Felipe Melo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felipe Melo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2014 Pazar

Galatasaray - Fenerbahçe Maç Yazısı | İçimiz Rahat Etti

Bütün haftayı medyanın gereksiz gazlamaları ve  Fenerbahçeli (ismi lazım değil) bir futbolcunun Arena'yı kuaför olarak görmesiyle geçirdik. Açıkçası maç öncesi en çok çekindiğim konu, tribünün erken yenilebilecek gol sonrası vereceği reaksiyondu. Uzun zamandır tek bir olay dahi çıkartmayan Galatasaray taraftarı, hayal kırıklığıyla dolu bir sezonda; iç sahada ki Fenerbahçe mağlubiyetini kaldıramazdı. Ancak geçmiş yıllardan, tribün olarak ders çıkarttığımızı söyleyebilirim. Sahaya müdahale etmeden, 90 dakika oyunda olan bir Galatasaray taraftarı vardı. Islık, tezahürat, baskı, meşale, coşku vs. ne ararsanız vardı. Tribünün gerekli yerlerde müdahalesi ve hakemi baskı altına alması da çok önemliydi. Emre'nin ilk sarı kartında tribünün nasıl etkili olduğunu görebilirsiniz. Senelerdir, Galatasaray'ı kendi sahasında psikolojik savaşla yenen Fenerbahçe, bu sefer kendi silahıyla vuruldu. Galatasaray'da taraftarından futbolcusuna kadar herkes dersine çok iyi çalışmış. Çok kötü bir futbol izlediğimiz derbide, psikolojisi sağlam olan kazandı.

Maç öncesi gerek Nevizade, gerekse Ali Sami Yen Sokak bayram yeriydi. İstanbul'un güneşli bir güne uyanması, derbi atmosferini bütün İstanbul'a yaymıştı. 18:00 itibariyle Arena'da taraftar yerlerini almış, başta Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel olmak üzere, suyun karşı yakasında ikamet eden takımı (Khalkedon) beklemeye başlamıştı. Isınmaya çıkan malum şahıslara, muazzam bir baskı ortamı yaratıldı. 

Maçın ilk 10 dakikasında baskılı ve istekli bir Galatasaray izledik. O baskı sonucunu vermekte gecikmedi ve Sneijder tabelayı değiştiren isim oldu. İşin savunma kısmında ise (özellikle ilk yarıda) Sneijder ve Burak Yılmaz, Fenerbahçe'nin beklerini takip ederek savunmaya muazzam katkı verdiler. Her pozisyonda Caner ve Gökhan Gönül'ü ilk karşılayan isim oldular. Fenerbahçe'nin artık herkesçe ezberlenen 30-40 metrelik uzun ve ters topları, savunmada Hakan Balta ve Semih Kaya tarafından bertaraf edildi. Ersun Yanal'ın forvette Webo'yu tercih etmemesi, Fenerbahçe'nin aleyhine oldu. Özellikle kafa toplarında Emenike'nin etkisiz kaldığı bir maçta, Webo değişikliği çok daha önce olmalıydı. Ersun Yanal'ın sezon başından beri takımına ezberlettiği "iki beke ters top gönder, kenarlardan orta açsınlar; ileriye şişir ve orada prese başla !" mantalitesi, kompakt oynayan bir rakibe karşı sökmedi. "İlk yarıda ki derbiyi 2-0 nasıl kazandı?" diyenler olabilir. İlk 20 dakikayı tekrar izlerseniz (Chedjou'nun penaltısına kadar) , kendi evinde oynayan Fenerbahçe'nin pozisyon bulamayışına da iyi baksınlar ! Orta sahada top yapmak gibi bir derdi olmayan Fenerbahçe'nin, ileriye göndereceği uzun topların haricinde başka bir oyun planı olmaması da çok ilginç! Sadece kanat varyasyonlarıyla bir şeyler üretebilen bir takımın kilitlenmesi çok kolaydı. Öyle de oldu. Kenarlardan gelen Caner ve Gökhan Gönül'ü iyi durduran Galatasaray, haddinden fazla sert geçen derbiyi kazanmasını bildi. 

Burada Semih Kaya ve Hakan Balta'yı tebrik etmek gerekiyor. Maç boyu havadan gelen bütün topları indirip, doğru kullandılar. Özellikle Emenike'ye karşı bariz üstünlük kurdular. İkinci yarıda risk alıp, kaptırdıkları topları da es geçmemek lazım. Daha basit oynayıp daha az risk almaları gerekiyor. Gökhan Gönül'e karşı Alex Telles'in sürati ve doğru pozisyon alması da önemliydi. Hücumda etkili bindirmeleriyle, Galatasaray'ın devre arasında ne kadar doğru bir transfer yaptığını tekrar kanıtladı. Bu arada 90 dakika boyunca iyi ve formda bir Drogba'nın, takım için ne kadar önemli bir futbolcu olduğunu da hepimiz gördük. Rakip stoperlerle tek başına verdiği mücadele ve topu rakip sahada tutması, Galatasaray'ın ikinci yarıda nefes almasını sağladı. Bekir'e attığı jeneriklik çalımları da not etmek lazım... Maçın tek golünün sahibi Sneijder, büyük maçların oyuncusu olduğunu yine gösterdi. Hollandalı, hücumda takımın en üretken ismiydi. Gerek isabetli pasları, gerekse sol kanattan yapılan set hücumlarını iyi yönlendirdi. 

Gol sonrası Sneijder'in sevinci


Gelelim gecenin iki ana başlığına. 

Birincisi çok tartışılan Felipe Melo olayı. Bugüne kadar Lugano'yu, Emre Belözoğlu'nu, Volkan Demirel'i bağrına basan Fenerbahçe camiası, mağlubiyeti geçiştirmenin yolunu Melo'nun dilinde aramaya başlamış. Kaybettikleri her derbi sonrası ya hakem suçlanır, ya Galatasaray'dan bir futbolcu... Artık bu muhabbetlere alıştığımız için gülüp geçiyoruz sadece. Her maç rakibe veya hakeme küfür eden, ırkçılık konusunda dünya markası olmuş Emre Belözoğlu suçsuz ilan edilirken; çift girdiği rakibi Felipe Melo suçlu oldu ! (Bu arada Emre'nin ikinci sarısı, direkt kırmızı olmalıydı. Tekrar izlerseniz daha net görürsünüz.Öyle bir müdahale sarıyla geçiştirilemez.) Ayrıca Emre'nin yaptığı çirkefliklerin cezasını, Melo'nun "get the fuck out" işaretinde bulabilirsiniz. 2 sezon önce Volkan'ın poposuyla tuttuğu topun cezasını kesen Felipe Melo, şimdide "süt oğlan" Emre'nin cezasını kesmiştir. Yürüyedur aslanım, çakallara yedirmeyiz seni !

Get the Fuck Out !


Gelelim kanayan yaramız Selçuk İnan'a... Öncelikle olaylar nasıl gelişti, açıklık getirelim. Galatasaray bir pozisyonda hızlı çıkmak isterken, top Selçuk İnan'a geldi. O sırada Drogba ve Burak Yılmaz sprint atmış ve savunmanın arkasına sarkıyordu. Selçuk İnan bu ikiliye pas atmayınca, tribünde öyle abartılacak bir yuhalama olmasa da, homurdanmalar başladı. Selçuk İnan duygusal bir yapıya sahip. Geçtiğimiz günlerde GS TV'ye verdiği bir röportajda, Galatasaray taraftarına (yuhalandığı için) kırgın olduğunu ifade etmişti. Önceden gelen bu kırgınlık, iyi oynadığı bir maçta gördüğü haksız tepkinin etkisiyle birleşti. Roberto Mancini'nin saha içerisine girerek verdiği "sahada kal !" mesajı da sonun başlangıcı oldu. Sakatlığını bahane ederek oyundan çıkmak istemesi ve formayı çıkartması da kendisine yakışmadı. Çıkarttığı formanın değerini, taşıdığı kaptanlık pazubandını daha önceden kimlerin taşıdığını da unutmaması gerekiyor.Yaşanan süreçte Selçuk İnan'dan daha dik bir duruş beklerdim. Ancak kendisine gösterilen tepkiler altında ezildiğini ve bu baskıyı kaldıramadığını görüyorum. Selçuk İnan'ın formasını çıkartıp Tugay'a vermesi ve kaptanlık pazubandını atması sebebiyle Galatasaray taraftarına bir özür borcu vardır. 

Birde ısrarla futbolcu yuhalamayı marifet zanneden taraftar boyutu vardır ki asıl problem burada yatmaktadır. 2 sene boyunca yaşanılan bütün başarılarda katkısı olan bir futbolcu, bu kadar kolay gözden çıkartılamaz ! Bu kadar kolay yem edilemez ! Belli bir yerden sonra Galatasaray'da futbolcu tutamaz hale geliriz. Arda  Turan'ın gidişinde sevgilisine edilen küfürleri de hatırlıyoruz. Bu tip şeyler sadece Galatasaray'a zarar vermekten öteye geçmiyor. Bu yüzden her futbolcuyu yuhalayan taraftarın da Galatasaray'a bir özür borcu vardır.

Gate 417'de açılan "Roma bir günde inşa edilmedi" pankartı.

18 Mart 2014 Salı

Chelsea - Galatasaray Maç Yazısı | Başka Bahara !

Chelsea'ye 2-0 kayberek Şampiyonlar Ligi'ne veda etmemiz, sahada gösterdiğimiz ruhsuz ve kötü futbol kadar üzmedi. Facia gibi bir Galatasaray izledik. Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalan bir takım, maçın en az 10 dakikasında "futbol" oynar. Maç içerisinde dönen topları alıp rakibi baskı altında tutar yada topun ayağında kalmasını sağlar. Dün gece ki Galatasaray, 90 dakika boyunca ne rakibi baskı altına alabildi, ne de topu ayağında tutabildi. Futbol oynamayı bir kenara bırakın, daha defanstan top çıkartamayan bir yapıyla Londra'dan turla dönmek zaten mucizelere kalmıştı.



Hatırlanacağı üzere Arena'da oynanan ilk maçın birinci devresinde de çok kötü oynamıştık. İlk maçta ki asıl sorun, sabit bir ön libero olmadan maça başlamamızdı. Defans ve orta saha arasında bıraktığımız boşluklar Willian, Torres, Hazard ve Schürrle tarafından maden gibi işlenmişti. Roberto Mancini, rövanşta bu hataya düşmedi. Daha net bir 11'le maça başladı. Felipe Melo'yu ön liberoya, Yekta'yı da sağ hafa yerleştirerek sahayı daha iyi parsellemeyi düşündü. Düşünce çok güzeldi fakat günlük veya dönemsel formsuz oyuncular, maçın kaderine direk etki etti. Özellikle uzun zamandır formsuz olan Selçuk İnan ilk yarıda hiç insiyatif almadı. Eto'o, Willian, Oscar ve Hazard ile takım savunmasının en güzel örneğini sergileyen Jose Mourinho'nun öğrencileri, Galatasaray savunmasına yaptıkları baskıyla topun orta sahayı geçmesine müsaade etmedi. Galatasaray defansında oynayan futbolcuların teknik becerisi herkesin malumu iken insiyatif almak isteyen oyuncu çıkmayınca, Galatasaray "stop" düğmesine bastı. Orta sahada Yekta ve Selçuk, Lampard ve Ramires ikilisi tarafından kilitlenince; bütün yük Semih Kaya ve Felipe Melo'nun omuzlarına kaldı. Defanstan Semih ve Melo ile çıkarılan toplar orta sahaya ulaştığı zamanlarda, Sneijder'in her topu kaybetmesiyle hüsranla sonuçlandı. Yapılan basit pas hataları istenilen set hücumlarının sergilenmesine de mani oldu. Erken yenilen golün ardından, her topun ileride kaybedilmesi ve Chelsea tarafından organize akınlarla kendi kalemize dönmesi; mental olarak da oyundan düşüren bir etkendi. Kornerden yediğimiz ikinci golle beraber teslim bayrağını çekmemiz de çok sürmedi. O nasıl adam paylaşımıydı öyle ? 



İlk yarı boyunca Selçuk İnan, Sneijder ve Yekta'dan hiç katkı alınamaması, Chelsea gibi bir takıma karşı 8 kişi ile mücadele etmemize neden oldu. Drogba ileride yalnızları oynarken, Burak Yılmaz'ın sağ kanada mahkum edilmesi de "futbola ihanet" isimli filmin devamıydı. Devre arasında sistemi değiştirmenin çare olmayacağını düşünüyordum. Malum futbolcuların form durumu ortada iken hangi sistemi oynarsan oyna çare etmeyecekti. Öyle de oldu. İkinci yarı da 3-5-2'ye dönen Galatasaray, bu sefer daha fazla pozisyon vermeye başladı. Ön libero Melo'nun stoperlerin arasına girmesi, orta saha da Wilian'a daha fazla boş alan bırakmaktan başka işe yaramadı. Kısaca Mourinho'nun "kompakt futbolu", Roberto Mancini'nin emekleme dönemlerini yaşayan "kompakt futbolunu" ezdi. 2 senedir Jose Mourinho'nun takımlarına elendiğimiz için seneye "bizden uzak Allah'a yakın" olmasını diliyorum...

Avrupa'da ki başarı sürdürülebilir olduğu zaman değer kazanır. Galatasaray iki senedir Mart ayını görüyor.Özellikle bu sene Real Madrid ve Juventus'un olduğu ölüm grubundan çıkması, Galatasaray'ın Avrupa karnesi için en olumlu taraftır. Yaşanılan Juventus zaferi de unutulmazlar arasına çoktan girmiştir. Seneye daha iyi bir yapılanma ve 90 dakika oyunun içinde olan bir santraforla en kötü Mart ayına ulaşacağımızı düşünüyorum.

Dün gecenin asıl kazananı ise Galatasaray tribünü olmuştur. 90 dakika boyunca hiç susmadılar.İngiliz rejisi sürekli Galatasaray tribünlerini gösterirken, Stamford Bridge'te ki Chelsea taraftarı 60. dakikada isyan etti. Kendi sahalarında deplasmanı yaşadıkları için ufaktan hareketlenmeye çalıştılar ama cevap üçlüyle gecikmedi. Dün gece Londra'da, Galatasaray tribünü resmen destan yazmıştır. Skor istenildiği gibi olmasa da hepsinin yüreklerine sağlık. 

via: Ali Sami Yen Sokak


Bir başka konuyla sonlandıralım. Bu tarz kötü skorlar iyi gün taraftarıyla, kötü gün taraftarını ortaya çıkartıyor. Böyle günlerde 2000 sonrası Galatasaraylı olanları çok net ayırt edebiliyoruz. Galatasaray futbolcusuna "ayağı kırılsın" diyeninden tutun, bir diğerine de bütün küfürleri edenine kadar ne ararsan var ! Bu arkadaşlara Xavi ve Falcao her sene şampiyonluk yaşattığı için kızmaları da normal ! Futbolcular kötü oynadıkları için eleştirilebilir ancak kendi takımının futbolcusuna küfür etmek, sağlığıyla ilgili beddualarda bulunmak hangi kalıba girer bunu çok merak ediyorum. Bir de güzel örnekle devam edelim. Hepimiz 2010-2011 sezonunu yaşadık. Yeni stadımızın açıldığı sezonda çok kötü maçlar çıkardık. Hatırlamak istemeyeceğimiz bir sezon geçirdik. Ancak kötü gün taraftarı yine Arena'da, olması gereken yerdeydi. Şu anda şampiyonluk yolunda yara almış olsak da matematiksel olarak hiçbir şey bitmiş değil. Sonuna kadar mücadele etmeye devam... Kayseri maçında yine aynı yerdeyiz. Biz yine omuz omuzayız... O yüzden "umutlarınızla beraber" sizi de bekleriz !


2 Şubat 2014 Pazar

Galatasaray - Bursaspor Maç Yazısı | Kaldı 7 !

Süper Lig'in 19.haftasında Galatasaray,Arena'da konuk ettiği Bursaspor'u 6-0 gibi tarihi bir farkla geçerek, Fenerbahçe ile olan puan farkını 7'ye indirmeyi başardı. Gaziantep deplasmanında "ruhsuz futbol" sebebiyle eleştirilen Galatasaray, hafta boyunca dersine iyi çalışmış. Öncelikle Roberto Mancini'den başlayalım.Geçtiğimiz hafta sistemle çok fazla oynadığı için eleştirilen Roberto Mancini, Bursaspor maçında savunmada 4-1-4-1, hücumda 4-3-3 'ü tercih etti. 90 dakika boyunca bu sistemi disiplinli bir şekilde oynattı. Geçen hafta saha içinde yaşanılan kaos, Bursaspor maçında yaşanmazken; Galatasaray'ın maçı ilk yarım saatte koparması bunda etkiliydi.Galatasaray'ın iştahlı oyununda Mancini'nin emeği büyük.Geçen haftadan beri takıma gerekli uyarıları yapmış ve daha arzulu bir takım yaratmış.Çıkardığı kadro itibariyle daha fazla hücumu düşünen ve geçtiğimiz haftalara göre daha üretken bir yapı oluşturmuş.Bunda,yazının devamında da belirteceğim, iki bekin hücuma katkısı ve Felipe Melo'nun sağ iç pozisyonunda hücuma yönelik oynaması etkili oldu.Kadroya Alex Telles'in gireceği düşünüldüğünde, Roberto Mancini'nin daha alternatifli bir kadro ile yoluna devam edeceğini söylemeliyiz. 

Devre arası kampında takıma yapılan yüklemeler bu maçta etkisini göstermeye başladı. Kampta yapılan yüklemelerin etkisini gösterebilmesi için futbolcuların belli bir dinlenme periyodundan geçmesi gerekiyordu. Bu dönem içerisinde, kupa maçları ve Gaziantep maçı arada kaynamışa benziyor. Antalya ve Gaziantep beraberliği, Elazığ mağlubiyeti kondisyon yüklemelerinin ve ağır antrenmanların sonucunda ortaya çıkan yorgunluğa da bağlanabilir.


Hepiniz Metin Gibi Oynayın, Yenilmekten Sakın Korkmayın !
Galatasaray,son oynadığı Elazığspor ve Bursaspor maçlarında 9 gol atıp, kalesinde hiç gol görmedi. Bu noktada Roberto Mancini'nin 4'lü defans kurgusuyla iki maçta fark yarattığını görebiliyoruz.3-5-2 macerasına atılmanın gereği olmadığını bir çok kez anlattık. Bursaspor maçında Semih Kaya - Hakan Balta tandemi, gerek topu oyuna sokmada, gerek rakibi karşılamada iyi işler yaptı.Maç öncesi en çok çekindiğim Bursasporlu forvet Fernandao'ya bir pozisyon hariç göz açtırmadılar.Dikkatleri çeken bir hususta takımın ikili mücadelelerde rakiplerine sağladığı üstünlük.Galatasaray'ın fiziksel kalitesi artıyor.


Uzun zamandır bahsettiğimiz kanat problemi,Fatih Terim döneminden hatırlayacağımız, iki atak bekle sistemi 2-5-3'e çevirerek çözülmüşe benziyor. İlk olarak Ebuoe'den başlayalım. Bursaspor maçında oynadığı futbol, bütün izleyenleri 2011-2012 sezonuna geri götürmüştür.Özlenen "kara tren" iş başındaydı... Toplu veya topsuz müthiş bindirmeler yaptı. Oyun zekası ve pozisyon bilgisiyle, Galatasaray'ın oyunu genişletmesinde fark yarattı. Sol bek Sabri ise, Arena'da bir başka oynuyor. Arena'da gösterdiği performansı deplasman maçlarına taşıması en büyük temennim. Maç boyunca tempolu oyunu, savunmada ki kademeleri, hücumda ise çizgiye inerek ,kendisiyle dalga geçenlere inat, yaptığı ortalar etkiliydi.İki kanadın bu şekilde efektif çalışması orta saha ve forvet hattını rahatlatırken, Galatasaray'ın sahada fark yaratmasını kolaylaştırdı.İki bekini oyuna sokan Galatasaray, hücum opsiyonlarını fazlalaştırdı.Galatasaray bu yönünü geliştirdiğinde daha üretken bir takım halini alacaktır.

Sneijder'den geceye damga vuran "popo pası" !






















Bursaspor karşısında ön liberoda oynayan Ceyhun Gülselam,zaman zaman savunmanın arasına girerek stoper gibi oynadı. Kafa toplarında ki hakimiyeti, orta sahada bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle Bursaspor orta sahasına kolay geçit vermedi. Orta sahaya getirdiği sertlik ve dinamizm, şüphesiz Mancini tarafından tercih edilmesinde ki en büyük sebep. Önünde oynayan Melo ve Selçuk gibi oyunu kurup yönlendiren isimler, Ceyhun için büyük şans. Kendisine "Mehmet Topal" rolü çizilmişe benziyor.Topu kazanıp en yakınında ki oyuncuya aktararak basit oynamak... Galatasaray'da görev adamlarına da ihtiyaç olduğu için Ceyhun Gülselam'ı kolay harcamamak gerekli...

Galatasaray formasıyla 100. maçına çıkan Felipe Melo, Galatasaray taraftarı için gerçek bir efsane olma yolunda koşarak ilerliyor. Tartışmasız Galatasaray'ın bu sezon en verimli ve en istikrarlı oyuncusu Felipe Melo. Roberto Mancini, Ceyhun'u ön liberoya monte ettikten sonra, Felipe Melo'nun daha fazla ofansif görev almasını istiyor.Ceyhun'un ön liberoya geçmesiyle,Felipe Melo'da sağ içte ofansif anlamda daha rahat oynadı. Rakibi daha önde karşılaması, takımın savunmaya dönmesi için zaman kazandırırken;yaptığı presle kaptığı topları doğru kullanması Galatasaray'ı ofansif anlamda da bir adım öne taşıdı. Felipe Melo'nun ilk golde Sneijder'e yaptığı asisti bunun en güzel örneği oldu. Güçlü fiziği, tekniği ve hırsıyla yine kendisini izleyenleri büyüledi. Bursaspor maçında takımın güzel futbolu, Selçuk İnan'ı da toparladı. Oyunun Galatasaray kontrolünde kalması, Selçuk İnan'ın "balans ayarı" modunda oynamasına bağlı.Zaman zaman attığı dikine paslar, Serdar Aziz'e ve Civelli'ye takılsa da maç boyunca iyi bir Selçuk İnan performansı izledik.

Gecenin kahramanı şüphesiz Wesley Sneijder oldu. Attığı 3 golle Arena'da ilk hat-trick yapan futbolcu olarak tarihe geçti. Oyunda kaldığı 57 dakika içerisinde, ileri 3'nün solunda, zaman zaman Drogba'nın boşalttığı alanlarda gezinerek oynadı. Wesley Sneijder'in gününde olması, skoru Galatasaray lehine çeviren en büyük faktör oldu. Öyle ki, ilk golde ceza sahasına yaptığı koşu,ikinci golde 30 metreden sol ayağıyla gönderdiği füze ve üçüncü golde ki fırsatçılığıyla sahada fark yarattı.Sergen Yalçın'ın kendisi hakkında söylediği "Sneijder'in bir maçta 3 gol atma ihtimali yok !" ifadesi de tarihte ki yerini aldı. Bursaspor maçından sonra Sniejder'den özür diler diye tahmin ediyorum...

Kanaltürk'te yayınlanan Top Bizde programından...
Galatasaraylı futbolcular, "Taçsız Kral" Metin Oktay'ın doğum gününde kendisine güzel bir hediye sundular.Atılan 6 golün sonrasında tribünler "Metin Oktay" sesleriyle inlerken, kendisinin giydiği 10 numara Wesley Sneijder'in sırtında terledi. Sneijder'de bu formaya layık olmak için 3 golle gecenin kahramanı oldu.Taçsız Kral'ın doğum gününde kendisini özlemle anarken, sezonun geriye kalan haftalarında aynı iştahı ve kazanma arzusunu sıklıkla izleyebilmeyi ümit ediyorum.

28 Aralık 2013 Cumartesi

Kayseri Erciyesspor - Galatasaray Maç Yazısı | Daha Yeni Başlamıştık

ROBERTO MANCİNİ'Yİ İÇSELLEŞTİRMEK

Kayseri Erciyesspor'a karşı alınan 3-1'lik galibiyetin mimarı Roberto Mancini ile başlayalım. Galatasaray'a geldiğinde yaşanılan kaos herkesin malumu.Sözleşme imzaladığında Fatih Terim - Ünal Aysal çekişmesinde "masum olan Roberto Mancini" olarak yazmıştım. Burada ki en büyük talihsizliği, Fatih Terim gibi bir efsanenin ardından göreve geliyor olmasıydı. Roberto Mancini'ye olan ön yargılar yavaş yavaş değişmeye başlasa da kendisini yeterince içselleştiremediğimizi düşünüyorum.

Taraftarın Roberto Mancini'yi içselleştirememesinde, 24 Eylül 2013 (öyle şeyler yaşattın ki, uğruna ölmeye değer !) tarihinde yaşanan Fatih Terim ayrılığının taraftarda bıraktığı kırgınlık, "Fatih Terim'e ihanet ediyorum" hissiyatı (ki büyük çoğunluk böyle düşünüyor.), Roberto Mancini'nin göreve gelmesinden sonra takımın aldığı istikrarsız sonuçlar ve Türkiye'de ki taraftar yapısına aykırı olan "cool" tarzının etkisi var.

Galatasaray'ın, 30 Eylül 2013'den (R.Mancini'nin resmen göreve başladığı tarih) bugüne kadar yaşadığı zorlu sürece bakarsak; üç kulvarda yoluna devam eden, her geçen gün başarı grafiğini yükselten, oynadığı futbolla da keyif veren bir takım halini aldığını görüyoruz.Bu başarının arkasında ki isme baktığımızda, bizim "cool" İtalyan'ı görüyoruz.Peki, çok mu zor "cool" İtalyan'ı kabullenmek veya içselleştirmek ? Tabii ki değil ! Sorunun cevabı, bir Fatih Terim vecizesinde saklı."Aslolan Galatasaray !" Sadece bu vecizenin manasına baktığımızda bile sorunun cevabını bulabiliriz.




























DAHA YENİ BAŞLAMIŞTIK !

Galatasaraylı futbolcular, Arena'da kazanılan Kopenhag maçından sonra ilk kez bu kadar keyif aldıkları bir oyun oynadılar.Futbolcuların keyif alması, izleyenlere de keyif verdi.Maçın başlama düdüğüyle beraber yalandan 4-2-3-1 gerçekte 4-2-4 dizilişiyle, Drogba - Sneijder - Burak Yılmaz üçlüsü, sık sık yer değiştirdi.Bu üçlü, K.Erciyesspor savunmasının dengesini sıklıkla bozarken, orta sahada ki Melo - Selçuk ikilisi, defans - forvet bağlantısında istasyon görevi gördü. Melo'nun özellikle ilk yarıda attığı 30 metrelik ters topları, alt yapılarda ders olarak gösterilecek türdendi. Melo'nun kanatlara yolladığı uzun paslar, K.Erciyesspor savunmasının dengesini bozarken; Galatasaray'ın bir çok pozisyon yakalamasını sağladı.

Sezon genelinde hücum organizasyonları ve "Drogba'ya şişirilen toplar" sıklıkla eleştirilmişti. Roberto Mancini bu durumu K.Erciyesspor maçında çözmüşe benziyor. Bunun en güzel örneği, Hakan Balta'nın verkaçlarla ceza sahasında bulduğu pozisyondur.(Hakan Balta en son ceza sahasına girdiğinde,ligin 1.haftasında rakip Gaziantepspor'du.) K.Erciyesspor maçında sıklıkla gördüğümüz verkaçlar maçın en güzel görüntüleriydi. Galatasaray'da Hakan Balta,Sabri ve Chedjou'nun verkaçlarla pozisyona girmesi; hücum organizasyonu açısından Galatasaray'a çeşitlilik sağladı.Galatasaray, hücum organizasyonlarını çeşitlendirdiğinde daha rahat pozisyona girip, daha fazla keyif verecektir.



Galatasaray'da iki seneden beri, sürekliliği yüksek bir kanat oyuncusunun bulunamayışı, oynanan futbolun merkeze yığılmasına neden oluyordu.Amrabat transferi bu sorunu çözmek için yapılmış fakat istenilen katkı alınamamıştı.Sezon başı 12 milyon Euro bonservis bedeli ile alınan Bruma, yabancı kontenjanından dolayı kadroda yer bulamıyordu. Roberto ManciniK.Erciyes karşısında Ebuoe ve Riera'yı tribüne göndererek Bruma'ya ilk 11'de şans verdi. Genç yıldızın 4-2-4 'ün sağ kanadında bu şansı iyi değerlendirdiğini söyleyebiliriz.Burak Yılmaz'a yaptığı orta, asist olarak hanesine yazıldı.Oynadığı süre boyunca Galatasaray'ın oyun yapısına sağladığı genişlik ve adam eksiltme yeteneği maçın daha rahat kazanılmasında etkili oldu.Oyunun savunma kısmında ise rakip sol bek Ekrem Ekşioğlu'nu takip ederek, kimi zaman da oyuna sokmayarak, takım savunmasına verdiği katkı alınan galibiyette etkiliydi.Yenilen golde,tecrübesizliğinin kurbanı olarak adamını arkaya kaçırdı.Olumlu tarafından bakarsak, pozisyon esnasında Sabri'nin kademesinde olduğunu da görebiliriz.

Galatasaray'ın sümen altı edilen bir diğer sorunu ise önde basan takımlara karşı top çıkarmada zorlanması.Maçın 45 ve 60. dakikaları arasında, K.Erciyessporlu futbolcuların önde yaptığı pres, bir türlü aşılamadı.Oynanan 15 dakikalık bölümde, Selçuk ve Melo'nun top almayışı bu baskının oluşmasına sebep oldu.Akıllardan geçen "3-0'ın getirdiği rahatlık" bahanesi etkili olmuştur ancak defanstan çıkarken kaptırılan toplar önemli maçlarda baş ağrıtabilir.Dikkat etmekte fayda var.

Süper Lig'de iki haftadır sergilenen güzel futbol ve alınan 3 puan moralleri yükseltirken, devrenin bitmesi şanssızlık oldu.Galatasaray adına kötü başlayan sezonun ilk devresi, tazelenen umutlar ve oynanan güzel futbolla sonlanırken; ikinci devre, bıraktığımız yerden devam etmek üzere...

Melo "Kaburga ağrısı beni durdurmaya yetmez,onun üstüne giderim,savaşırım,golümü de atarım"

Wesley Sneijder'in gol vuruşu !


Maç sonu istatistikleri

1 Aralık 2013 Pazar

Kasımpaşa - Galatasaray Maç Yazısı | Bana Bir Masal Anlat Baba !

Galatasaray, Süper Lig'in 13. haftasında Kasımpaşa ile 1-1 beraber kaldı.İlk yarıda oynanan ruhsuz futbolu, ikinci yarıda telafi etse de; yakalanan fırsatlar cömertçe harcandı ve 2 puan Recep Tayyip Erdoğan Stadı'nda çimlere gömüldü.

Bir gün önce Fenerbahçe-Beşiktaş maçında 3-3' lük skor ve güzel futbol herkesin beğenisini kazanırken, maçın oynandığı esnada Fenerbahçeli bir arkadaşım bana dönerek " 2 yıl önce ki Galatasaray'ı hatırladın değil mi ? " diye bir sordu. Soruya sadece gülümseyerek cevap verebildim.İki takımda o kadar istekli ve mücadele azmini sahaya yansıtıyordu ki gözümün önüne Engin Baytar'ın bütün maç boyunca pres yapıp, 70. dakikada dalağı şişerek oyunu terk ettiği zamanlar geldi. Sonra "Ulu" Johan Elmander'in sahada ki bütün futbolculardan daha fazla koştuğu, Melo'nun takımı devamlı ileri taşıdığı, savunmada Big Chef'in komutanlığı, sağ bekte Ebuoe'nin rakip sol kanadını otoban yaptığı, Selçuk İnan'ın takımı ayakta tuttuğu zamanları hatırladım. O isimlerin bir kısmı yine kadroda. Yüzlerine baktığımızda o dönemden eser kalmadığını görüyoruz. Psikolojik olarak çöküntü yaşadıkları bariz." Beyin düşünüp emreder, ayaklar uygular" sözünün güzel bir örneğini yaşıyoruz.Kafalar rahat olmadığında ayaklar da çaresiz kalıyor ve bireysel hataların bir türlü önüne geçilemiyor. Geçtiğimiz iki yılda, takımda bulunan 26 futbolcuyu ve 26 farklı karakteri bir arada tutan Fatih Terim, Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak'ın bu takıma verdikleri en önemli şey, dışarıdan gelen saldırılara karşı oyuncuları koruyor olmalarıydı. Şuanda eksikliğin temel kaynağı burada yatıyor.Yalnızlık hissiyatı, okyanusta kürek çekmeye benziyor...

Kondisyonu, taktiği, defansı, kadro yapılanmasını bir kenara bırakırsak; Galatasaray'ın şuanda ki en önemli sorunu mental problemler. Baba Gündüz'ün zamanında bahsettiği konuda tam olarak bu aslında."Galatasaray bir his takımıdır" diye boşuna söylemiyordu. Galatasaray'da ki motivasyon ve özgüven eksikliği futbolcuları ruhsuzluğa itiyor.



Tüm bunlara medyada ki akbabaların bilinçli faaliyetleri de eklenince, Galatasaray'da ki çöküşün önüne geçilemiyor. Galatasaray her hafta yeni bir kaosla baş başa bırakılıyor. Hafta boyu yazılan yalan haberleri, sadece resmi site aracılığıyla yalanlamaktan başka bir yol üretilemiyor. Bunun altında, bilinçli bir yıldırma politikası ve taraftarlar ile futbolcuları karşı karşıya getirip, Galatasaray'ı 2010-2011 sezonuna döndürme çabası var. Durumu, medyada ki akbabalara gerekli ayarları verecek "Adnan Öztürk" eksikliği olarak da özetleyebiliriz. Medya ayağının haricinde takımda ki yalnızlık ve kimsesizlik halini çözmeden bu sene başarı beklemek hayalcilik. Fatih Terim'in 2011 yılında, Galatasaray'a imza attığı basın toplantısında ifade ettiği bir gerçek vardı. "Florya'yı tekrardan aslan yuvası haline getireceğiz !" Başarının sırrı da bu cümlede yatıyor. Florya'da yüzler gülmeye başladığı zaman tekrardan Galatasaray'ın dirilişini izleyeceğiz. Bende yukarıda bahsettiğim arkadaşıma gerekli cevabı o zaman vereceğim !



24 Kasım 2013 Pazar

Galatasaray - Sivasspor Maç Yazısı | Arena Meydan Muharebesi

ARENA MEYDAN MUHAREBESİ


Süper Lig'in 12.haftasında, zirveyle arada ki 9 puanı kapatabilmek için kazanılması gereken bir mücadeleye çıktık.İlk olarak konuk takımdan başlayalım. Kasımpaşa ile beraber ligin flaş ekiplerinden olan Sivasspor, R.Carlos ile kanatları etkin kullanan, hücumu ilk planda düşünen bir takım. Djebbour ve Chahechouhe' nun forvet hattında ki hareketliliğine, sağ bek Cicinho' nun etkili bindirmeleri eklenince lig sıralamasında ki yerlerinin tesadüf olmadığı bir kez daha görüldü.


Gelelim Galatasaray'a...Sivasspor karşısına hem hücum hem savunma yapabilecek bir 11'le çıktık.Asıl süpriz ise maça 3-4-3 'le başlayıp 10.dakikadan sonra 4-4-2 'ye geçilmesi oldu. Real Madrid maçının provası olarak yorumlayabileceğimiz 3'lü savunma kurgusunu, Ebuoe ve Riera ile destekleme düşüncesi  çok fazla sonuç vermedi.Bu sistemle geçilen ilk 10 dakikada, oyun üstünlüğünün bir türlü ele alınamaması sistemin 4-4-2'ye geçişini mecbur bıraktı. Formasyonun değişmesiyle takım yapısı defansta Dany-Gökhan-Chedjou-Riera , orta sahada Ebuoe-Selçuk-Melo-Aydın Yılmaz ileride ise Burak-Umut şeklinde oldu. Maça başlayan 11'e baktığımızda , Roberto Mancini 'nin dersine iyi çalıştığını söyleyebiliriz. Sivasspor 'un kanat etkinliğini durdurabilmek için Aydın ve Ebuoe hamleleri yerinde bir karardı. Ayrıca haftalardır yaptığı "ihanetten" de vazgeçerek Burak Yılmaz'ı asıl mevkisine yani forvete çekmesi olumlu.3-4-3 'ün verdiği acemilikle, atılan ilk gole kadar oyunda pek varlık gösterdiğimiz söylenemez.İlk 10 dakikada oyunu yönlendiren ve hücumda efektif bir görüntü çizen Sivasspor vardı.Galatasaray,4-4-2'ye döndükten sonra oyun dengelendi.Maçın kilidi ise Sivasspor'un oyunu önde oynama düşüncesiyle defansının arkasında geniş alanlar bırakması oldu.Selçuk İnan'ın pasıyla, defans arkasına alıştığımız koşularından birisini yapan Burak Yılmaz, 13.dakikada dalya diyerek bu fırsatı iyi değerlendirdi.

Galatasaray'ın kanayan yarası olan defans hattı, Sivasspor maçında yine hortladı.Altı dakika içerisinde iki sarı kartla oyundan atılan Dany, takımı 10 kişi bıraktı.Devre arasında gönderilecekler listesine en başta isminin yazılması gerekiyor.Transfer dönemi açıldığında üçe beşe bakmadan satılmalı.Eksik oynayan Galatasaray,sağ tarafı Ebuoe-Umut Bulut ile kapatırken bu seferde sol taraftan açık verdi.Maç boyunca hücumda iyi savunmada vasat oynayan Riera, adamını kaçırınca Djebbour jeneriklik bir gole imza attı.Skor 1-1'e geldikten sonra "Allah'ını seven üzerime sol bek atsın" diyecek hale geldik. Gönderilecekler listesine, yüksek maaşı ve yabancı kontenjanı sebebiyle Riera'yı da ekleyebiliriz.

Galatasaray, 1-1'in sonrasında daha fazla risk alarak oynamaya başladı.36.dakikada Cicinho'nun elle müdahalesi sonrasında kazanılan penaltıyı, maçın kahramanlarından olan Selçuk İnan'la gole çevirdi. 
39.dakikada Burak Yılmaz'ı düşüren Ümit Kurt ikinci sarı karttan kırmızıyı görürken ilk devre 2-1'le tamamlandı.İkinci yarıda Galatasaray oyunu dengede götürüp kontra ataklarla Burak Yılmaz'ı topla buluşturmaya çalıştı. Bunlardan bir tanesinde Aydın'ın pasına ceza sahası içerisinde iyi vuran Burak Yılmaz bu sefer direği geçemedi. Maçın son dakikalarında ise kartlar yine havada uçuştu.82.dakikada oyuna dahil olan Drogba, önce Manuel da Costa'yı daha sonra Cicinho'yu sahanın dışına,kazanılan penaltıyı da tribüne  gönderdi. Ligin zirvesinden kopmamak ve R.Madrid maçı öncesi moral kazanabilmek için kritik bir 3 puan kazanıldı.




Roberto Mancini'nin oyun planında yarattığı farklılık, Selçuk İnan ve Felipe Melo'nun performanslarını da arttırdı.Oyunun her iki yönünü de iyi oynayan bu ikili, Galatasaray'ı orta sahada ayakta tutan isimlerdi. Felipe Melo, geçtiğimiz yıla sezon başı kampı geçirmediği için formsuz başlamıştı.Sezonun devamında kendisini bulmuş ve takımın şampiyonluğa ulaşmasında ki baş aktörlerden birisi olmuştu. Bu sezon ise sezonun en iyi oyuncusu olarak Felipe Melo'yu gösterebiliriz. Her maç aynı ciddiyet ve istikrarla mücadele ediyor. Sivasspor maçında savunmaya verdiği katkının yanı sıra hücumda ki isabetli pas oranıyla muhteşem bir oyun sergiledi.Sene başından beri istenileni veremeyen Selçuk İnanSivasspor maçında dizginleri tekrardan ele aldığını gösterdi.Oyun içerisinde sorumluluğu arttıkça, liderlik vasıflarını da sergileme fırsatı buluyor.Oyunu yönlendirmesi ve takımın denge unsuru olması bakımından, Selçuk İnan'ın form durumu Galatasaray'ın kaderine direk etki ediyor. Hücumda ve savunmada özverili mücadelesiyle hem oynadığı oyundan zevk alıyor hemde izleyenlere keyif veriyor.Dinlendirilen Drogba'nın yerine sahada olan Umut Bulut, Galatasaray'ın 10 kişi kalmasından sonra sol kanatta görev aldı. Bu bölümde Sivasspor' un etkili sağ beki Cicinho'yu ilk karşılayan isim olurken, savunmada Riera'nın kademelerinde yine Umut Bulut'u izledik.Hücumda yaptığı pres ve kafa toplarında ki etkinliğiyle, sahaya ruhunu koyan, gerçek bir profesyonel olduğunu tekrar kanıtladı.Yedek kaldığı zamanlarda sorun çıkartmayıp, oynadığı zamanlarda da takıma maksimum katkıyı vermeye çalışıyor.

 "BİZ BİR AİLEYİZ,KENETLENDİKÇE DAHA DA BÜYÜYEN"

Hakem Halis Özkahya için söylenebilecek çok fazla şey var.Maçın ilk dakikalarında Ebuoe'ye yapılan müdahaleyi es geçmesi, Dany'nin kırmızı kart pozisyonu, Burak Yılmaz'ın ilk golünden önce Selçuk'un yaptığı faule devam kararı vermesi, Cicinho'nun maç boyunca 2 kere atılması gerekirken ancak uzatmalarda kırmızıyı görmesi ve Ümit Kurt'a gösterdiği kırmızı kartta Burak Yılmaz'ın kendisini yere bırakması vs. Kabul etmek gerekir ki bunların hepsi ciddi hakem hatalarıdır.Bunlardan daha önemlisi Halis Özkahya' nın 5.dakikadan sonra maçın kontrolünü tamamen kaybetmesidir.Sadece Galatasaray lehine değil, Sivasspor lehine de verdiği kararlarda kontrolsüzlük etkili olmuştur. Galatasaray adına unutulmaması gereken bir hususta 10 kişi kalmasına rağmen skoru 2-1'e getirmesidir. Maç 11'e 10 oynansa da Galatasaray yine kazanırdı. Bazı şeyleri görmek için müneccim olmaya gerek yok. Akbaba gibi Galatasaray'ın üzerine çökmeye çalışanların önce şikeden aklanmaları ve karşımıza öyle gelmeleri gerekmektedir. Gırtlağına kadar suça batmış kaotik futbol düzeninde, başı dik bir şekilde yürüyen Galatasaray'a yapılmak istenen operasyonun bilincindeyiz. Galatasaray'ın kaybettiği maçlar sonrasında, mantar gibi türeyen medyada ki maşaların nasıl Galatasaray'a saldırdığının da farkındayız...Galatasaray futbol takımı gerekeni sahada yapacaktır. Galatasaray'ın yükselişi tekrardan başlayacak ve ağızlarından salyalarını akıtan akbabalara gereken cevap en güzel şekilde sahada verilecektir. Yaşanılan sıkıntılı günlerde daha da anlam kazanan bir sözle bitirelim " biz bir aileyiz, kenetlendikçe daha da büyüyen ! "  


11 Kasım 2013 Pazartesi

Fenerbahçe - Galatasaray Maç Yazısı | "Yürekli Mağlubiyetler,Korkak Zaferlerden Daha İyidir"

"YÜREKLİ MAĞLUBİYETLER, KORKAK ZAFERLERDEN DAHA İYİDİR"

11.haftada karşılaştığımız "suyun karşı yakasında ki takıma" 2-0 kaybettik.14 senelik çile, bu senede son bulmazken, sezonun devamı için pek ışık gördüğümüz söylenemez. Galatasaray'ın 1 hafta içerisinde kaybettiği Kopenhag ve Fenerbahçe maçları iki kulvarda da geriye düşmemize sebep oldu. Kopenhag maçından sonra oynanan futbolun derbide yetmeyeceğini belirtmiştik.Öyle de oldu.Çok kötü oynayan rakibe karşı, sahada hiçbir varlık göstermeden, hediye ettiğimiz iki golle mağlup olduk.Goller penaltıdan Emre Belözoğlu ve Cristian'dan gelirken son dakikalarda Melo'nun penaltısı Volkan Demirel'e takıldı.



Sneijder ve Muslera'nın yokluğu, takımda güven problemi yaratmış durumda.Gereksiz bir ürkeklik var.Çok sık kullanılan bir demeç vardır "gerekli dersleri çıkartıp,önümüzde ki haftalara bakacağız" tamda bu noktadayız. Kopenhag maçında yenilen golün bir benzerini 2.golde yedik."Savunmada yaptığımız hatalar" diye başlayan Roberto Mancini açıklamaları, derbi sonrasında yine devam etti.Peki güzel hocam,yakışıklı hocam(!) bu takıma geldiğin günden beri savunma yapmayı öğretiyorsun(!)gol yemeden bitirdiğimiz maç yok! Hadi onu da geçtim, takım gol atmayı da unuttu. İki maçtır gol atamıyoruz. Golü de geçtim artık pozisyon üretemeyen bir takım olduk. Fenerbahçe maçında doğru düzgün pozisyonumuz yok."Kaş yapalım derken göz çıkartmak" diye buna denmiyor mu? "Yeni geldi","alışacak","zaman lazım" laflarını bir kenara bırakalım.8 maçta ortaya çıkan tablo budur! Düzelir mi ? Düzelebilir tabi ki ama şuanda tünelin ucunda bir ışık gözükmüyor. Kendisine bir Fatih Terim vecizesiyle seslenmek istiyorum." Yürekli mağlubiyetler, korkak zaferlerden daha iyidir ! "

Roberto Mancini'nin ısrarla yaptığı hatalardan vazgeçmesi gerekiyor.Burak Yılmaz'ın kanatta oynatılması, bırakın Galatasaray'ı,Türk futboluna ihanettir. En kısa zamanda kendi mevkisine geri dönmesi gerekiyor. Bruma bu sistem içerisinde ancak A2 takımında oynayabilir.Kendisine gerekli özgürlüğü tanıyıp ilk haftalarda izlediğimiz Bruma'yı bize sunması gerekiyor.Takım savunması ,sadece defansif oyuncularla yapılmaz. Defansif oyuncularla rakibi kilitlemek, küçük takımların işidir. Galatasaray'ın genlerinde hücum futbolu vardır.Bu Galatasaray anayasasının değiştirilemez maddelerinden bir tanesidir. Galatasaray'da takım savunması, forvetten başlayıp defansa kadar her futbolcu tarafından yapılır.Sahaya çıkan bir gruptan "sen hücum yap , sen sadece savunma yap " şeklinde fayda beklemek fiyaskodur.

MUTLU MUSUNUZ ?

Sadece Roberto Mancini'yi suçlamak  tabiki büyük haksızlık. Bu kadroyu o kurmadı.Yaşanan iç çekişmelerin, yanlış takım kurgusunun, sezon öncesinde yapılan yanlış transferlerle takımın bu noktalara gelmesinde etkili olan Fatih Terim'in ve bitip tükenmek bilmeyen Fatih Terim - Ünal Aysal ego savaşlarının, gelinen noktada baş aktörler olduğunu söylemeliyiz...Burada en büyük cezayı yine Galatasaray taraftarı çekiyor veya çektiriliyor.Kendilerine sormak lazım, " mutlu musunuz ?" 2 senedir işleyen çarkı bozmaktan, sizi sevenleri üzmekten dolayı mutlu musunuz ? Kendi egolarınız uğruna, Galatasaray'ı getirdiğiniz bu noktadan mutlu musunuz


NEŞTER OPERASYONU 

Devre arasında takıma bir neşter operasyonu şart. Bu futbolcu güruhu bu sezonu tamamlayamaz. Yedeklerden giren hiçbir yerli oyuncudan katkı alınamazken, ilk 11'de olanların ise geçtiğimiz yılları mumla arattığı bir gerçek.11.hafta sonunda hala istikrarı yakalayamayan, fizik olarak dibi görmüş, formsuzluklarının ise zirvede olduğu bir dönemi geride bırakıyoruz.Yüzlerine baktığımızda ise bu durumdan pek de şikayet eden bir halleri yok.Gayet mutlu bizim çocuklar! Öyle ki, maçtan sonra sevgilisiyle yatarken fotoğraf çekip instagrama yükleyebiliyorlar.Haklılar tabi ! Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Finali garantilediler.Süper Lig'de 9 puanla öndeler.Her maçta iyi oynuyorlar ! Bir kısmı göbeği salıp sahaya çıkarken, bir kısmı yedekler arasında sarı kart görüp haftaya cezalı duruma düşebiliyor...Rahatlar yani ! Bu rahatlığın ceremesi yine taraftarda patlıyor.Nasıl mı ? Maç bitince centilmenlik görüntüleriyle birbirlerine sarıldıklarında sizin yüzünüzde ki üzgün ifadeyi hangisinde görebildiniz ? Hangisi sizin yaşadığınız üzüntüyü yaşadı ? Hangisi başını öne eğerek stadı terketti ? Bu maçta yaşadığımız kırgınlıklar, bir anda unutulacak kırgınlıklardan değil ! Bu gidişatın bir yerde son bulması gerekiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi şuanda tünelin ucunda ışık gözükmüyor. Takım içerisinde birisinin çıkıp isyan bayrağını eline alması ve "braveheart" olması gerekiyor. Metin Oktay'ı mezarından kaldıramayacağımıza göre, yine bu kadroda birilerinin (zahmet olmazsa!) sorumluluk alması gerekiyor. Hatta zamanı geldi de geçiyor bile...

BAŞARILAR GELİR GEÇER , ASALETİN BİZE YETER 

Real Madrid maçı sonrasında yaşadığımız travma bunun yanında hiçbir şey.Bugün tekrardan bir araya gelip yaraları sarma günüdür. Hayatımızın rengi Galatasaray'ı düştüğü yerden kaldıracak olan futbolcular kadar yine bizleriz. İlk kez derbi kaybetmiyoruz, son da olmayacak. Galatasaray değerlerine sahip çıktığını zannedenlere inat bu değerlere nasıl sahip çıkıldığını gösterme günüdür. Armaya küsmeden, peşinde kilometrelerce yol katetmeye devam ! Nasıl olsa " başarılar gelir geçer , asaletin bize yeter!"


23 Ekim 2013 Çarşamba

Galatasaray - Kopenhag Maç Yazısı | Daha Yeni Başlıyoruz !

"YÜKSELİYOR KAVGAMIZ OMUZLARDA" 

İlk teşekkür taraftara gelsin.Ali Sami Yen kapalısından bir demet izlediniz dün gece...Seyrantepe semalarında muhteşem bir taraftar vardı.İlk dakikadan son dakikaya kadar, takımla beraber hücuma kalkan ve takımla beraber savunmaya çekilen bir taraftar performansı izledik.Bunda Galatasaray'ın bu sezon ilk kez oynadığı kompakt ve iştahlı futbol etkiliydi.Öyle bir iştah ki, önde oynayan Drogba-Burak-Sneijder-Bruma ile rakip defansa ; Melo ve Selçuk ile Kopenhag orta sahasına sahayı dar eden bir iştah...Bu arada bu istekli oyunu en son Arena'da 3-1 kazanılan Fenerbahçe maçında izlemiştik.2011-2012 sezonu özleyenlerden birisi olarak,ortaya konan mücadeleden fazlasıyla keyif aldım.

Galatasaray - Kopenhag maçı Pegasus Tribünü

Mancini 'nin Galatasaray'a bir ivme kazandırdığı bu maçta çok net görüldü.Galatasaray bu sezon ilk defa bu kadar arzulu bir maç çıkardı. Galatasaray'ın önde baskı ve pres düşüncesinin yanında, bloklar arası yardımlaşmayı da beraberinde izledik. Bir bütün halinde oynayan Galatasaray,dosta güven düşmana korku verdi.Özellikle Ebuoe ve Bruma'lı sağ kanat, ilk yarıda Kopenhag sol kanadını otobana çevirdi. Roberto Mancini bir arada hücum edip bir arada savunma yapmayı Galatasaray'a öğretmiş görünüyor. Antrenmanlarda topun arkasına on bir kişiyle geçip, hücuma da yine tek blok olarak çıkmayı futbolculara aktarmaya çalışıyordu.Meyveleri ise yavaş yavaş topluyor. Kopenhag maçı gösterdi ki, bu oyunun üzerine koyulduğunda kolay kolay maç kaybetmeyen ve oynadığı futbolla keyif veren bir Galatasaray karşımızda olacak.

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Sezon başından beri en büyük sıkıntı, formsuz oyuncuların takımda sayıca fazla olmasıydı.Geçen hafta itibariyle form düzeyini yükselten Wesley Sneijder 'i kazanan Galatasaray , Kopenhag maçı sonrasında ise Ebuoe 'yi kazandı.Yerden kalkmayan oyununu , Juventus maçında Chedjou'dan yediği ayarla bir kenara bırakan Ebuoe,ilk senesinde ki istekli oyunundan kesitler sundu.Galatasaray - Karabükspor maç yazısında takımın hücum opsiyonları ve beklerden en az bir tanesinin hücum karakteri yüksek Ebuoe veya Riera şeklinde tercih edilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk.Dün ki Kopenhag maçı tamda bu ölçüde Ebuoe 'nin gecesi oldu.Hücum anlamında kaptığı toplarla ileriye çıkışları ve zamanında girdiği kademelerle savunmaya katkı konusunda fazlasıyla etkiliydi.Maçı iki asist ile tamamlarken , takımın sağ kanattan etkili ataklar yapmasını sağladı.Oyunun orta sahada sıkıştığı anlarda, gerekli bindirmelerle oyunun genişlemesine yardımcı oldu.

"Güzel futbolcu tekmeye kafa sokandır." Böyle öğrendik Bülent Korkmaz'dan.3 numaralı forma , yine bir cengaverin sırtında yükseldi. Galatasaray'ın "bayrak adamı" olan Felipe Melo , oyunun her iki bölümünde korkusuz mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Futbolun sadece futbol olmadığını, taktik tahtasında yazılanların o tahtada kaldığını tekrardan hatırlattı."Büyük zaferler, yürekli komutanlarla kazanılır" sözünün vücut bulmuş haliydi.Attığı golden ziyade sahada ki mücadelesi takdiri haketti.



Semih - Chedjou uyumu ise beraber oynadıkça daha iyiye gidiyor.Yediğimiz gol konsantrasyon kaybından olsa da gole kadar çok başarılı hamlelerde bulundular. Dany 'yi ilk kez sol bek pozisyonunda izledik. Felipe Melo'nun attığı golün asistini yapmasının yanında, ilk kez oynadığı sol bekte sırıtmadı.Takımın maestrosu Selçuk İnan sonunda gerçek oyununu bizlere izletti.Sene başından beri istenileni veremese de Kopenhag maçında dümene geçti.Formunu gün geçtikçe yükselten Wesley Sneijder , bu maçta da oyunun her alanında yıldız vasfına yakışır şekilde mücadele etti.

R1 TUŞU AÇIK KALMIŞ "BURAK YILMAZ"

Gecenin asıl yıldızı Burak Yılmaz 'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Bırakalım kaçırdığı golleri , gol kralı olduğu zamanda dahi sahanın her yerinde pres yapan Burak Yılmaz'ı hiç hatırlamıyorum.Sol açıkta oynadığı Kopenhag maçında, savunmaya bu kadar yardım edip yorulmadan pres yapan Burak Yılmaz 'a şahitlik ettik.45+4'de topa yaptığı baskı ve takımın onunla beraber prese devam etmesi maçın özetiydi.Burak Yılmaz yine gollerini atar ama pres ve mücadele azmini futboluna eklerse, Türk futboluna en büyük katkıyı sağlar.Daha önce de yazmıştık, sahada koşmayan ve mücadele etmeyen futbolcuya taraftar sabır göstermez.Goller bir şekilde atılır ama esas olan sahada ki ruhu kaybetmemektir.Galatasaray taraftarı kaçan gollere inat Burak Yılmaz'ı bağrına basmayı bildi.Futbolcu asmayı kendisine adet edinmiş olan seyirci kisvesine selam olsun !


2 Ekim 2013 Çarşamba

Juventus - Galatasaray Maç Yazısı | Tükenmez Umut'um,Varsa Sarı Kırmızı Formasında

Real Madrid maçında yaşanılan hezimet sonrası , gördüğümüz rüyanın bittiğini yazmıştık.Rüya kabusa döndükten sonra , gerçek Galatasaray efsanesi Fatih Terim'i kaybettik.İmparator'un yerine bir dünya markası Roberto Mancini takımın başına getirildi.2 haftada yaşadığımız kaosun şaşkınlığını üzerimizden atmaya çalışırken, Torino deplasmanı geldi.


Mancini yönetiminde ilk maçımıza Juventus karşısında çıktık.Fatih Terim döneminde alıştığımız 4-3-1-2 'nin yerine 4-4-1-1  formasyonu ile oyuna başladık.Mancini'nin, beklendiği üzere daha defansif bir oyun planı çıkardığını söyleyebiliriz.Fatih Terim döneminde yaptığımız önde baskı yerine; Juventus hücumlarında, yarı alanımızda oyunu daraltmaya çalışan, bloklar arası mesafeyi minimuma indirip, kazandığı toplarla  Bruma ve Drogba'yı topla buluşturmaya çalışan bir Galatasaray vardı.Drogba'nın golüne kadar orta sahada ayağa iyi pas yaptık.Gerektiğinde oyunu iyi soğutup ileriye daha dengeli çıkışlarla gol aradık.Chedjou 'nun 36. dakikada uzun pasında, Drogba savunmanın hatasından faydalanarak Galatasaray'ı Torino'da öne geçiren golü attı.

Drogba 'dan "Metin Oktay" selamı 


Juventus, Pirlo'nun önderliğinde oyuna hükmeden bir takım.Oyunun yönünü hızlı bir şekilde değiştirip, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner'i topla buluşturduktan sonra Vucinic ve Tevez'e etkili ortalarla gol aradılar.Orta sahada Vidal ve Pogba, oyunun her iki yönünü de iyi oynayan orta saha oyuncuları.Kabul etmek gerekir ki Galatasaray'ın bu savunma hattı ile ilk yarıda çok net pozisyon vermeden , sadece alan daraltarak oyunu dengede götürmesi çok önemliydi.1-0 'dan sonra artan Juventus baskısına Chedjou ve Semih'in sakatlanmasıyla oyuna dahil olan Gökhan Zan ile karşı koyduk.Pirlo'nun, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner 'i topla buluşturmak için attığı 30 metrelik paslara fazla boşluk vermeden iyi karşı koyduk. Ters toplara, kanatlardan Riera ve Bruma ile zamanında yardım getirmemiz ve Melo-Selçuk ile kademeyi oluşturmamız çok önemliydi. Roberto Mancini , Juventus' un etkili yönlerini takıma iyi anlatmış.İlk yarıda oyuncular savunma anlamında güzel sinyaller verdi.

Galatasaray, ikinci yarının başlama düdüğüyle beraber tamamen kendi yarı sahasında oyunu kabul etti.11 kişi topun arkasına geçerek , Juventus'a boş alan bırakmamak ilk öncelikti.Galatasaray, Sneijder'den bu maçtada gerekli verimi alamazken,Pirlo ikinci yarıda da oyuna hükmetmeye devam etti.Galatasaray adına bekleneni veremeyen iki isimden Riera ve Sneijder'in yerlerine Amrabat(60.dk) ve Umut Bulut(73.dk) dahil oldu.Roberto Mancini, kontra ataklar yakalanabileceği düşüncesiyle Amrabat'ı oyuna alsa da istenilen olmazken;Umut Bulut hamlesi ile Pirlo'nun rahat pas yapmasının önüne kısmende olsa geçildi.Umut Bulut'un pres gücü ile Pirlo etkinliğine önlem alınırken,tamamen uzun topa dönen Galatasaray'a hava hakimiyeti kazandırma stratejisi yerinde bir karar oldu.

77.dakikanın içerisinde Amrabat'ın yaptığı müdahale sonrası hakem Viktor Kassai , penaltı noktasını gösterdi.Maç boyu ikili mücadelelerde ki sertliğe prim tanıyan ve bütün takdir haklarını Juventus lehine kullanan Kassai, Amrabat'ın müdahelesine penaltı yorumunda bulundu.Vidal'in kullandığı penaltı ile skora 1-1 'lik eşitlik gelirken , Juventus baskısı daha da arttı.Galatasaray savunması Juventus ataklarına direnmeye çalışırken 87. dakikada Pirlo'nun ortasında Quagliarella skoru 2-1 'e getirdi.Maç artık bitti derken,yine Drogba'ya gönderilen uzun topun Umut Bulut'a inmesiyle skor 2-2 'ye geldi.Böylelikle çok büyük sıkıntılar ile çıktığımız Juventus müsabakasından 1 puanı hanemize yazdırarak İstanbul'a döndük.

"Tükenmez Umut'um , varsa sarı kırmızı formasında"


Torino'dan kazanılan 1 puana birçoğumuz üzülsek de Kassai gibi bir faciaya rağmen kaybetmediğimize sevinmeliyiz. Ofansif olarak çok iyi şeyler yapamasak da takım savunması adına olumlu sinyaller verdik. Muslera her zamanki gibi muhteşemdi. Chedjou bugüne kadar en iyi performansını sergiledi.Ayrıca Ebuoe'nin yerden kalkmayan tavırlarına isyan etmesi maçın en önemli karesiydi.Yerden kalkmayan futbolcu profilinden ne zaman kurtulacağını çok merak ediyoruz.Futbolun bir erkek oyunu olduğunu ve her pozisyonda yere serilerek takıma kaybettirdiği puanları hatırlamasını kendisine öneriyorum.Semih Kaya'nın sakatlığı sonrası oyuna dahil olan Gökhan Zan, yine gerçek bir profesyonellik örneğiyle, kendisini nasıl hazır tuttuğunu tüm Galatasaraylılara gösterdi. Bruma ofansif olarak bekleneni veremese de takım savunmasına katkısıyla takdiri haketti.

Galatasaray adına maçın en önemli oyuncusu tartışmasız Drogba olurken, 1 gol ve 1 asist ile #ÇareDrogba lakabının hakkını verdi. Galatasaray'a kattıklarıyla gerçekten büyük bir teşekkürü hakediyor. Yazının başlığında vurguladığımız "tükenmez Umut'um varsa sarı kırmızı formasında" bestesinde ki umudumuz olan Umut Bulut'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Kendisine ne zaman ihtiyaç duysak yedekten gelip görevini layıkıyla yapıyor. Galatasaray'ın bugün kazandığı 1 puanı getiren golü attı.Oyuna girdikten sonra Pirlo'ya yaptığı baskıyla etkinliğini azalttı. Sorunsuz ve gerçek bir profesyonel olarak davranan Umut Bulut, bu gecenin kazananı oldu.

Önümüzde ki Kopenhag maçlarından çıkarabileceğimiz 6 puan , Şampiyonlar Ligi'nde yolumuza devam edebilmek için çok önemli. Torino deplasmanından alınan 1 puanın anlam kazanabilmesi için Kopenhag'ı iki maçta da kayıpsız geçmeliyiz. Juventus ile Arena'da son maçı oynayacağımızı da unutmayalım.Skor 2-1 olunca sevinmeye kalkan densizlere "Galatasaray, bitti demeden bitmez ! "

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Eskişehir - Galatasaray Maç Yazısı | "Dejavu"

Ligin 3.haftasında kronikleşen "Eskişehir sendromu" geride kaldı.Skor yine 0-0.Fatih Terim'in Eskişehir'de kazanamama sendromu 3.sezonda da tam gaz devam ediyor.Maç öncesi Galatasaray taraftarlarına  maçın skorunu sorsanız "0-0" şeklinde yanıtlardı..

Süper Lig'de Eskişehir ve Bursa deplasmanları en zor deplasmanlardır.Şanssızlığımız bu iki maçında peş peşe oluşu.Bu maçlar ilk devreye yayılmış olsa kimse ağzını açmaz ama gel gör ki üstüste oynanınca kaybedilen 4 puan olarak göze batıyor.

Oyuna geçmeden önce saha zeminine değinmeden olmaz.Kış şartlarında veya yağmurlu zeminlerde oyuncuların kaymasına ve ayakta duramamasına hepimiz alışkınız ancak yaz aylarında , sezonun ilk haftalarında böyle zemini hiç hatırlamıyorum.Tek tek pozisyon anlatmayacağım çünkü maçın her anında yere düşen oyuncu sayısı oldukça fazlaydı.Futbolun gelişmesi için o kadar kafa yoran (!)  insanlar bu zemin problemini halledemeden hiçbir şey başaramayacaklar.Üst yapıdan önce alt yapının gerçekleşmesi tüm ülke için elzemken 2013 Türkiye'sinde hala zemini tartışıyor olmamız fazlasıyla ironik.



Galatasaray'ın lige düşük tempoda başlamasına 2 senedir alıştık.Bu sezonda aynı şekilde devam ediyoruz.İlk haftalar tökezlesede 6 ve 7. haftadan itibaren takım kendini buluyor.Önemli olan bu haftaları en az kayıpla atlatmak.Eskişehir maçıda bu şekilde değerlendirilmesi gereken bir müsabaka oldu.Maçın ilk yarısı fazlasıyla sıkıcıydı.İki takımda orta saha mücadelesini "zeminin elverdiği ölçüde" kazanmaya çalışarak oyuna hükmetmeye çalıştı.İlk devrede göze batan tek isim Eskişehir'in sol beki Tarık Çamdal'dı.Sol taraftan etkili ataklarla Ebuoe'yi çok zor durumda bıraktı.Birçok pozisyonda faulle durduruldu.Ülke olarak sol bek problemi yaşadığımız dönemlerde Tarık Çamdal "umut"olarak göze battı.Drogba-Burak Yılmaz-Sneijder'li ileri üçlü etkisiz bir görüntü çizdiler.İlk yarıda Drogba'nın kafa şutu ve Burak Yılmaz'ın zeminin azizliğine uğrayıp kaçırdığı pozisyon haricinde çok fazla varlık gösteremedik.Eskişehir'de Kamara ve Erkan Zengin beklenenden uzak bir görüntüyle ilk yarıyı tamamladılar.Galatasaray'da Selçuk İnan'ın form düşüklüğü son sürat devam ederken, stoperler arasında ki sorun hala göze batıyor.Bu maçta görev alan Gökhan-Semih ikilisi fazlaca pozisyon hatası yaptı.Uzun bir süre sonra ilk 11'de başlayan Engin Baytar , Hamit'in yokluğunda kendisini gösteremedi.İlk yarı Galatasaray'da en iyi diyebileceğimiz isim Felipe Melo oldu öyle ki kendisinin olmadığı Galatasaray orta sahası , direnç kaybını fazlasıyla hisseder.

İkinci yarı daha arzulu bir mücadeleye sahne oldu.6+0+4'ün mağduru Amrabat ve cezasının ardından tekrar takıma dönen Sabri , Burak ve Engin'in yerinde ikinci yarıda oyuna dahil oldu.4-4-1-1'e dönen Galatasaray kanatları daha etkin kullanmaya başladı.Futbolcu olmak için herşeyi bünyesinde barındıran ancak en önemli şeyi (futbol zekası) futboluna dahil edemeyen Amrabat , oyuna hareket getirdi.Sneijder'in Drogba ve Amrabat'a attığı paslar zeminden dolayı başlamadan son bulan ataklar oldu.Galatasaray adına maçın en önemli pozisyonları ikinci yarıda gerçekleşti.Melo'nun boş kaleye 2 metreden auta yolladığı poziyon ve Drogba'nın direğe takılan şutunun haricinde Sneijder'in vuruşunda Boffin'in mükemmel kurtarışına şahit olduk.Eskişehir adına maçın en net pozisyonu ise savunmanın hatasından faydalanan Necati'nin vuruşuydu.Bu pozisyonda Galatasaray savunmasının anlaşmazlığını Muslera telafi etti.

17 Eylül'de ki Real Madrid maçına kadar çok daha fazla yol almamız gerekli.Fazlasıyla rahat oynayan Galatasaray bu konsantrasyonla devam ederse sezonun sonunda ki 4.yıldızı anca havada görür!Uzun bir süreden sonra ilk kez rakip takım bizden fazla pas yapmış durumda.Galatasaray'ın topa sahip olamadığı zamanlarda ileride ki 3'lünün savunmaya katkısının durumu malum.Selçuk-Melo-Hamit(bu maçta Engin Baytar)'in üzerine binen yük daha fazla oluyor.Orta üçlüden form olarak sadece  Melo'nun beklentileri karşılaması ve Selçuk'un geçen seneki formunda uzak oluşu oyunu rakip sahaya yıkmada sorun teşkil ediyor.Galatasaray kanatsız oynadığı için iki bekin oyuna katılması çok önemli.Ebuoe ve Hakan Balta'dan bu maçta da istenilen katkı alınamadı.Kanatların işlemeyeşi Galatasaray'ı orta sahaya mahkum ediyor.Oyunu geniş alana yayamadığımız için pozisyon üretmekte ilk yarı oldukça zorlandık.İkinci yarı Amrabat ve Sabri ile daha iyi bir görüntü sergiledik.Sene başından beri düşüncem değişmedi.Sneijder oynayacak ise 4-2-3-1 veya 4-4-1-1 Galatasaray'ın oynaması gereken sistem olarak gözükmekte.En azından Selçuk ve Hamit form tutana kadar 4-4-2'den vazgeçilebilir.Sistem sorununu kenara bırakacak olursak takımın mücadele ve fizik gücü fena değil.En azından rakibe diş geçirip savaşmaya devam ediyor.Eskişehir deplasmanı her zaman sıkıntılı olmuştur.Bu deplasmanı 1 puan ile atlattık.Karalar bağlamaya gerek yok , ne demişler "Allah Kerim , Fatih Terim "

İki haftalık milli maç arasından sonra görüşmek üzere...


18 Ağustos 2013 Pazar

Galatasaray - Fenerbahçe Maç Yazısı | "Before and After"

Süper Kupa Finali'ne Doğru

Geçen yıl Erzurum'un ev sahipliği yaptığı Süper Kupa Finali , bu sene Kayseri'de düzenlendi.Geçen senenin Süper Lig Şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası sahibi Fenerbahçe , geçen yıl olduğu gibi bir kez daha Süper Kupa'da karşı karşıya geldi.




Fenerbahçe

Sezona hoca değişikliğine giderek başlayan Fenerbahçe , Aykut Kocaman'ın yerine Ersun Yanal'ı takımın başına getirdi.Ersun Yanal'ın eski öğrencisi Alper Potuk , İbb'nin orta sahadaki yıldızı Samuel Holmen , Zenit'ten Portekizli stoper Bruno Alves,Bayern Leverkusen'den sol bek Michal Kadlec ve Spartak Moskova'dan Emenike takıma katıldı.Kadro olarak yenilenen Fenerbahçe , hafta ortasında Salzburg'u elemesine rağmen ortaya koyduğu performansıyla eleştirilere maruz kalmıştı.Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'si geçen seneye göre daha fazla önde basan , defansı orta sahaya yakın kurup , bloklar arası mesafeyi kısaltan bir mantaliteyle mücadele etmeye çalışıyordu.Salzburg'un hareketli ve genç oyuncuları pas bağlantılarını doğru kurduğu için baskıdan kolay kurtulup Fenerbahçe kalesinde birçok pozisyon bulmuştu ancak Fenerbahçe bu Avrupa sınavından başarıyla çıkmıştı.Fenerbahçe bu moralle 11 Ağustos'da oynanacak Süper Kupa Finali'ne odaklanmıştı.



Galatasaray

Geçtiğimiz yılın Süper Lig Şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi çeyrek finalisti Galatasaray , sezona geçtiğimiz yıl Fransa'da en iyi stoper seçilen Aurelien Chedjou ve Sivasspor'un başarılı orta sahası Erman Kılıç hamleleri ile başladı.Geçtiğimiz yıl kiralık olarak forma giyen Umut Bulut ve Felipe Melo takıma yeniden katıldı.Süper Kupa öncesi katıldığı Emirates Cup'ı kazanan Galatasaray , Londra'dan İstanbul'a büyük moralle döndü.Hazırlık kampı süresince en büyük sorun ise defans bölgesinde yapılan hatalar ve stoperlerin uyumsuzluğuydu.Emirates Cup'ta sakatlığı sebebiyle forma giyemeyen Burak Yılmaz'ın form durumu Fatih Terim'i düşündüren bir diğer husustu.

Şşşşşşşşşttttttt   1 2 3 ...

Süper Kupa Finali , Kayseri'nin ev sahipliğinde , dolu tribünler önünde güzel bir mücadeleye sahne oldu.Maçın başlama düdüğüyle beraber Fenerbahçe orta sahası, Galatasaray'ın orta sahasında ki Selçuk İnan ve Felipe Melo'ya yakın oynayarak pas alışverişini kesmeyi amaçladı.Fenerbahçe'nin önde basarak Galatasaray'ı çıkartmama düşüncesi ilk 20 dakikada etkili oldu.Galatasaray kendi yarı sahasında yaptığı pas alışverişiyle Fenerbahçe'nin baskısından kurtulmaya çalışırken pozisyon üretmekte oldukça zorlandı.Ancak Fenerbahçe'nin önde basıp rakibi bozma düşüncesi takımın kondisyonunun düşmesinden dolayı 20.dakikadan sonra azaldı.Galatasaray daha fazla hareket alanı bulmaya ve Mehmet Topuz'un kanadından Nordin Amrabat ile daha fazla pozisyonlar üretmeye başladı.Gökhan Gönül'ün yokluğunda sağ bek mevkisinde görev alan Mehmet Topuz kademe ve duruş hatalarıyla takımının savunma dengesini bozdu.20. dakika geçilirken Drogba'nın müsait pozisyonda Mert Günok'u geçememesi ilk tehlikeli pozisyon olarak hafızalara kazındı.24.dakikada Sow , Drogba'ya nazire yaparcasına ceza sahasında ayağına gelen fırsatı "ıska" geçerek değerlendiremedi.Galatasaray ilk yarım saat sonrası kalede genç Mert'in olmasından faydalanmak isteyen bir düşünceyle uzaktan şutlarla gol aradı.20.dakikada Drogba'nın pozisyonunu kurtaran Mert , daha özgüvenli bir şekilde kalesini gole kapattı ve ilk yarı başladığı gibi 0-0 bitti.


İkinci yarı Galatasaray'ın artan baskısı ile başladı.45 ila 60. dakikalar arası orta saha hakimiyetini ele alan Galatasaray , ceza sahası çevresinden çektiği şutlarla gol aradı.Kapalı tribün önünde , korner çizgisine yakın bir noktada Drogba'yı faulle durduran Bruno Alves , gördüğü sarı kartın ardından çok geçmeden Felipe Melo'ya yaptığı faul sonrası ikinci sarı kartla oyundan atıldı.63.dakikada 10 kişi kalan Fenerbahçe , Mehmet Topal'ı stopere çekerek orta sahada bir kişi eksik mücadele etmeyi göze aldı.Orta saha hakimiyetini tamamen eline alan Galatasaray baskısını arttırdı.Artan baskıyla birçok pozisyona girilse de , Galatasaray adına yanlış pas tercihleri veya son vuruşlarda ki beceriksizlik arzu edilen skoru getirmedi.Ersun Yanal , 81.dakikada Webo'yu kenara alıp Kadlec'i oyuna sokarak oyunu dengelemek istedi.Mehmet Topal tekrar orta sahada ki yerini aldı ve ileride tek forvet Sow olarak mücadelenin 90 dakikası tamamlandı.

90 +

Yorgunluğunda etkisiyle uzatma dakikalarında iki takım oyuna kontrollü başladı.Galatasaray'da oyuna 81.dakikada Amrabat'ın yerine dahil olan Erman Kılıç ve Hakan Balta ile sol kanattan etkili ataklar yarattı.Mehmet Topuz'un kanadından çok fazla açık veren Fenerbahçe , Hakan Balta'nın ortasında Drogba'nın kafasına engel olamayarak 99.dakikada 1-0 mağlup duruma düştü.Finallerin adamı Didier Drogba , Süper Kupa Finali'nde sahne alarak "Gerçek Galatasaraylı"oluyordu.Skorun 1-0 olmasından sonra Galatasaray oyunu geride kabul etmeye başladı.Bu dakikalarda Sow'un kafası direkten dönerken yine Sow'un vuruşunu Muslera kornere tokatladı.Uzatmanın ikinci yarısında Fenerbahçe'nin baskısı sonuç getirmezken , Kayseri'de düzenlenen Süper Kupa 'nın sahibi üstüste 2.kez Galatasaray oluyordu.


Süper Kupa'nın Ardından

Türkiye'de futbol sezonunun açılış maçı , iki takımın fizik olarak yetersiz olduğunun çok net bir şekilde gözler önüne serdi.İki kaliteli takımdan daha hazır ve daha oturmuş bir kadroya sahip olan Galatasaray bu büyük mücadeleden zaferle ayrıldı.

Türk Futbolu'na bugüne dek bir çok kaleci armağan eden Fenerbahçe , bunlara bir yenisini Mert Günok'u ekledi.99 dakika boyunca kalesinde yaşadığı pozisyonlara geçit vermezken , "Çare Drogba"nın nefis kafasında "çaresiz" kaldı.Fenerbahçe'nin Volkan Demirel'den sonra kalesini uzun yıllar emanet edeceği Mert , bu maçta ki performansı ile büyük saygı haketti.

Ersun Yanal'ın oynatmak istediği hücum futbolu ve önde basan ekip görüntüsü sadece yarım saat sürdü.Bu oyun felsefesinde olmazsa olmaz "kondisyon" olduğu için Fenerbahçe'nin hazır olmaması bunda büyük etken oldu.Fenerbahçe ligin ilk 6 haftasını minimum puan kaybı ile atlatırsa sezonun geri kalan kısmında zevk veren bir takım haline gelecektir.

Özellikle sağ bek Gökhan Gönül ve Raul Meireles'in sakatlığı Fenerbahçe'nin dengesini bozmakta.Gökhan Gönül'ün yokluğunda Mehmet Topuz'un savunma zaafları Süper Kupa Finali'nde çok net bir şekilde görüldü.Meireles'in Fenerbahçe orta sahası için ne kadar önemli bir oyuncu olduğu bu maçtaki eksikliğiyle çok net görüldü.Salzburg maçında oyundan çıktıktan sonra takımın hücuma çıkmakta oldukça zorlandığı görülmüştü.Bu maçta Emre'nin yeteri kadar hazır olmayışı ve Mehmet Topal'ın salt bir kesici olması , takımı ileriye taşımakta yetersiz hale getirdi.

Fenerbahçe'de Mert Günok'tan sonra maçın en iyi ismi Hasan Ali Kaldırım'dı.Bölgesini çok iyi savunurken , yer yer katıldığı ataklarla Sow ve Webo'yu ortalarıyla golle buluşturmaya çalıştı.İzlediğimiz Kadlec , Hasan Ali Kaldırım'dan iyi değil.Kadlec'ten stoper bölgesinde  faydalanılması Fenerbahçe'nin lehine olacaktır.Bruno Alves atılana kadar Fenerbahçe'de en etkili oyunculardan biriydi.Gerek savunmayı toparlaması gerekse pasla defanstan çıkan yapısıyla bu sezon Fenerbahçe'ye çok fazla şey katacaktır.

Sow , herzamanki azmi ve çalışkanlığı ile takdir toplarken , Webo ve Kuyt ise bu maçta pek ortalarda gözükmedi.Gerek istedikleri pozisyonlarda topla buluşamamaları gerekse hazır olmayışlarından bu maçta etkisiz bir görüntü çizdiler.

Geçtiğimiz 2 sezonun aksine 4-2-3-1 dizilişi ile sahaya çıkan Galatasaray bu maçta rakibine orta sahada ki isimleri ile üstünlük sağlarken , maçın başındaki en büyük tereddüt olan defansif zaafiyetlerini aşmayı bildi.Fatih Terim'in öğrencileri Süper Kupa Finali'nde kanatları etkin kullanarak tek forvet Drogba'yı golle buluşturmayı amaçladı.Maç boyu yapılan ortalarda Galatasaray 12/3 isabet sağlarken Fenerbahçe 5/0 'da kaldı.

Galatasaray cephesinde ilk 11'ler açıklandığında Gökhan - Semih ikilisi büyük süprizdi.Fatih Terim , Amrabat'ı oynatarak hakedene formayı teslim etmişti.Amrabat bu şansı iyi kullanırken , Galatasaray'ın bütün pozisyonlarında etkin rol aldı.Defans hattında ki ikili Gökhan ve Semih uyumlu gözükürken , senelerdir taraftarlar için üvey evlat muamelesi gören Hakan Balta çok iyi bir maç çıkardı.Savunmada ve hücumda çok efektik oynarken , Drogba'ya yaptığı orta "al da at" şeklindeydi.

Mondragon'dan sonra kaleci sorunuyla boğuşan Galatasaray , 2011-2012 sezonu başında Lazio'dan transfer ettiği Muslera , dünyanın sayılı eldivenlerinden olduğunu bu maçtada kanıtladı.Özellikle 1-0'dan sonra artan Fenerbahçe baskısında Sow'a karşı kalesinde devleşti.Muhtemelen bu sene son senesi olacak ama bu Galatasaray efsaneleri arasına adını çoktan yazdırdı.



Sistem gereği maça tek forvet olarak başlayan Didier Drogba , maç boyunca Fenerbahçe savunmacılarına zor anlar yaşattı.Gerek kafa toplarında ki hakimiyeti , gerekse arkadaşlarına açtığı boş alanlar Galatasaray'ın hücum varyasyonlarına zenginlik kattı.Birebirde ki tekniği ile adam eksiltmesi ve çevresinde ki futbolculara hazırladığı pozisyonlar Didier Drogba'nın Galatasaray için ne kadar önemli bir silah olduğunu gösterdi.Drogba'nın maç boyunca kaleye çektiği 8 şuttan 3'ü kaleyi bulurken , 99.dakikada vurduğu nefis kafa şutu Süper Kupa'yı Galatasaray'a getirdi.



Sezona çok iyi hazırlanan Wesley Sneijder ise ilk yarım saatte ki markajdan kurtulmasıyla kendisine daha geniş alanlar buldu.Bu sayede gerek attığı şutlar gerekse arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlarla bu sezona ne kadar istekli başladığını gösterdi.Çektiği 5 şutun 4'ü kaleyi bulurken , takımın pas alışverişine katkısıyla Galatasaray'ın Fenerbahçe baskısından sıyrılmasında etkili oldu.

Her sezon başı olduğu gibi Selçuk İnan yine temposuz göründü.Sene başı yüklemelerinden ötürü form düşüklüğü gözlenen Selçuk , ilk 5 hafta sonrası kendini bulacaktır.Bu maçta Emre'nin uyguladığı markajdan kurtulmakta zorlanırken ikinci yarıda daha iyi bir görüntü çizdi.Çektiği şutlarla kaleyi sık sık yoklarken , ceza sahası içerisinde müsait bir pozisyonda sol ayak içi ile topu dışarı gönderdi.Geçtiğimiz 2 sene içerisinde Ebuoe'nin kanat akınlarında kendisini en çok besleyen isim olan Selçuk , bu maçta bir çok pozisyonda kendisini görmedi.Kampta yaşadıkları tartışmanın bunda rolü var mıdır bilinmez ama iki pozisyonda şut atmak yerine Ebuoe'ye oynasa %100'lük pozisyon hazırlayacaktı.

Her iki takım adına centilmence geçen bir derbi Galatasaray'ın üstünlüğü ile son bulurken Türk Futbolu adına güzel sahnelerde yaşandı.Bunlar arasında kupa töreni sırasında Fenerbahçe tribününde kupanın olaysız bir şekilde verilmesi ve Fenerbahçe taraftarlarının Başkan Ünal Aysal ile fotoğraf çektirmesi önemliydi.Geçen sezon seramoniye katılmayan Fenerbahçe bu sene seramonide ki yerini aldı.Maç başlamadan bir kaç saat evvel polisin Galatasaray tribününe saldırması üzücü olaylar arasındaydı.Futbolcuların maç sonrası birbirine sarılması ve dostça sohbetleri güzel görüntüler sundu.Kupa töreninde madalyaların karışması ve Şampiyon takıma ikincilik madalyası takılması TFF adına eksi bir not olarak hanelerine kaydedildi.Son bir notta kupa kaldırılmadan konfetileri patlatan görevlilere "erken öten horozun" akıbetini hepiniz biliyorsunuzdur.

*İstatistikler www.matchstudy.com