bir tanesi Süper Lig'de, hükmen kazanılan Beşiktaş maçını saymazsak, ilk kez iki farklı kazanılan bir maç olması,İstanbul dışında kazanılan ilk deplasman galibiyeti olması ,Selçuk İnan'ın sezonun ilk asistine imza atması, Drogba 'nın Galatasaray kariyerinde ki ilk frikik golünü kaydetmesi, 2013-2014 sezonu içerisinde 4 golle kazanılan ilk karşılaşma olması gibi birçok "ilkler" yaşandı.Bu "ilklerin" yanında bence en önemli husus, kazanma alışkanlığının geri kazanılıyor olması. Şampiyonluk yolunda yakalanan seriler, sezonun galibini belirliyor.Bu serilerin yanında 2 senedir lige ambargo koyan, maçlara psikolojik olarak 1-0 önde başlayan Galatasaray, yaşanılan sıkıntılı süreçlerde "winner" özelliğini yitirmeye başlamıştı.Bunun önüne geçilmesi bakımından çok önemli bir 3 maçlık periyot çizildi. Karabükspor karşısında ortaya konan futbol pek tatmin etmese de kötü oynanan maçları da kazanabilmek büyük takımlar için zorunluluk.Devamında yakalanan ivme ile Kopenhag ve Kayserispor galibiyetleri takımın moralini de yukarıya taşıdı.Kara bulutların yavaş yavaş dağıldığı, tekrardan güneşin açtığı günler başlıyor.Rüyadan uyandık, gerçeklerle tanıştık! Şimdi yeni zaferler, yeni kupalar kazanma zamanı ! Şimdi Galatasaray zamanı !


6 Ekim 2013 Pazar

Akhisar Belediyespor - Galatasaray Maç Yazısı | Bu Son Olsun !

Hafta içinde Juventus'tan istediğini alan Galatasaray , Juventus maçı sonrası Akhisar Belediyespor'a konuk oldu. Galatasaray'ın başında ilk lig maçına çıkan Roberto Mancini için zorlu bir sınav oldu.Skordan daha önemli olan bir konu vardı. Galatasaray'ın sahaya nasıl dizildiği ve sahada neler yapabileceğiydi. Juventus maçında orta sahada oynayan 4 oyuncu bugün ilk 11 'de değildi.Kadro olarak ciddi bir farklılaşma ile Akhisar karşısına çıktık.2 senedir orta sahanın yükünü sırtlayan Melo ve Selçuk'tan yoksun Galatasaray'da, takımı ileriye taşıyan tek isim olan Bruma'da yedek kulübesindeydi.Kadro bu şekilde farklılık gösterirken, birde oyun olarak isteksiz ve mücadele gücü düşük bir Galatasaray ile karşılaştık.34. ve 56. dakikalarda Niasse 'nin iki golüne , Drogba ile 67. dakikada cevap versek de skoru çevirmeyi başaramadık.

Maç boyu çok etkisiz bir Galatasaray izledik.Galatasaray adına ilk ciddi atak, 49.dakika içerisinde Ebuoe'nin sağ kanattan içeriye girmesi oldu.İlk tehlikeli pozisyon ise Drogba'nın çabalarıyla 52.dakikada geldi.Oyunun hiçbir evresinde rakip üzerinde istenilen baskıyı kuramadık.7.haftaya kadar oynadığımız deplasman maçlarında , zaman zaman bu baskıyı oluşturabiliyorduk. Ön alanda baskıyı kurabilmek için en önemli unsur ileride topu tutabilmektir.Yine orta sahanın dönen topları alarak, tekrardan ileriye servis etmesi gerekirken, Sabri-Ceyhun-Yekta-Sneijder bu görevden oldukça uzak kaldı.

Akhisar - Galatasaray Maçı ilk 11 (diziliş maç esnasında değişiklik göstermiştir.)


"Bu Forma Kutsaldır , Nasip Olmaz Herkese"

Sezon başından beri en önemli sorunumuz, koşu mesafeleri...Bu öyle bir hal aldı ki , bütün rakipler Galatasaray'dan fazla koşuyor. Real Madrid ile Arena'da oynarken katedilen mesafede gerideyiz, Juventus ile İtalya'da oynarken yine gerideyiz hatta Akhisar ile oynarken yine gerideyiz. Bizim iki senedir en önemli kozumuz takımın fizik olarak iyi durumda olmasıydı. Scott Piri bu konuda takıma çok fazla şey kattı.Bu sene başı yine aynı kamp programı çerçevesinde , aynı teknik kadro ile sezona hazırlanıldı.Buraya kadar herşey doğru gözükse de sezon açılınca bu acı gerçek ile karşılaşmak pek güzel olmadı. Galatasaray rakip ayırt ediyor desek "Real Madrid'i küçümsüyor da mı koşmuyor ? " demek lazım.Ligin 7. haftasında puan olarak geriye düşmüşsün , en yakın rakibin derbi oynayacak , buna rağmen sahada gezineceksin ! Bu kadar kolay değil !Rakibin kim olduğuna bakmıyoruz artık.Sahada canını dişine takıp , terini son damlasına kadar akıtacak futbolculara ihtiyacımız var.Sahada basmadık yer bırakmayan Johan Elmander bu takımdan kiralık gönderildi.Neden ? Yetenek olarak bu kadrodan çok mu düşüktü ? Fatih Terim'in meşhur bir vecizesi vardır "savunma ileriden başlar" diye.Hakan Şükür'ü savunmanın başlangıç noktası belirlemişti. Efsane kadro o şekilde oluşmuştu. Galatasaray 'da tepeden tırnağa kimse koşmuyor. Beşiktaş'ın yıldızı Manuel Fernandes , Galatasaray'da en çok koşan oyuncudan fazla koşuyor ise burada oturup düşünmemiz gerekiyor.Bu konuda takımın yeni kondisyoneri Ivan Carminati'ye büyük iş düşüyor.Eğer bu sorunu halledemezsek sezonun geri kalan 27 haftasında kabus dolu günler görebiliriz.Taraftar yaşanılan herşeyi sineye çeker ama sahada koşmayan , mücadele etmeyen adamı da gerektiği şekilde "tefe" koymasını da iyi bilir.Herkes üzerinde taşıdığı parçalı formanın hakkını vermek zorunda.

Akhisar-Galatasaray maçı , Galatasaray koşu mesafeleri



Roberto Mancini maç sonrası "takıma 1 aylık bir süre" verilmesini istedi.Daha attığı imza kurumamışken Juventus ve Akhisar deplasmanıyla karşılaştı.Öyle veya böyle bu iki maçı atlattı.Şimdi takımın eksiklerini az çok görmüştür.En başta fiziksel eksikliğin giderilmesi gerektiğini yukarıda belirttik.Bir diğer hususta Galatasaray'ın hücum varyasyonlarının olmayışı. Roberto Mancini takımın başında çıktığı tüm antrenmanlarda pozisyon bilgisi ve alan savunması üzerinde durarak savunmada ki sıkıntıları çözmeye çalışıyor.Şampiyonlar Ligi için bu elzem bir durum iken Süper Lig'de Galatasaray'ın savunmayla maç kazanamayacağını da öğrenmesi gerekiyor.Akhisar maçında alan savunması için bütün takım topun arkasına geçti.Pozisyon yerleşimi gayet güzel ancak duran toptan golü yedikten sonra herhangi bir reaksiyon gösteremedik. Galatasaray'ın tek hücum varyasyonu "Drogba'ya şişirilen toplar"dan öteye geçemedi.Bu uzun bir süredir bu şekilde gidiyor.Takımda ki tüm oyuncular kafayı kaldırıp direk "Drogba'ya göndereyim" derdinde.Bir  dönem "Burak Yılmaz'a atılan uzun toplar" gibi şimdi de "Drogba'ya şişirilen toplar" olarak yeni bir sorunumuz var. Galatasaray'ın gerektiği şekilde hücum yerleşimi ve atak organizasyonlarında çeşitliliğe şiddetle ihtiyacı var. Roberto Mancini  milli maçlardan dolayı verilecek arada , takıma ivme kazandıracağı çalışmalara vakit kaybetmeden başlamalı.İstediği 1 aylık süre kendisine tanınacak olsa da puan kayıplarının artık önüne geçilmeli ve istenilen Galatasaray , taraftarlara sunulmalıdır.

Wesley Sneijder - Burak Yılmaz ve Değişen Formasyon 

Sezon öncesi kampının yıldızı meşhur "çilek" Wesley Sneijder yine yokları oynadı.Bu sezon Gaziantep maçı haricinde sahada istenileni bir türlü veremeyen yıldız oyuncu artık üzerinde taşıdığı formanın hakkını vermeye başlasa iyi olacak. Galatasaray'ın 2011-2012 senesinde oynadığı klasik 4-4-2 sistemi "Sneijder sevdasına"  çöpe atılırken , kendisine yer açabilmek için Fatih Terim döneminde 4-3-1-2 , Mancini döneminde 4-2-3-1 (zaman zaman 4-4-1-1) formasyonlarına dönüş yaptık.Takımın evrildiği bu dönemler içerisinde hala klasik   4-4-2 düzenini aradığımız çok bariz.Merkez orta saha orjinli 4 oyuncu ile neler yapılabileceğini Fatih Terim çok güzel izletmişti.Eğer Sneijder'den istenilen katkı alınamazsa fazla ısrar etmenin bir mantığı kalmıyor. Takımın fizik durumu yukarı çıktıktan sonra formasyonda değişiklikler olabilir. Devre arasında da gerekli "neşter operasyonu" yakın gözüküyor.

Burak Yılmaz bu maçta gerekli performansı gösteremese de , 4-2-3-1 'in sol kanadında kendisinden ne umduğumuzu veya ne beklediğimizi çok merak ediyorum.Burak Yılmaz'ın adam eksiltme yeteneği yok , çizgiye inip orta açma olayı zaten yok , defansa gelip rakip takımın bekini takip etmek gibi bir vasfı hiçbir zaman olmadı.İleride baskıya zaman zaman destek verir hepsi bu kadar.Bunu kenarda ki Taffarel 'de , Tugay Kerimoğlu 'da çok iyi biliyor.Peki Burak Yılmaz sol kanatta ne arıyor ? Takımda "Sneijder 'e yer arama" derdine bir de "Burak Yılmaz'a yer arama" derdi eklenmiş durumda. 20. dakika sonrası 4-4-2 'ye dönen Galatasaray formasyonu içerisinde Burak Yılmaz'ın durumu tamamen içler acısıydı.Rakip kaleye en yakın futbolcu olup , ofsayta düşmek için kendisini heba etti durdu.Ofsayta düşmesinden ziyade oyunun içinde olmaması ve "ileride top bekleyen santrafor yalnızlığı " gerçekten çok üzücüydü.Takım kendisine topu taşıyamazken kendisi de geriye bir adım atıp , takıma yardım etmeyi hiç düşündü mü ? Goller kaçar önemli değil.Ancak sahada gezinmek ne demektir ? Herşeye rağmen Burak Yılmaz takımın en önemli gol ayağıdır.Galatasaray'a katacağı çok şey , atacağı daha çok gol vardır.Bugünleri en yakın zamanda atlatacaktır.

Galatasaray kendisine bir çıkış yolu bulacaktır.Sahada birbiri için mücadele eden 11 aslan yürekli futbolcuya ihtiyacımız var.Onun için en başta gerekli "amatör ruha" ihtiyacımız var.Son söz " Umut Bulut 'a yazık edecekler matmazel !"


2 Ekim 2013 Çarşamba

Juventus - Galatasaray Maç Yazısı | Tükenmez Umut'um,Varsa Sarı Kırmızı Formasında

Real Madrid maçında yaşanılan hezimet sonrası , gördüğümüz rüyanın bittiğini yazmıştık.Rüya kabusa döndükten sonra , gerçek Galatasaray efsanesi Fatih Terim'i kaybettik.İmparator'un yerine bir dünya markası Roberto Mancini takımın başına getirildi.2 haftada yaşadığımız kaosun şaşkınlığını üzerimizden atmaya çalışırken, Torino deplasmanı geldi.


Mancini yönetiminde ilk maçımıza Juventus karşısında çıktık.Fatih Terim döneminde alıştığımız 4-3-1-2 'nin yerine 4-4-1-1  formasyonu ile oyuna başladık.Mancini'nin, beklendiği üzere daha defansif bir oyun planı çıkardığını söyleyebiliriz.Fatih Terim döneminde yaptığımız önde baskı yerine; Juventus hücumlarında, yarı alanımızda oyunu daraltmaya çalışan, bloklar arası mesafeyi minimuma indirip, kazandığı toplarla  Bruma ve Drogba'yı topla buluşturmaya çalışan bir Galatasaray vardı.Drogba'nın golüne kadar orta sahada ayağa iyi pas yaptık.Gerektiğinde oyunu iyi soğutup ileriye daha dengeli çıkışlarla gol aradık.Chedjou 'nun 36. dakikada uzun pasında, Drogba savunmanın hatasından faydalanarak Galatasaray'ı Torino'da öne geçiren golü attı.

Drogba 'dan "Metin Oktay" selamı 


Juventus, Pirlo'nun önderliğinde oyuna hükmeden bir takım.Oyunun yönünü hızlı bir şekilde değiştirip, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner'i topla buluşturduktan sonra Vucinic ve Tevez'e etkili ortalarla gol aradılar.Orta sahada Vidal ve Pogba, oyunun her iki yönünü de iyi oynayan orta saha oyuncuları.Kabul etmek gerekir ki Galatasaray'ın bu savunma hattı ile ilk yarıda çok net pozisyon vermeden , sadece alan daraltarak oyunu dengede götürmesi çok önemliydi.1-0 'dan sonra artan Juventus baskısına Chedjou ve Semih'in sakatlanmasıyla oyuna dahil olan Gökhan Zan ile karşı koyduk.Pirlo'nun, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner 'i topla buluşturmak için attığı 30 metrelik paslara fazla boşluk vermeden iyi karşı koyduk. Ters toplara, kanatlardan Riera ve Bruma ile zamanında yardım getirmemiz ve Melo-Selçuk ile kademeyi oluşturmamız çok önemliydi. Roberto Mancini , Juventus' un etkili yönlerini takıma iyi anlatmış.İlk yarıda oyuncular savunma anlamında güzel sinyaller verdi.

Galatasaray, ikinci yarının başlama düdüğüyle beraber tamamen kendi yarı sahasında oyunu kabul etti.11 kişi topun arkasına geçerek , Juventus'a boş alan bırakmamak ilk öncelikti.Galatasaray, Sneijder'den bu maçtada gerekli verimi alamazken,Pirlo ikinci yarıda da oyuna hükmetmeye devam etti.Galatasaray adına bekleneni veremeyen iki isimden Riera ve Sneijder'in yerlerine Amrabat(60.dk) ve Umut Bulut(73.dk) dahil oldu.Roberto Mancini, kontra ataklar yakalanabileceği düşüncesiyle Amrabat'ı oyuna alsa da istenilen olmazken;Umut Bulut hamlesi ile Pirlo'nun rahat pas yapmasının önüne kısmende olsa geçildi.Umut Bulut'un pres gücü ile Pirlo etkinliğine önlem alınırken,tamamen uzun topa dönen Galatasaray'a hava hakimiyeti kazandırma stratejisi yerinde bir karar oldu.

77.dakikanın içerisinde Amrabat'ın yaptığı müdahale sonrası hakem Viktor Kassai , penaltı noktasını gösterdi.Maç boyu ikili mücadelelerde ki sertliğe prim tanıyan ve bütün takdir haklarını Juventus lehine kullanan Kassai, Amrabat'ın müdahelesine penaltı yorumunda bulundu.Vidal'in kullandığı penaltı ile skora 1-1 'lik eşitlik gelirken , Juventus baskısı daha da arttı.Galatasaray savunması Juventus ataklarına direnmeye çalışırken 87. dakikada Pirlo'nun ortasında Quagliarella skoru 2-1 'e getirdi.Maç artık bitti derken,yine Drogba'ya gönderilen uzun topun Umut Bulut'a inmesiyle skor 2-2 'ye geldi.Böylelikle çok büyük sıkıntılar ile çıktığımız Juventus müsabakasından 1 puanı hanemize yazdırarak İstanbul'a döndük.

"Tükenmez Umut'um , varsa sarı kırmızı formasında"


Torino'dan kazanılan 1 puana birçoğumuz üzülsek de Kassai gibi bir faciaya rağmen kaybetmediğimize sevinmeliyiz. Ofansif olarak çok iyi şeyler yapamasak da takım savunması adına olumlu sinyaller verdik. Muslera her zamanki gibi muhteşemdi. Chedjou bugüne kadar en iyi performansını sergiledi.Ayrıca Ebuoe'nin yerden kalkmayan tavırlarına isyan etmesi maçın en önemli karesiydi.Yerden kalkmayan futbolcu profilinden ne zaman kurtulacağını çok merak ediyoruz.Futbolun bir erkek oyunu olduğunu ve her pozisyonda yere serilerek takıma kaybettirdiği puanları hatırlamasını kendisine öneriyorum.Semih Kaya'nın sakatlığı sonrası oyuna dahil olan Gökhan Zan, yine gerçek bir profesyonellik örneğiyle, kendisini nasıl hazır tuttuğunu tüm Galatasaraylılara gösterdi. Bruma ofansif olarak bekleneni veremese de takım savunmasına katkısıyla takdiri haketti.

Galatasaray adına maçın en önemli oyuncusu tartışmasız Drogba olurken, 1 gol ve 1 asist ile #ÇareDrogba lakabının hakkını verdi. Galatasaray'a kattıklarıyla gerçekten büyük bir teşekkürü hakediyor. Yazının başlığında vurguladığımız "tükenmez Umut'um varsa sarı kırmızı formasında" bestesinde ki umudumuz olan Umut Bulut'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Kendisine ne zaman ihtiyaç duysak yedekten gelip görevini layıkıyla yapıyor. Galatasaray'ın bugün kazandığı 1 puanı getiren golü attı.Oyuna girdikten sonra Pirlo'ya yaptığı baskıyla etkinliğini azalttı. Sorunsuz ve gerçek bir profesyonel olarak davranan Umut Bulut, bu gecenin kazananı oldu.

Önümüzde ki Kopenhag maçlarından çıkarabileceğimiz 6 puan , Şampiyonlar Ligi'nde yolumuza devam edebilmek için çok önemli. Torino deplasmanından alınan 1 puanın anlam kazanabilmesi için Kopenhag'ı iki maçta da kayıpsız geçmeliyiz. Juventus ile Arena'da son maçı oynayacağımızı da unutmayalım.Skor 2-1 olunca sevinmeye kalkan densizlere "Galatasaray, bitti demeden bitmez ! "

22 Eylül 2013 Pazar

Beşiktaş - Galatasaray Maç Yazısı | "Bitsin Artık Bu Çile"

Hepimiz Suçluyuz Aslında...

Konuşulacak o kadar şey var ki...Yaşananların hepsinden bizler,yani hepimiz suçluyuz.Yaşananlar sadece Beşiktaş'a,Çarşı'ya veya 1453 Kartallar grubuna özgü değil.Neden mi?

Bütün takımların taraftarları aynı kültürde büyüyor da ondan.Konuyu biraz açalım isterseniz. İstanbul'da yaşayan 3 büyük takımın taraftarı belli bir "semt kültürü" alır.Bu ne demektir? İlkokulda veya lisede,3 büyük takım taraftarı yanyana oturur.Mahallede beraber futbol oynar.Kavga çıkarsa beraber "mevzu!"ya gider.Semtinin takımını da yine yanyana destekler.Karagümrük , Kasımpaşa , Beylerbeyi , Eyüpspor , Beykozspor , Zeytinburnuspor v.s. Bunlar belli bir "semt adabı" olan ve belli bir tribün kültürüne sahip , Amatör Küme'den 1.Lige kadar "tribün kovalayan taraftar" yetiştiren , yani Türk Futbolu'nun "taraftar ocaklarıdır".3 büyüklerin taraftar altyapısı da"semt takımları"ndan ileri gelir.Çocuk yaştan itibaren asabiyet oranı yüksek,kavgayı veya savaşmayı "Erkekliğe Giriş 1" dersi olarak alıp , kendisini "semt abilerine" ispat çabası içerisinde olma,yaşama olan bakış açısını "hayatta herkese gider" mottosu ile sürdürüp yoluna devam eden bir taraftar sosyolojisi aslında.

Çocukluğunu veya ergenliğini bu şekilde geçiren taraftarlar,futbolu "asabiyet oranını düşürme",çıkarılan kavgalarla "erkeklik egolarının tatmini" olarak görüyor.Rakip takım taraftarlarıyla dalga geçmek için , "envanter toplama" merakı da çıkan olaylarda itici güç oluyor.İstanbul tribün kültürü (Türkiye içinde geçerlidir) tamamen "semt kültürüne" paralel ilerliyor.Ben dahil hepimiz aynı psikoloji ile yetişiyoruz. Olaylara verdiğimiz tepkiler aynı.Bizleri savaşmaya veya kavgaya iten başlıca faktörler,semtimizde abilerimize veya arkadaşlarımıza anlatabileceğimiz "hikaye bulma" telaşından öteye geçmiyor.Beşiktaş ve Fenerbahçe belli bir semte hitap ederken Galatasaray bunların biraz olsun dışında kalıyor.Galatasaray kendi tribününde birçok farklı semti barındırıyor.Söylediğim gibi köken aynı,kültür aynı,birikimler aynı...

"Çocukken alıyoruz eğitimi" Örnek Resim 1


Böyle bir eğitimden geçtikten sonra 3 büyüklerin taraftar grupları içerisinde yer aranıyor.Bulunduktan sonra aynı kültürü "şehre olan göç" gibi devam ettiriyoruz.3 büyük taraftar grubu da hiçbir zaman "geri vitesi olmayan" , "burası ..... burdan çıkış yok" fikriyatında ilerliyor.Olaya spor gözüyle değil "erkekliğin varolma mücadelesi" olarak bakıyoruz.

İğneyi Kendimize Batıralım

Sevmiyoruz biz aslında,gerçekten tuttuğumuz takımı sevmiyoruz.Sevdiğimizi zannedip kendi egolarımızı tatmin ve kendi bencilliğimiz için kullanıyoruz.Bu 100 yılı aşkın çınarlar elimizde oyuncak gibi istediğimiz zaman çıkartabildiğimiz olaylarda zarar görürken,ondan nemalanıyoruz.Nasıl olsa bir ceza yok.Nasıl olsa kaosun orta yerindeyiz.Batmışız bir bataklığa,çıkartmaya çalışan yok.Eğitimi zaten mahalleden/semtten yanlış almışız.Alınan eğitimi değiştirmeye çalışan yok.Eğitimin ilk başta aileden,sokaktan ve hatta mahalleden   verilmesi gerektiğini düşünen yok.Tribün olaylarını çıkartılan yasalarla,yapılan statlarla veya tesislerle çözebileceğimizi zannediyoruz.

Bütün bunlara rağmen hakkını verdiğimiz zaman tribün ve taraftarlık güzeldir.Ama olay sevdiğini zannettiğin takıma zarar verme veya vermeme konularına gelince işin rengi değişiyor.Herşeyi,kendi hikayemizi yaratmak uğruna biranda terkediyoruz.Pet şişelerinin havada uçuştuğu olaylı Galatasaray-Fenerbahçe derbisini birçoğunuz hatırlar.İşte o derbide çıkan olaylardan tutun da Fenerbahçe'nin kendi evinde kaybettiği şampiyonluk sonrası çıkan olaylara varana kadar bütün olaylarda hepimizin imzası var.Biz kendimiz için yaşıyoruz.Bencilliğimizle gurur duyuyoruz.Abilerimize hikayeler anlatıp böbürleniyoruz.Sahaya girmeyi marifet sayıyoruz.Sevmiyoruz aslında Galatasaray'ı,Beşiktaş'ı,Fenerbahçe'yi...Biz sadece kendi egolarımızı seviyor ve onlara tutuluyoruz.

"Kendi egolarımız için yaşıyoruz" Örnek Resim 2

Olmazsa Olmazımız "Siyaset"

1 gün önce Fenerbahçe-Elazığspor maçında "GFB" mensupları "Sol Açık" taraftar grubuna saldırıyor.Bugün de Akp Gençlik Kolları'nın tekeliyle kurulan "1453 Kartalları" ile "Çarşı" arasında yaşananlar.Herşeyin başında "spora siyaset bulaşmasın" diye bir taraflarını yırtan Hükümet,kendi eliyle Çarşı'nın karşısına bir taraftar grubu çıkartıyor.Hazırda olanları kendi tarafına çekmeye çalışıyor.Bunun için neler veriliyor veya neler alınıyor ? Hep söylenen "vandalizm" nidalarını haklı çıkartmak için her yolu mübah sayıyor.Bütün bunlardan sonrada "spora siyaset bulaşmasın" diye ortaya çıkabiliyor.Fazla söylenebilecek söz yok aslında "Ok Cnm Kib By..."

Bugün ve dün rakip takım tribünlerinde yaşananlar yarın Galatasaray tribünlerinde de yaşanabilir.En başta olayı iyi görmemiz gerekiyor."ultrAslan" ve "Tekyumruk" bu durumu iyi analiz etmeli.Yaşanılanlar ortada iken birilerine maşa olunmamalıdır.Tribünde istenmeyen olayların çıkması engellemelidir.Akl-ı selim hareket edip birilerinin ekmeğine yağ sürülmemesi gerekmektedir.

Tabi ki Galatasaray

Hafta ortası yaşanılan hezimet sonrası takımın nasıl bir reaksiyon göstereceği büyük merak konusu idi.Galatasaray her zamanki gibi yine iyi reaksiyon gösterdi.Hafta ortası Fatih Terim'in takıma uyguladığı rehabilitasyon süreci olumlu işledi.Galatasaray düştüğü yerden kalkmayı başardı.4'de 4 yapan ve Olimpiyat Stadı'nda ki 76,127 kişinin önünde Beşiktaş'ı 1-0'dan gelerek 2-1 mağlup etmeyi başardı.Bu yazıldığı gibi kolay bir olay değil.Fatih Terim bu yüzden büyük hoca ve bu yüzden "İmparator".Slaven Bilic'i de kutlamak lazım gerçekten güzel bir takım yaratmış ancak Galatasaray karşısında bu futbol yetmez.Nasıl ki Real Madrid maçında Galatasaray'a yetmediyse,Beşiktaş'a da Galatasaray karşısında yetmez.Geçtiğimiz 2 yılda sezona topallayarak başlayan Galatasaray yine bir büyük maç sonrası kendini buldu.Bu maçtan sonra artık istenilen Galatasaray'ı izleyeceğimizi düşünüyorum.Sadece defans kurgumuzu doğru bir şekilde oturtmamız şart.Savunma olarak bu maçtada fazlasıyla hata yaptık.Her maç farklı defans kurgusu , faydadan çok zarar getiriyor.

1-0 geriye düştükten sonra oyunun hakimiyeti tamamen Galatasaray'a geçti.2.yarıda ki Bruma hamlesi ise takımın kanat organizasyonlarının artmasını sağladı.Orta sahada savaşmayı asla bırakmayan Melo yine isyan bayrağını elinde taşıyan "Braveheart"tı.Burak Yılmaz yine gol kaçırmaya devam ediyor ancak bu formu çok fazla sürmeyecektir.Önümüzde ki hafta yine gollerini atmaya başlayacaktır.Son sözümüz de "assolist" Drogba'ya."We have Drogba they don't".Maçı Galatasaray'a getiren adam oldu.35 yaşında,o kadar yaşadığı başarıya rağmen halen 18 yaşında ki genç futbolcu gibi başarıya aç.Gerçek bir lider gibi oynadı bugün.Drogba'yı hücumda pozisyon kovalarken,devamında duran toplarda savunmadan top çıkartıp defansı toparlarken görebiliyoruz.Gerçekten ona sahip olduğumuz için çok şanslıyız.Son olarak Fatih Terim'in önümüzde ki süreç içerisinde sözleşme tartışmalarına artık son vermesini bekliyoruz.Bu yaşananlardan Galatasaray fazlasıyla hasar görmeye başladı ve bir Galatasaray Efsanesi'ne yakışacak şekilde bunun önüne geçmesini bekliyoruz.




14 Eylül 2013 Cumartesi

Galatasaray-Antalyaspor Maç Yazısı | Bize Yine Hüsran, Bize Yine Hasret Var !

Metin Oktay'ı andığımız,özlememizi ve hasretimizi tribünde haykırdığımız güne güzel bir galibiyet yazısı eklemek isterdik ancak olmadı.Antalya'nın golünü özetlerden çıkartıp,maçı hiç izlememiş birisine görüntüleri izletsek,Galatasaray'ın 8-0 kazandığını sanabilirdi.Futbolda yaşanabilecek şanssız bir geceyi yaşadık ancak Süper Lig'in 4.haftasında 3.beraberliğimizi aldık.Hiç hesapta olmayan bir puan kaybı oldu.Takım performansına geçmeden önce bu sezonun hiç de kolay geçmeyeceğini artık anlamış olmamız lazım.Herşey kendi elimizdeyken ve başlangıçlar bu kadar önem arz ederken , kaybedilen puanların yanında takımın "winner" kimliğinden uzaklaşıyor olması düşündürücü.

Geçen sezonun ikinci yarısı itibariyle aldığı başarılı sonuçlar ve ortaya konan güzel futbol bu sene biraz daha geç geleceğe benziyor.Takım içinde konsantrasyon probleminin olduğu çok açık.Maalesef "Cuma" sendromumuz yine devam ediyor.Şampiyonlar Ligi öncesinde puan kayıplarına alıştık ancak bu kadar çok poziyona girip maçtan beraberlikle ayrılmak üzücü oluyor.Henüz 8.dakikada 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonunun haricinde 2'de direkten dönen topumuz vardı.Golü kalemizde görene kadar takım Amrabat'la hazırlanan güzel pozisyonlar yakaladı.Golü yedikten sonra Emre Çolak ve Amrabat kanat değiştirdi.Bu değişiklikten sonra ilk yarı bitene kadar iki futbolcu da tüm efektifliğini sahada kaybetti.Maça başladığımız sistemde koşan ve mücadele eden,pozisyonlar bulan bir Galatasaray izledik.Golü yedikten sonra gelen sistem değişikliği takımı kargaşaya sürükledi.




Emre Çolak ve "Şımarık Taraftar" Güruhu

Galatasaray tribünlerinin artık "şımarık çocuk" gibi her hata sonrası oyuncu asma hastalığından vazgeçmesi lazım.Dakikanın önemi yok,Emre Çolak geçen sezondan beri her basit hatasında tribünler tarafından günah keçisi oluyor.2 hafta önce Volkan Şen'in durumunu hepimiz hatırlıyoruz.Taraftarlığın alt metninde sadece başarıya endeks var ise 14 yıl şampiyon olamadığımız zamanları yaşayan abilerimize,babalarımıza veya dedelerimizden sadece özür diliyorum.İyi ki bu taraftar güruhu o zamanlarda tribünde değildi.Ali Sami Yen'i o futbolcuların başlarına yıkarlardı.Taraftar profilinin 2000 Uefa Kupası sonrası değiştiği çok açık ancak bu kadar kolay futbolcu tüketilmemeli.Emre Çolak'ın futbol tarzını bende beğenmiyorum ama ne olursa olsun Galatasaray "ocağından" yetişen bir futbolcuya yapılan hakaretler tribünümüze yakışmıyor.Onca pozisyonu harcayan Burak Yılmaz'a Drogba'ya olan sinirimizi "şamar oğlanı" olarak gördüğümüz Emre Çolak'tan çıkarmak pek mantıklı değil.

Kaos Futbolu

İkinci yarıda takım olarak geçen sezon ki Mersin İdman Yurdu ve Orduspor maçlarına benzer bir şekilde "kaos futboluna" döndük.Umut-Burak-Drogba üçlüsüne şişirilen toplar,oyuna 60.dakikada giren Bruma ve daha sonra oyuna dahil olan Sabri'nin kanatlardan taşıdığı toplarla forvetleri golle buluşturma düşüncesi yakalanan onca pozisyona rağmen golü getirmedi.Bruma'ya bir parantez açmamız lazım,gerçekten kendisine güvenenleri mahcup etmedi ve klasını ilk maçta gösterdi.İkinci yarıda oyun tamamen tek kaleye dönmüşken oyuna dahil olan Bruma,tekniği ve süratiyle izleyenlere keyif verdi.75.dakikada sağ kanattan Sabri'nin ortasına Drogba dokundu ve skora 1-1'lik eşitliği getirdi.Golden sonra Metin Oktay'a ithafen elini kalbine götürmesi , Drogba'nın ne kadar özel bir insan olduğunu tekrardan bizlere hatırlattı.Golden sonra baskıyı iyice arttırmamıza rağmen yakalanan pozisyonlar cömertçe harcanmaya devam etti.Umut'un 1 metreden dışarı attığı şutun akabinde Drogba'nın son dakikalarda 6 pastan attığı kafa yine dışarı gitti.Galatasaray'ın oyun iştahı ve mücadele azmi gayet iyi.Bu maçta da görüldü ki ilk 20 dakika içerisinde golü bulamadığımız zaman sonra ki dakikalarda kalemizde gol görme olasılığımız çok yüksek."Fatih Terim Galatasaray'ı maça her zaman baskılı başlar ilk 20 dakika içerisinde gol veya goller bulur ve oyunu rölantiye çevirir".Ezberlediğimiz sistem,gol gelmeyince bozuluyor.Oyunda Selçuk İnan gibi takımın "balans ayarı" olmayınca telaş başlıyor.Takım golü yedikten sonra,iyi yaptıklarına devam etmek yerine,taraftar baskısıyla ne yaptığını bilmez bir hal aldı.Burada gereken tecrübeyi sahaya yansıtamadık.Burak Yılmaz'ın gününde olmaması da bunda etkilliydi.Yakaladığı onca fırsatı çok kolay harcadı.Bir diğer önemli husus takımın rakip seçen havasından kurtulması gerekiyor.Geçen sezon puan kaybettiğimiz haftalarda rakiplerimizde bizimle puan kaybettiği için ilerleyen haftalarda puan kayıplarını telafi etmiştik.Bu sezon ise Beşiktaş'ın 3/3 ile yoluna devam etmesi ve 5.hafta Olimpiyat Stadı'nda olası mağlubiyette farkın daha da açılacağını unutmamak lazım.

Drogba'dan Taçsız Kral Metin Oktay'a selam
Galatasaray altyapısından yetişen ve Muslera'nın yokluğunda Antalyaspor karşısında kaleyi koruyan Eray tam olarak güven vermese de maç tecrübesi kazanması açısından faydalı oldu.Kalesinde gördüğü tek atakta golü yedi.İkinci yarıda ise bir topu elinden kaçırsa da defans pozisyonu uzaklaştırmayı başardı.Zamanla bu hatalarını minimuma indirmesini diliyorum.Engin Baytar , Hamit'in yokluğunda 11'de maça başladı.Yenilen gole kadar ortaya koyduğu mücadele başarılı olmasına rağmen golden sonra fazlaca tercih hatası yaptı.2011-2012 sezonunda ki Engin Baytar'dan hala çok uzakta.Hırs ve azmini bir kenara bırakmış durumda.Eğer formayı Hamit'ten almak istiyorsa daha fazla mücadele etmeli ve bize,özlediğimiz Engin'i tekrardan izletmeli.Kabul edilmesi gereken bir gerçek de Felipe Melo'nun "takımın olmazsa olmazı" oluşudur.Bu takımda herkesin yeri bir şekilde dolar ancak Felipe Melo'nun üstlendiği görev ve ortaya koyduğu mücadele sebebiyle alternatifinin olmadığı çok net.Dünya üzerinde ki en iyi ön liberolardan birisine sahip olmamız takımımız adına çok önemli.

Fatih Terim ve Sözleşme Tartışmaları

Uzun bir süredir yaşanılan Fatih Terim'in sözleşmeyi uzatıp/uzatmama meselesi artık can sıkmaya başladı.Maç sonrası yaptığı açıklamalar olayı aydınlatsa da gerekli olan net cevabı vermeyişi soru işaretlerini halen gidermiş değil.Evet , İmparator için Galatasaray tercih konusu olamaz.Sözleşmede ne yazdığına bakmaz,bir Galatasaray efsanesine de yakışan budur ancak "yarın yeni sözleşmeyi imzalıyorum" demek bu kadar zor olmasa gerek.Bu sözleşme mevzusu gün geçtikçe daha çok büyüyüp takıma zarar vermeye başladığında umarım takım yarıştan kopmaz.Tüpçü Federasyonu'nun kafasında ki ve siyasetin boğazına kadar içinde olduğu bir düzende İmparator'un Galatasaray'dan ayrılıp tamamen Milli Takım'ı çalıştırması yatıyor.Kendisine yapılan baskıların farkındayız ancak "Galatasaraylılık her zorluğa karşı dik bir duruşu sergilemek,baskılara da boyun eğmemektir."

Salı günü oynanacak R.Madrid maçı öncesi Galatasaray'ın son durumunu da görmüş olduk.R.Madrid maç önü yazısında bu önemli müsabakaya daha ayrıntılı değiniriz.Maçtan notlarla noktayı koyalım.

Notlar :

  1. Fatih Terim 159 gün aradan sonra TT Arena'da maça çıktı.
  2. Didier Drogba, 2013-14 sezonunda Süper Lig’de ilk golünü MP Antalyaspor karşısında attı. (Bu sezon 25 şut denemesinde 1 gol kaydetti)
  3. MP Antalyaspor Süper Lig’de deplasmanda oynadığı son 11 maçta sadece 3 puan aldı.
  4. Galatasaray son 2 sezonda Cuma günü oynadığı 11 maçta 8 kez puan kaybetti.(Toplam 20 puan kaybı)
  5. Galatasaray, Fatih Terim yönetimindeki en kötü ilk 4 hafta performansına ulaştı.
  6. Galatasaray, Fatih Terim’in A Milli Takım görevini kabul etmesinden sonra oynadığı 3 lig maçını da kazanamadı.
  7. Milan Baros Antalya formasıyla Galatasaray'a karşı ilk kez mücadele etti.
  8. Maç öncesi "Galatasaray Efsanelerini Anıyor" projesi kapsamında Erdal Keser ödülünü Sedat Doğan'ın elinden aldı.
(Trt Spor'dan alıntıdır)

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Eskişehir - Galatasaray Maç Yazısı | "Dejavu"

Ligin 3.haftasında kronikleşen "Eskişehir sendromu" geride kaldı.Skor yine 0-0.Fatih Terim'in Eskişehir'de kazanamama sendromu 3.sezonda da tam gaz devam ediyor.Maç öncesi Galatasaray taraftarlarına  maçın skorunu sorsanız "0-0" şeklinde yanıtlardı..

Süper Lig'de Eskişehir ve Bursa deplasmanları en zor deplasmanlardır.Şanssızlığımız bu iki maçında peş peşe oluşu.Bu maçlar ilk devreye yayılmış olsa kimse ağzını açmaz ama gel gör ki üstüste oynanınca kaybedilen 4 puan olarak göze batıyor.

Oyuna geçmeden önce saha zeminine değinmeden olmaz.Kış şartlarında veya yağmurlu zeminlerde oyuncuların kaymasına ve ayakta duramamasına hepimiz alışkınız ancak yaz aylarında , sezonun ilk haftalarında böyle zemini hiç hatırlamıyorum.Tek tek pozisyon anlatmayacağım çünkü maçın her anında yere düşen oyuncu sayısı oldukça fazlaydı.Futbolun gelişmesi için o kadar kafa yoran (!)  insanlar bu zemin problemini halledemeden hiçbir şey başaramayacaklar.Üst yapıdan önce alt yapının gerçekleşmesi tüm ülke için elzemken 2013 Türkiye'sinde hala zemini tartışıyor olmamız fazlasıyla ironik.



Galatasaray'ın lige düşük tempoda başlamasına 2 senedir alıştık.Bu sezonda aynı şekilde devam ediyoruz.İlk haftalar tökezlesede 6 ve 7. haftadan itibaren takım kendini buluyor.Önemli olan bu haftaları en az kayıpla atlatmak.Eskişehir maçıda bu şekilde değerlendirilmesi gereken bir müsabaka oldu.Maçın ilk yarısı fazlasıyla sıkıcıydı.İki takımda orta saha mücadelesini "zeminin elverdiği ölçüde" kazanmaya çalışarak oyuna hükmetmeye çalıştı.İlk devrede göze batan tek isim Eskişehir'in sol beki Tarık Çamdal'dı.Sol taraftan etkili ataklarla Ebuoe'yi çok zor durumda bıraktı.Birçok pozisyonda faulle durduruldu.Ülke olarak sol bek problemi yaşadığımız dönemlerde Tarık Çamdal "umut"olarak göze battı.Drogba-Burak Yılmaz-Sneijder'li ileri üçlü etkisiz bir görüntü çizdiler.İlk yarıda Drogba'nın kafa şutu ve Burak Yılmaz'ın zeminin azizliğine uğrayıp kaçırdığı pozisyon haricinde çok fazla varlık gösteremedik.Eskişehir'de Kamara ve Erkan Zengin beklenenden uzak bir görüntüyle ilk yarıyı tamamladılar.Galatasaray'da Selçuk İnan'ın form düşüklüğü son sürat devam ederken, stoperler arasında ki sorun hala göze batıyor.Bu maçta görev alan Gökhan-Semih ikilisi fazlaca pozisyon hatası yaptı.Uzun bir süre sonra ilk 11'de başlayan Engin Baytar , Hamit'in yokluğunda kendisini gösteremedi.İlk yarı Galatasaray'da en iyi diyebileceğimiz isim Felipe Melo oldu öyle ki kendisinin olmadığı Galatasaray orta sahası , direnç kaybını fazlasıyla hisseder.

İkinci yarı daha arzulu bir mücadeleye sahne oldu.6+0+4'ün mağduru Amrabat ve cezasının ardından tekrar takıma dönen Sabri , Burak ve Engin'in yerinde ikinci yarıda oyuna dahil oldu.4-4-1-1'e dönen Galatasaray kanatları daha etkin kullanmaya başladı.Futbolcu olmak için herşeyi bünyesinde barındıran ancak en önemli şeyi (futbol zekası) futboluna dahil edemeyen Amrabat , oyuna hareket getirdi.Sneijder'in Drogba ve Amrabat'a attığı paslar zeminden dolayı başlamadan son bulan ataklar oldu.Galatasaray adına maçın en önemli pozisyonları ikinci yarıda gerçekleşti.Melo'nun boş kaleye 2 metreden auta yolladığı poziyon ve Drogba'nın direğe takılan şutunun haricinde Sneijder'in vuruşunda Boffin'in mükemmel kurtarışına şahit olduk.Eskişehir adına maçın en net pozisyonu ise savunmanın hatasından faydalanan Necati'nin vuruşuydu.Bu pozisyonda Galatasaray savunmasının anlaşmazlığını Muslera telafi etti.

17 Eylül'de ki Real Madrid maçına kadar çok daha fazla yol almamız gerekli.Fazlasıyla rahat oynayan Galatasaray bu konsantrasyonla devam ederse sezonun sonunda ki 4.yıldızı anca havada görür!Uzun bir süreden sonra ilk kez rakip takım bizden fazla pas yapmış durumda.Galatasaray'ın topa sahip olamadığı zamanlarda ileride ki 3'lünün savunmaya katkısının durumu malum.Selçuk-Melo-Hamit(bu maçta Engin Baytar)'in üzerine binen yük daha fazla oluyor.Orta üçlüden form olarak sadece  Melo'nun beklentileri karşılaması ve Selçuk'un geçen seneki formunda uzak oluşu oyunu rakip sahaya yıkmada sorun teşkil ediyor.Galatasaray kanatsız oynadığı için iki bekin oyuna katılması çok önemli.Ebuoe ve Hakan Balta'dan bu maçta da istenilen katkı alınamadı.Kanatların işlemeyeşi Galatasaray'ı orta sahaya mahkum ediyor.Oyunu geniş alana yayamadığımız için pozisyon üretmekte ilk yarı oldukça zorlandık.İkinci yarı Amrabat ve Sabri ile daha iyi bir görüntü sergiledik.Sene başından beri düşüncem değişmedi.Sneijder oynayacak ise 4-2-3-1 veya 4-4-1-1 Galatasaray'ın oynaması gereken sistem olarak gözükmekte.En azından Selçuk ve Hamit form tutana kadar 4-4-2'den vazgeçilebilir.Sistem sorununu kenara bırakacak olursak takımın mücadele ve fizik gücü fena değil.En azından rakibe diş geçirip savaşmaya devam ediyor.Eskişehir deplasmanı her zaman sıkıntılı olmuştur.Bu deplasmanı 1 puan ile atlattık.Karalar bağlamaya gerek yok , ne demişler "Allah Kerim , Fatih Terim "

İki haftalık milli maç arasından sonra görüşmek üzere...


18 Ağustos 2013 Pazar

Galatasaray - Fenerbahçe Maç Yazısı | "Before and After"

Süper Kupa Finali'ne Doğru

Geçen yıl Erzurum'un ev sahipliği yaptığı Süper Kupa Finali , bu sene Kayseri'de düzenlendi.Geçen senenin Süper Lig Şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası sahibi Fenerbahçe , geçen yıl olduğu gibi bir kez daha Süper Kupa'da karşı karşıya geldi.




Fenerbahçe

Sezona hoca değişikliğine giderek başlayan Fenerbahçe , Aykut Kocaman'ın yerine Ersun Yanal'ı takımın başına getirdi.Ersun Yanal'ın eski öğrencisi Alper Potuk , İbb'nin orta sahadaki yıldızı Samuel Holmen , Zenit'ten Portekizli stoper Bruno Alves,Bayern Leverkusen'den sol bek Michal Kadlec ve Spartak Moskova'dan Emenike takıma katıldı.Kadro olarak yenilenen Fenerbahçe , hafta ortasında Salzburg'u elemesine rağmen ortaya koyduğu performansıyla eleştirilere maruz kalmıştı.Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'si geçen seneye göre daha fazla önde basan , defansı orta sahaya yakın kurup , bloklar arası mesafeyi kısaltan bir mantaliteyle mücadele etmeye çalışıyordu.Salzburg'un hareketli ve genç oyuncuları pas bağlantılarını doğru kurduğu için baskıdan kolay kurtulup Fenerbahçe kalesinde birçok pozisyon bulmuştu ancak Fenerbahçe bu Avrupa sınavından başarıyla çıkmıştı.Fenerbahçe bu moralle 11 Ağustos'da oynanacak Süper Kupa Finali'ne odaklanmıştı.



Galatasaray

Geçtiğimiz yılın Süper Lig Şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi çeyrek finalisti Galatasaray , sezona geçtiğimiz yıl Fransa'da en iyi stoper seçilen Aurelien Chedjou ve Sivasspor'un başarılı orta sahası Erman Kılıç hamleleri ile başladı.Geçtiğimiz yıl kiralık olarak forma giyen Umut Bulut ve Felipe Melo takıma yeniden katıldı.Süper Kupa öncesi katıldığı Emirates Cup'ı kazanan Galatasaray , Londra'dan İstanbul'a büyük moralle döndü.Hazırlık kampı süresince en büyük sorun ise defans bölgesinde yapılan hatalar ve stoperlerin uyumsuzluğuydu.Emirates Cup'ta sakatlığı sebebiyle forma giyemeyen Burak Yılmaz'ın form durumu Fatih Terim'i düşündüren bir diğer husustu.

Şşşşşşşşşttttttt   1 2 3 ...

Süper Kupa Finali , Kayseri'nin ev sahipliğinde , dolu tribünler önünde güzel bir mücadeleye sahne oldu.Maçın başlama düdüğüyle beraber Fenerbahçe orta sahası, Galatasaray'ın orta sahasında ki Selçuk İnan ve Felipe Melo'ya yakın oynayarak pas alışverişini kesmeyi amaçladı.Fenerbahçe'nin önde basarak Galatasaray'ı çıkartmama düşüncesi ilk 20 dakikada etkili oldu.Galatasaray kendi yarı sahasında yaptığı pas alışverişiyle Fenerbahçe'nin baskısından kurtulmaya çalışırken pozisyon üretmekte oldukça zorlandı.Ancak Fenerbahçe'nin önde basıp rakibi bozma düşüncesi takımın kondisyonunun düşmesinden dolayı 20.dakikadan sonra azaldı.Galatasaray daha fazla hareket alanı bulmaya ve Mehmet Topuz'un kanadından Nordin Amrabat ile daha fazla pozisyonlar üretmeye başladı.Gökhan Gönül'ün yokluğunda sağ bek mevkisinde görev alan Mehmet Topuz kademe ve duruş hatalarıyla takımının savunma dengesini bozdu.20. dakika geçilirken Drogba'nın müsait pozisyonda Mert Günok'u geçememesi ilk tehlikeli pozisyon olarak hafızalara kazındı.24.dakikada Sow , Drogba'ya nazire yaparcasına ceza sahasında ayağına gelen fırsatı "ıska" geçerek değerlendiremedi.Galatasaray ilk yarım saat sonrası kalede genç Mert'in olmasından faydalanmak isteyen bir düşünceyle uzaktan şutlarla gol aradı.20.dakikada Drogba'nın pozisyonunu kurtaran Mert , daha özgüvenli bir şekilde kalesini gole kapattı ve ilk yarı başladığı gibi 0-0 bitti.


İkinci yarı Galatasaray'ın artan baskısı ile başladı.45 ila 60. dakikalar arası orta saha hakimiyetini ele alan Galatasaray , ceza sahası çevresinden çektiği şutlarla gol aradı.Kapalı tribün önünde , korner çizgisine yakın bir noktada Drogba'yı faulle durduran Bruno Alves , gördüğü sarı kartın ardından çok geçmeden Felipe Melo'ya yaptığı faul sonrası ikinci sarı kartla oyundan atıldı.63.dakikada 10 kişi kalan Fenerbahçe , Mehmet Topal'ı stopere çekerek orta sahada bir kişi eksik mücadele etmeyi göze aldı.Orta saha hakimiyetini tamamen eline alan Galatasaray baskısını arttırdı.Artan baskıyla birçok pozisyona girilse de , Galatasaray adına yanlış pas tercihleri veya son vuruşlarda ki beceriksizlik arzu edilen skoru getirmedi.Ersun Yanal , 81.dakikada Webo'yu kenara alıp Kadlec'i oyuna sokarak oyunu dengelemek istedi.Mehmet Topal tekrar orta sahada ki yerini aldı ve ileride tek forvet Sow olarak mücadelenin 90 dakikası tamamlandı.

90 +

Yorgunluğunda etkisiyle uzatma dakikalarında iki takım oyuna kontrollü başladı.Galatasaray'da oyuna 81.dakikada Amrabat'ın yerine dahil olan Erman Kılıç ve Hakan Balta ile sol kanattan etkili ataklar yarattı.Mehmet Topuz'un kanadından çok fazla açık veren Fenerbahçe , Hakan Balta'nın ortasında Drogba'nın kafasına engel olamayarak 99.dakikada 1-0 mağlup duruma düştü.Finallerin adamı Didier Drogba , Süper Kupa Finali'nde sahne alarak "Gerçek Galatasaraylı"oluyordu.Skorun 1-0 olmasından sonra Galatasaray oyunu geride kabul etmeye başladı.Bu dakikalarda Sow'un kafası direkten dönerken yine Sow'un vuruşunu Muslera kornere tokatladı.Uzatmanın ikinci yarısında Fenerbahçe'nin baskısı sonuç getirmezken , Kayseri'de düzenlenen Süper Kupa 'nın sahibi üstüste 2.kez Galatasaray oluyordu.


Süper Kupa'nın Ardından

Türkiye'de futbol sezonunun açılış maçı , iki takımın fizik olarak yetersiz olduğunun çok net bir şekilde gözler önüne serdi.İki kaliteli takımdan daha hazır ve daha oturmuş bir kadroya sahip olan Galatasaray bu büyük mücadeleden zaferle ayrıldı.

Türk Futbolu'na bugüne dek bir çok kaleci armağan eden Fenerbahçe , bunlara bir yenisini Mert Günok'u ekledi.99 dakika boyunca kalesinde yaşadığı pozisyonlara geçit vermezken , "Çare Drogba"nın nefis kafasında "çaresiz" kaldı.Fenerbahçe'nin Volkan Demirel'den sonra kalesini uzun yıllar emanet edeceği Mert , bu maçta ki performansı ile büyük saygı haketti.

Ersun Yanal'ın oynatmak istediği hücum futbolu ve önde basan ekip görüntüsü sadece yarım saat sürdü.Bu oyun felsefesinde olmazsa olmaz "kondisyon" olduğu için Fenerbahçe'nin hazır olmaması bunda büyük etken oldu.Fenerbahçe ligin ilk 6 haftasını minimum puan kaybı ile atlatırsa sezonun geri kalan kısmında zevk veren bir takım haline gelecektir.

Özellikle sağ bek Gökhan Gönül ve Raul Meireles'in sakatlığı Fenerbahçe'nin dengesini bozmakta.Gökhan Gönül'ün yokluğunda Mehmet Topuz'un savunma zaafları Süper Kupa Finali'nde çok net bir şekilde görüldü.Meireles'in Fenerbahçe orta sahası için ne kadar önemli bir oyuncu olduğu bu maçtaki eksikliğiyle çok net görüldü.Salzburg maçında oyundan çıktıktan sonra takımın hücuma çıkmakta oldukça zorlandığı görülmüştü.Bu maçta Emre'nin yeteri kadar hazır olmayışı ve Mehmet Topal'ın salt bir kesici olması , takımı ileriye taşımakta yetersiz hale getirdi.

Fenerbahçe'de Mert Günok'tan sonra maçın en iyi ismi Hasan Ali Kaldırım'dı.Bölgesini çok iyi savunurken , yer yer katıldığı ataklarla Sow ve Webo'yu ortalarıyla golle buluşturmaya çalıştı.İzlediğimiz Kadlec , Hasan Ali Kaldırım'dan iyi değil.Kadlec'ten stoper bölgesinde  faydalanılması Fenerbahçe'nin lehine olacaktır.Bruno Alves atılana kadar Fenerbahçe'de en etkili oyunculardan biriydi.Gerek savunmayı toparlaması gerekse pasla defanstan çıkan yapısıyla bu sezon Fenerbahçe'ye çok fazla şey katacaktır.

Sow , herzamanki azmi ve çalışkanlığı ile takdir toplarken , Webo ve Kuyt ise bu maçta pek ortalarda gözükmedi.Gerek istedikleri pozisyonlarda topla buluşamamaları gerekse hazır olmayışlarından bu maçta etkisiz bir görüntü çizdiler.

Geçtiğimiz 2 sezonun aksine 4-2-3-1 dizilişi ile sahaya çıkan Galatasaray bu maçta rakibine orta sahada ki isimleri ile üstünlük sağlarken , maçın başındaki en büyük tereddüt olan defansif zaafiyetlerini aşmayı bildi.Fatih Terim'in öğrencileri Süper Kupa Finali'nde kanatları etkin kullanarak tek forvet Drogba'yı golle buluşturmayı amaçladı.Maç boyu yapılan ortalarda Galatasaray 12/3 isabet sağlarken Fenerbahçe 5/0 'da kaldı.

Galatasaray cephesinde ilk 11'ler açıklandığında Gökhan - Semih ikilisi büyük süprizdi.Fatih Terim , Amrabat'ı oynatarak hakedene formayı teslim etmişti.Amrabat bu şansı iyi kullanırken , Galatasaray'ın bütün pozisyonlarında etkin rol aldı.Defans hattında ki ikili Gökhan ve Semih uyumlu gözükürken , senelerdir taraftarlar için üvey evlat muamelesi gören Hakan Balta çok iyi bir maç çıkardı.Savunmada ve hücumda çok efektik oynarken , Drogba'ya yaptığı orta "al da at" şeklindeydi.

Mondragon'dan sonra kaleci sorunuyla boğuşan Galatasaray , 2011-2012 sezonu başında Lazio'dan transfer ettiği Muslera , dünyanın sayılı eldivenlerinden olduğunu bu maçtada kanıtladı.Özellikle 1-0'dan sonra artan Fenerbahçe baskısında Sow'a karşı kalesinde devleşti.Muhtemelen bu sene son senesi olacak ama bu Galatasaray efsaneleri arasına adını çoktan yazdırdı.



Sistem gereği maça tek forvet olarak başlayan Didier Drogba , maç boyunca Fenerbahçe savunmacılarına zor anlar yaşattı.Gerek kafa toplarında ki hakimiyeti , gerekse arkadaşlarına açtığı boş alanlar Galatasaray'ın hücum varyasyonlarına zenginlik kattı.Birebirde ki tekniği ile adam eksiltmesi ve çevresinde ki futbolculara hazırladığı pozisyonlar Didier Drogba'nın Galatasaray için ne kadar önemli bir silah olduğunu gösterdi.Drogba'nın maç boyunca kaleye çektiği 8 şuttan 3'ü kaleyi bulurken , 99.dakikada vurduğu nefis kafa şutu Süper Kupa'yı Galatasaray'a getirdi.



Sezona çok iyi hazırlanan Wesley Sneijder ise ilk yarım saatte ki markajdan kurtulmasıyla kendisine daha geniş alanlar buldu.Bu sayede gerek attığı şutlar gerekse arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlarla bu sezona ne kadar istekli başladığını gösterdi.Çektiği 5 şutun 4'ü kaleyi bulurken , takımın pas alışverişine katkısıyla Galatasaray'ın Fenerbahçe baskısından sıyrılmasında etkili oldu.

Her sezon başı olduğu gibi Selçuk İnan yine temposuz göründü.Sene başı yüklemelerinden ötürü form düşüklüğü gözlenen Selçuk , ilk 5 hafta sonrası kendini bulacaktır.Bu maçta Emre'nin uyguladığı markajdan kurtulmakta zorlanırken ikinci yarıda daha iyi bir görüntü çizdi.Çektiği şutlarla kaleyi sık sık yoklarken , ceza sahası içerisinde müsait bir pozisyonda sol ayak içi ile topu dışarı gönderdi.Geçtiğimiz 2 sene içerisinde Ebuoe'nin kanat akınlarında kendisini en çok besleyen isim olan Selçuk , bu maçta bir çok pozisyonda kendisini görmedi.Kampta yaşadıkları tartışmanın bunda rolü var mıdır bilinmez ama iki pozisyonda şut atmak yerine Ebuoe'ye oynasa %100'lük pozisyon hazırlayacaktı.

Her iki takım adına centilmence geçen bir derbi Galatasaray'ın üstünlüğü ile son bulurken Türk Futbolu adına güzel sahnelerde yaşandı.Bunlar arasında kupa töreni sırasında Fenerbahçe tribününde kupanın olaysız bir şekilde verilmesi ve Fenerbahçe taraftarlarının Başkan Ünal Aysal ile fotoğraf çektirmesi önemliydi.Geçen sezon seramoniye katılmayan Fenerbahçe bu sene seramonide ki yerini aldı.Maç başlamadan bir kaç saat evvel polisin Galatasaray tribününe saldırması üzücü olaylar arasındaydı.Futbolcuların maç sonrası birbirine sarılması ve dostça sohbetleri güzel görüntüler sundu.Kupa töreninde madalyaların karışması ve Şampiyon takıma ikincilik madalyası takılması TFF adına eksi bir not olarak hanelerine kaydedildi.Son bir notta kupa kaldırılmadan konfetileri patlatan görevlilere "erken öten horozun" akıbetini hepiniz biliyorsunuzdur.

*İstatistikler www.matchstudy.com

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Değerlendirme | Yeni Sezonda Galatasaray

İlk Etap "Birmingham"




Galatasaray 2013 -2014 sezonu için 1 Temmuz'da Florya Metin Oktay Tesisleri'nde top başı yaptı.İlk kamp dönemi alışılmışın dışında bir yer olan Birmingham'da , İngiltere Milli Takımı’nın kullandığı ve 100 milyon pounda yaptırılan St. George’s Park’tı.Galatasaray , Birmingham kampında oynadığı ilk hazırlık maçı 13.07.2013 tarihinde Shrewbury'ye karşı idi.Galatasaray maçtan Emre Çolak , Amrabat ve Sneijder'in golleriyle 3-0 galip ayrılarak ısınma turuna çıkıyordu.











Büyük Çınar "Notts County"

Birmingham kampının ikinci hazırlık maçı , futbol tarihinin en eski kulübü olan Notts County'ye karşıydı.Yedek ağırlıklı bir kadro ile maça başlayan Galatasaray, 1-0 geriye düştüğü maçı yıldızlarının devreye girmesi ile 2-1 kazanıyor , goller ise Burak Yılmaz ve Sneijder'den geliyordu.


*Notts County kuruluş yılı 1862.


Yükselen Performans "Wesley Sneijder"

Birmingham kampında dikkat çeken isimlerden Wesley Sneijder , istekli görüntüsüyle taraftara büyük umut veriyordu.Galatasaray altyapısından yetişen , Frank Rijkaard döneminde A takıma yükselen ve Fatih Terim 'in daha çok şans tanımasıyla as kadroda kendisine sık sık yer bulan Emre Çolak , geçen sezon büyük umutlarla Kayseri'den transfer edilen ancak bekleneni bir türlü karşılayamayan Nordin Amrabat kampın yıldızlarındandı.




En Güzel Rüyaların Katili "Defans"

Beklentilerin altında kalan isimler ise stoperde ki hamle ve kademe hatalarıyla Dany , uyum sorunu yaşadığı gözlenen yeni  transfer Aurelien Chedjou ve tatilden kafa olarak dönemeyen (transfer söylentilerinin de etkisi olduğu bir gerçek) Burak Yılmaz'dı.

İzmir'den Galatasaray Geçti

Galatasaray ilk kamp döneminin ardından rotayı İzmir'e , bu sezon mali kriterlere uymadığı için Uefa tarafından ceza alan Malaga ile oynayacağı hazırlık maçına çeviriyordu.Malaga geçen sezonun aksine daha sıradan transferler ve tanıdık bir sima olan Bernd Schuster ile yeni sezona başlıyordu.



İki takım için yeni sezon öncesi güzel verilerin sunulacağı bu müsabaka 3-3 ' lük eşitlik ile sona eriyordu.Bu maçtan akıllarda kalan önemli doneler Sneijder'in eski performansına dönüşü , Didier Drogba'nın dosta güven / düşmana korku veren performansı , kronikleşen sol bek problemi ve sezona saatli bomba kıvamında başlayan Dany'nin sebebiyet verdiği penaltı ve kırmızı kartıydı.Sıcak İzmir akşamında Galatasaray'ın golleri ise Sneijder,Drogba ve Kazım Kazım'dan geliyordu.


İkinci Etap "Bled Kampı

2.dönem kamp yeri ise Fatih Terim'in favori yeri Slovenya'nın Bled kasabası oluyordu.



*Bled Gölü- Slovenya

2011-2012 sezonunda ilk kez kamp için gidilen Bled , muhteşem tabiatı ve oyuncular için rehabilitasyon görevi gören doğasıyla Galatasaray'ın her sezon başı kampında gittiği bir tesis haline geldi.Takım burada Scott Piri'nin hazırladığı program doğrultusunda hazırlıklarını sıklaştırıyor , yeni sezon için kondisyon depoluyordu.



*Selçuk İnan ve Gökhan Zan , ağır antrenmanlar sonrası kan akışının hızlanması için buz kovasında.

Gizli Kahraman "Scott Piri"



*Scott Riri , 2006 Dünya Kupası'nda  Almanya Milli Futbol Takımı'nın kondisyoneriydi.Fatih Terim'in istediği üzerine 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için Türkiye Millî Futbol Takımı için görev almıştır.2011-2012 sezonuyla beraber Galatasaray'da Fatih Terim'in ekibinde görev almaya başlamıştır.

Dany 3-1 Galatasaray

Galatasaray Bled kampının ardından Napoli ile sezon açılışı kapsamında İtalya'da karşılaşıyordu.Takımın yıldızı Cavani'nin Psg'ye 64,5 Milyon Euro gibi astronomik bir bedelle transfer olmuştu.Takımın başına geçen Rafa Benitez ile Real Madrid'den alınan Higuain , Callejon , Albiol ve Liverpool'dan kiralanan Reina ile Seri A'ya iddalı bir giriş peşinde olan Napoli maça hızlı başlıyordu.Sol kanattan gelişen Napoli atağında Dany'nin arka direkte unuttuğu Goran Pandev Napoli'yi 1-0 öne geçiriyordu.Galatasaray etkisiz bir oyunla soyunma odasına 1-0'lık mağlubiyetle gidiyordu.Sahada gezinen Burak Yılmaz ikinci yarıda yerini Nordin Amrabat'a bırakarak formasyon 4-2-3-1 ' e dönüyordu.İlk yarıda organize atak geliştirmede sıkıntılar yaşayan Galatasaray , Nordin Amrabat 'ın sol kanattan taşıdığı toplarla Napoli'ye baskısını hissettirmeye başlıyordu.58. dakikada yine sol kanattan süratle ceza sahasına giren Nordin Amrabat jeneriklik bir gole imza atıyordu.Skorun 1-1 ' e gelmesi ile oyun orta saha mücadelesine dönüşmüştü.Dakikalar 81'i gösterdiğinde defansın ortasına atılan derin topla hareketlenen Zuniga , Dany'nin hamle hatasından faydalanarak skoru 2-1'e getiriyordu.Maç bu şekilde bitecek derken yine defansın belalı ismi Dany , Malaga maçında olduğu gibi bir penaltıya sebebiyet verip kırmızı kart ile oyun dışında kalıyordu.Muslera ise bu karara aşırı tepki gösterip Galatasaray'ı 9 kişi bırakıyordu.Topun başına geçen İnsigne skoru belirleyen oyuncu oldu.






Çıkarılan Dersler

Napoli maçından çıkarılması gereken çok önemli dersler vardı.Takım savunmasında gösterilen zaafiyet , sol bek sorunu , Dany-Chedjou 'nun uyumsuzluğu , Burak Yılmaz'ın formsuzluğu , Hamit Altıntop'un uzun zamandır istenileni verememesi , kanatların üretken olmayışı gibi...

Takım iki yarıda farklı şablonlarla oyuna başladı.İlk yarıda geçen sezonun devamı niteliğinde olan 4-3-1-2 istenilen üretkenliği sağlamazken ikinci yarıda ki Amrabat'ın istekli oyunuyla başlanan 4-2-3-1 olumlu sinyaller verdi.Bu maç sonrası Galatasaray'ın kanat etkinliğini arttırabilmek için iki bekini oyuna daha fazla sokabilmesi gerekmekteydi.

Napoli maçında gözüken ve bu sene daha fazla görülecek bir hususta ayağa daha fazla pas yapmak isteyen bir Galatasaray olacağı.Fatih Terim sezon başı kampında sürekli topun kendilerinde kalmasını istiyor.Ayağa pas ile savunmayı daha önde kurmayı planlarken , pas akışının hızlanması gerektiği Napoli maçında çıkan derslerden başlıcasıydı.İmparator geçen sezonun ilk yarısında bu planı uygulamak istemişti ancak takımın üretken isimlerinden istenilen katkı alınamamıştı.Bu sene Wesley Sneijder , Felipe Melo ve Selçuk İnan ile kuracağı orta saha , pas oyununu daha iyi oynayabilir.

Emirates Cup 2013

2007 yılından bu yana Arsenal'in ev sahipliğinde düzenlenen Emirates Cup dünyanın en prestijli turnuvalarından birisi olarak gösterilmektedir.Daha önce bu turnuvayı kazanan takımlar arasında 3 kez ev sahibi Arsenal ve birer kez Hamburg ile New York Red Bulls'dur.Turnuvaya daha önce ki yıllarda katılan takımlar arasında R.Madrid , İnter , Psg , A.Madrid , Valencia , Juventus gibi dünyanın önde gelen ekipleri bulunmaktadır.



Galatasaray 2013-2014 sezonu hazırlıkları çerçevesinde , Porto,Napoli ve Arsenal gibi bu prestijli turnuvanın  konuklarından biri oluyordu.4 takım bir grupta iki günde iki maç oynayacaktı.Gruplarda kazanılan maçlara 3 , beraberliğe 1 , atılan her gole 1 puan verilirken en çok puanı toplayan takım şampiyon olarak bu özel kupayı müzesine götürmektedir.

Açılış Maçı : Galatasaray 1-0 Porto 

Turnuvanın açılış maçı Galatasaray ile Porto arasında oynandı.Porto müsabakaya Jackson Martinez ve yeni "Neymar" olarak gösterilen Kelvin de Oliveira ile etkili başladı.18. dakikada daha önceki maçlarda hatalarıyla dikkat çeken Dany , Silvestre Varela ' yı ceza sahası içerisinde düşürüp penaltıya sebebiyet verdi.Penaltılarda ki kurtarışlarıyla bilinen Muslera , Jackson Martinez'e geçit vermeyerek takım için ne kadar önemli bir isim olduğunu tekrar gösterdi.İlk yarıda oldukça etkisiz bir görüntü çizen Galatasaray , Porto baskısını kırıp rakip kalede pozisyon üretmekte zorlandı.



İkinci yarıda ise daha üretken bir Galatasaray vardı.Amrabat ile sol kanattan etkili ataklar geliştirip Sneijder ve Drogba pozisyonlar yakaladı.69. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Ebuoe , Mangala tarafından düşürüldü ve İngiliz hakem Andre Marriner Galatasaray lehine penaltı noktasını gösterdi.Topun başına geçen Felipe Melo , Galatasaray'ı 1-0 öne geçiren golü atıyordu.Dakikalar 76'yı gösterirken Galatasaray ceza sahası içerisine giren Danilo Silva , Aurelien Chedjou tarafından düşürüldü ve İngiliz hakem Andre Marriner maçta üçüncü kez penaltı noktasını gösterdi.Porto'da penaltıyı kullanmak için topun başına geçen Lucho Gonzalez penaltıdan faydalanamazken maçta Melo'nun golüyle 1-0 sonuçlandı.

İkinci yarıdaki etkili oyunuyla maçı kazanmayı bilen Galatasaray , savunmada yaşanılan sıkıntılara bu maçta da çözüm üretemedi.Hamle ve kademe hatalarının sebep olduğu 2 penaltı canları sıkarken ; Amrabat , Sneijder ve Drogba'nın formu yüzleri güldürdü.

Tarih Tekerrürden İbarettir : Galatasaray 2-1 Arsenal

Emirates Cup 2013 ikinci gününde sıra Arsenal - Galatasaray müsabakasına geldi.Uefa Kupası Finali'nden 13 yıl sonra ilk kez karşı karşıya gelecek olan iki takım için bu maç farklı bir anlam ifade ediyordu.Arsene Wenger ve Fatih Terim yine bir final maçında karşılaşıyor , Ebuoe yıllarca formasını giydiği "Gunners" ekibine karşı 2 yıl sonra Galatasaray kaptanı olarak sahaya çıkıyor , daha önce Arsenal'e karşı 13 golü bulunan Didier Drogba ise belalısı olduğu Arsenal'e karşı bu sayıyı arttırmak için ikinci yarıyı bekliyordu.



Galatasaray maça Sneijder , Drogba gibi yıldızlarını dinlendirerek Elmander ve Umut Bulut ile başladı.Sistem olarak klasik 4-4-2 oynayıp ileride baskı kurmayı hedefledi.Ancak maça Arsenal hızlı başladı.Yaya Sanogo , Theo Walcott ve Santi Cazorla ile pozisyonlar aradı.38.dakikada Theo Walcott'un ortası hiç kimseye çarpmadan Galatasaray fileleri ile buluştu.Geçen maçların aksine defansta daha az hata yapan Galatasaray'da , sakatlıktan dönen "Evlad-ı Fatihan Semih Kaya" kendisini belli etti.Savunma kurgusunu takım halinde gerçekleştiren Fatih Terim'in öğrencileri , bloklar arası yardımlaşmayı daha yukarılara çıkardı.Bu sayede çok fazla pozisyon verilmeden , yenilen şans golüyle ilk devre 1-0 mağlubiyetle neticelendi.

İkinci yarıda Arsenal 'in belalısı Didier Drogba ve hazırlık kampının yıldızı Wesley Sneijder oyuna dahil oldu.Yıldızlarının etkisi ile Arsenal kalesine oyunu yıkan sarı kırmızılı ekip , daha fazla etkili pozisyonlar bulmaya başladı.77. dakikada yerde kalan Drogba için İngiliz Hakem Jonathan Moss penaltı noktasını gösteriyordu.Arsenal'e karşı daha önce 13 golü bulunan Didier Drogba , topun başına geçen isim oldu.Kaleci Wojciech Szczesny'yi mağlup etmeyi başardı.Drogba'nın penaltısı ile maça 1-1'lik eşitlik geliyordu.Galatasaray skorun eşitlenmesi ile galibiyet için daha fazla yüklenen taraf oldu.Wesley Sneijder'in pasıyla Mertesacker'den sıyrılan Drogba , Arsenal'e karşı 15. golünü 86. dakikada atarak Galatasaray'ı 2-1 öne taşıdı.Bu skor ile Emirtes Cup 2013'ün sahibi turnuvaya ilk kez katılan Galatasaray oluyordu.Ayrıca yine bir final müsabakasında İmparator Fatih Terim'in öğrencileri Arsene Wenger'in Arsenal'ini mağlup etmeyi başarıyordu.