Aydın Yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aydın Yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2013 Salı

Fc Kopenhag - Galatasaray Maç Yazısı | Seninle Mutsuzluğa da Varım !

2000'DEN 2013'E, PARKEN'DE GALATASARAY

17 Mayıs 2000 tarihi, hepimizin hayatında çok önemli bir yere sahip. Uefa Kupası'nı kaldırdığımız Parken Stadı, dün gece yine Galatasaray'ı ağırladı.Bu kez karşımızda Henry'li , Viera'lı , Petit'li ,Suker'li Arsenal değil Nicolai Jörgensen'li , Daniel Braaten'li , Olof Mellberg'li Fc Kopenhag vardı.Aradan geçen 13 senede gelinen noktaya baktığımızda çok da fazla yol katettiğimiz söylenemez.Zihinlerde Taffarel'in Henry'nin kafa vuruşunu çıkardığı pozisyon, Arif Erdem'in ilk yarının sonunda kaçırdığı gol,Hagi'nin gördüğü kırmızı kart ve Popescu'nun son penaltısı...Aradan 13 sene geçmiş ve hatıralar eşliğinde grubun 4.torbadan gelen takımına karşı mücadele ediyoruz.13 sene öncesinde Uefa Finali , 13 sene sonrasında gruptan çıkabilmek adına en kritik maçlardan bir tanesi...

2000 Uefa Finali, Arsenal Karşısında ki Galatasaray'ın ilk 11'i.

2013 Şampiyonlar Ligi B Grubu 4.Hafta , Kopenhag karşısında ki Galatasaray'ın  ilk 11'i.

SAVUNMA NEDİR ? NİYE YAPILIR ?

Savunma krizini yazmaktan, konuşmaktan,analiz etmekten yorulduk artık.En basite indirgeyerek anlatalım belki faydasını görürüz.Savunma, saldırıya veya hücuma karşı koyabilmektir.Futbolda ki savunma ise, bütün oyuncuların bir araya gelerek (blok halinde), rakip hücumuna alan bırakmadan, gole karşı kalesini koruyabilmesidir. Burada en önemli etken 11 kişiyle, yani takım halinde savunmayı yapabilmek. Galatasaray'ın geçen sezondan beri yaşadığı kronik savunma probleminin özeti bu aslında.Takım halinde savunmaya yardım edebilmek...Sadece bununla kalmıyor tabi ki. Bireysel bazda baktığınızda Bülent-Popescu ikilisinin halen yakalanamaması, bir Hakan Ünsal 'ın veya Ergün Penbe'nin takımda olmayışı, ileride presle rakibi bozacak Hakan Şükür'ün eksikliği, orta sahada basmadık yer bırakmayan Okan-Suat ve Ümit Davala'nın halen oluşturulamayışı...Son olarak bu sezon Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig'de oynanan toplam 14 maçta yenilen 20 gol herşeyi anlatıyor.

2 İLERİ 1 GERİ 

Her hafta düzelmesini ümit ettiğimiz oyun anlayışı yerinde saymaya devam ediyor.Sadece Kopenhag maçı için yazmıyorum.Yapılan bireysel hatalar, savunma zaafiyeti, kapanan takımlara karşı çözüm üretilemeyişi, takım halinde yardımlaşmanın olmayışı, yaratıcı oyuncu eksikliği, beklerden istenilen katkının alınamayışı, bireysel form düşüklüğü, girilen net pozisyonların kolayca harcanması vs. Galatasaray,Roberto Mancini ile çıktığı 7 resmi maçta 2 mağlubiyet,1 beraberlik,4 galibiyet elde etti.Fatih Terim 'in gönderilişine kadar toplanan puanlara ve oynanan maçlara göre iyi bir grafik sayılabilir. Mesele,toplanan puandan ziyade, ortaya koyulması beklenen güzel futbolun istikrarlı bir hal almaması. Oynanan 7 maç içerisinde umut veren tek maç ise Arena'da ki Kopenhag galibiyetiydi.3-1'lik maçta yapılan doğruları tekrardan göz önüne getirdiğimizde, yardımlaşmanın üst düzeyde olduğu, en uçta oynayan Drogba'dan , gol orucunda ki Burak Yılmaz'a kadar herkesin ön alanda pres yaptığı ve en önemlisi takım savunmasına yardımın ilk kez bu kadar gözle görülür bir hal aldığı Galatasaray'ı izlemiştik.Kabul etmek gerekir ki, uzun zamandır böyle iştahlı bir Galatasaray izlememiştik. Bu eksende bakarsak rakip aynı,sadece saha farklı. Kadroda iki önemli oyuncu yok , kabul ! Hep söylediğimiz gibi koşmamanın veya pres yapmamanın, adam kovalamamanın, rakip beki takip etmemenin bahanesi olmaz,olamaz! Yenilen golde, kademeye girdiği için bölgesini boş bırakan Riera'nın yerinde Aydın Yılmaz'ın olması gerekirken, pozisyonun başladığı sırada asisti yapan oyuncuya yakınlığı 10 metreden fazla. Galatasaray'ın sol tarafı o dakikalarda koridor olmuş vaziyette. Pozisyon esnasında, savunma olarak ceza sahasına yerleşim doğru fakat herkesin önünden geçen topu izlemesi ve Ebuoe'nin klasik adam kaçırmalarından bir tanesi ile yaşanan pozisyon Kopenhag lehine skorun değişmesini sağladı. Hatırlatmakta fayda var, Beşiktaş maçını 2-1 kabul edersek, en son gol yemediğimiz maç 30 Ağustos 2013 tarihinde oynanan Eskişehirspor - Galatasaray maçı...

Parken Stadı'nda Galatasaray Tribünü
Galatasaray, Kopenhag maçının son 70 dakikasında tartışmasız bir üstünlük kurdu.İlk 20 dakikada verilen pozisyonların ve yenilen golün etkisini üzerinden atmayı başardı.İlk yarıda oyun üstünlüğünü ele aldıktan sonra sayısız fırsat yakaladı.İlk yarıda yakalanan pozisyonların rahatça harcanması mağlubiyeti kaçınılmaz kılarken, Burak Yılmaz'ın geçen yılı arattığı bir maçı daha yaşadık. Aydın Yılmaz, ilk yarıda hücum anlamında en etkili isimdi.İkinci yarıda baskı kurmasına rağmen pozisyon üretemeyen Galatasaray'da, adam eksilten oyuncu ihtiyacı yine ortaya çıktı. Bruma geldiği günden bu yana en etkisiz maçını oynadı. Muhtemelen kendisine iletilen "basit oyna" talimatı bunda etkiliydi. Galatasaray'ın dar alanda en etkili ismi olmasına rağmen yeteneklerini sergileyemedi.

PAZAR OLA HAYROLA !

1-0'lık Kopenhag mağlubiyeti,gruptan çıkma ümitlerini Arena'da oynanacak Juventus maçına erteledi.Şuanda ki futbola ve savunmada yapılan hatalara bakarsak, Juventus karşısında işimiz çok zor. Öncelikle Pazar günü oynanacak Fenerbahçe derbisi takımın lige tutunması açısından çok önemli. Kopenhag mağlubiyeti moralleri bozsa da, Pazar günü derbiden çıkartılacak galibiyet herşeyi düzene sokacaktır.Tekrarlamakta fayda görüyorum, bu futbol Juventus karşısında yetmeyeceği gibi Fenerbahçe karşısında da yetmeyecektir. Sneijder'in veya Muslera'nın olup olmamasının bir önemi yok.Yeter ki birbiri için mücadele eden 11 kişi sahaya çıksın. Fenerbahçe'nin tempolu futboluna karşılık verebilsin. Juventus maçında oynanan futbolu hatırlarsak ne demek istediğim daha net anlaşılabilir.Bireysel hataların minumuma indiği,yardımlaşmanın üst düzeyde olduğu,yediğinden fazla atacak Galatasaray'ı izlemek ümidiyle...



1 Kasım 2013 Cuma

Galatasaray - Torku Konyaspor Maç Yazısı | İçim Rahat Etmiyor !

Galatasaray, Süper Lig'in 10. haftasında Torku Konyaspor'u kötü futbola rağmen 2-1 mağlup etmeyi başardı.Goller Drogba ve Burak Yılmaz'dan gelirken Aydın Yılmaz'ın 2.golde ki asisti görülmeye değerdi.Geçen sezon, cuma günleri oynanan 9 maçın 6'sında puan kaybeden sarı kırmızılılar,bu sezonda cuma günü oynanan Eskişehirspor ve Antalyaspor maçlarında berabere kalmıştı.Galatasaray, "cuma sendromunu" kötü futbola rağmen 3 puanla atlatmayı başardı.

GEÇMİŞ OLSUN "UĞUR TÜTÜNEKER"

Maç analizine geçmeden önce Torku Konyaspor'un teknik direktörü Uğur Tütüneker'e bir parantez açalım.Defansını bu kadar önde kurup , bu kadar az pozisyon vermek ve bunu Galatasaray gibi son 2 senenin şampiyonu bir takıma karşı sahaya yansıtmak...Gerçekten hayran kalmamak elde değil.Bir Galatasaray efsanesine yakışanda budur! Önde pres gücü ve iştahlı futbolunun neticelerini bu maçta alamasa da ilerleyen haftalarda mutlaka alacaktır.Ak düşen saçlarına rağmen hala hızından birşey kaybetmemiş. Maçtan önce tribüne çağırıldığında bütün tribünleri tek tek "koşarak" dolaşması bunu tekrar gösterdi.Futbolun "futbol"olduğu dönemlerde, Galatasaray'ın sağ kanadında lokomotifti.Maç sonrası kalbinde ki rahatsızlıktan dolayı basın toplantısına katılamamış.Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum!

Uğur Tütüneker'in jübilesinden...
MAÇ SEÇMEYE DEVAM !

Galatasaray, Torku Konyaspor karşısında "mental" açıdan, maça hazır değildi.Konsantrasyonu düşük,mücadele gücünün ve futbol iştahını kaybetmiş,sahada gezinen oyunculardan kurulu Galatasaray futbol takımı, zorda olsa 3 puanı aldı.Büyük takım olmak, kötü oynadığın maçları da kazanmayı gerektirir.Bu sezon ilk kez bu kadar silik bir oyunla maç kazandık.İyi oynanan ancak kazanılamayan Antalyaspor ve Ç.Rizespor maçlarının mükafatı diyebiliriz.Futbolda bu tip dönemler olur ama Galatasaray futbolcusunun maç seçme lüksü olmamalı.Futbolcunun olmadığı kadar taraftarında olmamalı...Cuma maçları klasikleşen "bitse de gitsek" türünde oynanıyor.Ortaya konan futbolun tatmin etmeyişi tribünleri de "bitse de gitsek" havasına sokuyor.Arena'da yine böyle bir cuma akşamı yaşanıyordu ki Aydın - Burak Yılmaz iş birliği imdada yetişti.Cuma sendromunun altında yatan farklı bir sebep ise ; iş çıkışı maça yorgun gelen taraftarın Arena'da yarattığı uyku modu. Devre arasında alınan kafeinle ikinci yarı daha canlı hale geliyor.Bu maçla birlikte taraftarında kendisine gerekli dersleri çıkartması gerekli.

Ne Ayaksınız Oğlum ?






































Galatasaray'ın defans hattı, saatli bomba kıvamında ilerlerken,Muslera'da bu kervana kapıldı.Yediğimiz ilk golde yaptığı pas hatası pek alıştığımız türden değildi."Nazar" diyerek geçelim. Muslera'nın tükenmez kredisi bu tip hataları geçiştirmeye yeterlidir. Sabri Sarıoğlu hakkında söylenecek çok fazla söz var.Bence Galatasaray taraftarının sabır sınavı kendisidir.Bu maçta kendisini ne hücumda ne defansta görebildik.Bir de 2010-2011 sezonunda ezberlediği geri pas hastalığı, Galatasaray kalesine gol olarak dönüyordu. Bireysel form durumu kazanılan 3 maç sonrası bir artış göstermişti.Ancak bu maç itibariyle yeni isimlerin bu ekibe katılmayışı , takımın tekrardan "stop" düğmesine basmasına sebep oldu.

Galatasaray adına ortaya koyulan kötü futbolda,Torku Konyaspor'un önde yaptığı pres ve defansını orta sahaya yakın kurarak oyunu önde kabul etmesi de etkiliydi.Uğur Tütüneker'in Torku Konyaspor'a kattığı en önemli özellik bu olsa gerek.Geçen sezon Yılmaz Vural'lı Elazığspor bu oyunu oynamak istemiş 3-1 ile boyunları bükük bir halde evlerine dönmüştü.İlk 9 hafta itibariyle "defansı en önde kuran takım" Torku Konyaspor olurken bunu felsefe halinde sahaya yansıtmaları Türk Futbolu için önemli bir gelişme.10.haftada ki Galatasaray müsabakasında dahi bu felsefeden vazgeçmediler.Yaptıkları presle, Galatasaray'ın rahat çıkmasına müsaade etmezken,kalelerinde de az pozisyon gördüler.

İÇİM RAHAT ETMİYOR !

Roberto Mancini açısından sıkıntılı bir maç geride kaldı.Maç sonrası yaptığı açıklamalarda "konsantrasyon eksikliği" üzerinde durması ve bunun üzerine çalışacaklarını iletmesi, eksiklerin farkında olduğunu gösterdi. Oyun içerisinde ki Aydın Yılmaz hamlesi ve ilk devrede ki Sabri - Ebuoe yer değişikliği, oyuna müdahale anlamında olumluydu.Ayrıca tarihe not düşmekte fayda var.Arena'da maç öncesi ilk kez "Roberto Mancini" sesleri duyuldu.Bir diğer önemli not ise maç sonrası stadı terketmeyen Galatasaray taraftarını selamlamak için soyunma odasından sahaya gelenlerin başında Roberto Mancini'nin olması...Bu enstantene, taraftarın hoca ile bağ kurabilmesinin ne kadar önemli olduğunu tekrardan bizlere gösterdi.Maç sonrasında tribünlere gelen futbolculara,Süper Lig'in 11.haftasında ki Fenerbahçe maçı öncesinde son uyarılar yapıldı. "İçim rahat etmiyor!" 


5K'lı dönemin son ayağı olan Kopenhag maçı akabinde güzel bir galibiyet yazısıyla buluşmak üzere !


9 Eylül 2013 Pazartesi

Analiz | Aydın Yılmaz "Doğmadan Batan Güneş"

Sezon sonunda Galatasaray tarafından teklif edilen sözleşmeyi ücret sebebiyle kabul etmeyen,transfer dönemi boyunca Eskişehirspor ve Antalyaspor'un kapısından dönen Aydın Yılmaz,tekrardan "kürkçü dükkanı"na geri döndü.


1988 İstanbul doğumlu olan Aydın Yılmaz,2001 yılında ayak bastığı Florya'da 2005-2006 sezonunda Eric Gerets döneminde A takıma yükseldi.Hepimizin hatırlayacağı Konya deplasmanında son dakikada attığı golle,Galatasaray'ın efsane şampiyonluğuna çok büyük katkı sağlamıştı.Bu sezondan sonra Aydın'dan beklentiler gün geçtikçe arttı.Hızı ve tekniği , beklentilerin artmasında en büyük sebepti.Galatasaray'ın altyapıdan çıkan öz evlatlarına gösterdiği değere eş olarak büyük bir sahiplenme ile yoluna devam etti.Aydın Yılmaz akabinde ki sezonlarda yeteneğini bir türlü geliştirme imkanı bulamadı.Gerek yaşadığı sakatlıklar gerekse fazla şans bulamaması sebebiyle kiralık olarak başka takımlara gönderilmesine neden oldu.İstanbul Büyükşehir Belediyespor , Manisaspor ve Eskişehirspor denemelerinden de hüsranla ayrıldı.

Fatih Terim'in takımın başına geçmesiyle nispeten daha iyi bir Aydın Yılmaz izlemeye başladık.2011-2012 sezonunda oyuna sonradan girerek takıma getirdiği hareketlenme birçok maçın kazanılmasında etkili oldu.Süper Final'de Beşiktaş ile oynanan müsabakada attığı ikinci gol çok kritikti.Yine Süper Final'de Fenerbahçe'ye kaybedilen 2-1'lik müsabakada kaçırdığı gollerle de bir o kadar şampiyonluğun tehlikeye atılmasına neden oldu.2011-2012 sezonunun geneline bakıldığında uzun süredir beklenen sıçramayı yapamayan Aydın Yılmaz adına olumlu sonuçlanmış ve taraftar umutlanmıştı.2012-2013 sezonunda ise Aydın Yılmaz , Şampiyonlar Ligi'nin kritik virajı olan Braga deplasmanında attığı ikinci gol ile Galatasaray'ı ikinci tura taşıyan adam oldu.Bu sezonda kendisine dair hatırladığımız tek önemli gelişme bundan ibaretti.Bu zamana kadar Galatasaray formasıyla çıktığı 107 maçta 9 gol kaydetti.Kendisinden sonra A takıma yükselen Arda Turan ve Semih Kaya'nın gelişimini hayranlıkla izleyen Galatasaray taraftarı , Aydın Yılmaz'ın ise bir o kadar geriye giden kariyeriyle hayal kırıklığı yaşadı.

Galatasaray formasıyla geçirdiği 7 sezonda 107 maç yapan ve beklentileri karşılayamayan Aydın Yılmaz , sezon sonunda kendisine teklif edilen 700 Bin Euro'yu düşük bularak kabul etmedi.Kendisine kulüp arayan Aydın Yılmaz, Eskişehirspor'la sözleşme aşamasına gelmesine rağmen sonradan çıkan anlaşmazlıklar yüzünden geri adım attı.Antalyaspor'un teklifini de düşük bulup , son olarak Galatasaray'ın 900 Bin Dolar garanti ücretle sunduğu teklifi kabul etti.Son güncelleme ile senede 1,4 Milyon TL kazanan Semih Kaya'dan daha fazla ücret alan Aydın Yılmaz'ın altyapıdan çıkan bir futbolcu olmasına rağmen Galatasaray'ın sunduğu teklifi az bulup sözleşme imzalamaması ; "seni,sen yapan" takımdan 200 Bin Dolar daha fazla koparabilmek için "rest" çeken adamın bu takımda nasıl bir yer edinebileceği büyük merak konusudur.Diğer bir hususta Şampiyonlar Ligi'ne gönderilen 25 kişilik kadroda sezon başında transfer edilen Erman Kılıç'ın yerine Aydın Yılmaz'ın listeye dahil edilişidir.Takımla birlikte sezon öncesi kampı geçirip Galatasaray'la sezona hazırlanan Erman Kılıç'ın yerine sezon öncesi kampını tatilde "yatarak" veya transfer görüşmeleri için "kapı kapı dolaşarak" geçiren Aydın Yılmaz'ın dahil edilmesi büyük bir hata olarak gözükmektedir.Erman Kılıç yaşananlar sonrası taraftarı olduğu Galatasaray'dan Eskişehirspor'a 200 Bin Euro ! bedelle transfer olurken , Aydın Yılmaz sezon öncesi teklif edilen bedelin daha aşağısında olan bir ücrete Galatasaray'a geri dönmüş oldu.Bu zamana kadar kendisinde olan yeteneklerini "geliştirmek" yerine "çürütmeyi" tercih eden Aydın Yılmaz'dan nasıl bir patlama beklendiği ve hangi strateji ile takıma geri kazandırıldığı taraftara izah edilmesi gereken bir husustur.Kanatlarda Amrabat,Emre Çolak,Hamit Altıntop,Bruma,Engin Baytar gibi oyuncuların arkasında nasıl bir forma mücadelesi vereceği ise ayrı bir tartışma konusudur.

Bunca yaşanılan tartışmalara ve yapılan eleştrilere rağmen Galatasaray'ın altyapısından çıktığı için yine Galatasaray taraftarı kendisine sahip çıkacaktır.Ancak daha önce kendisine tanınan kredi,bu sezondan sonra kendisine tanınmayacaktır.Eleştrilerin daha acımasız olacağı kesin.Sahada "ruh" gibi gezinip,kazanacağı paraları düşünerek,iyi bir Aydın Yılmaz'ı izlemeyeceğimiz için kendisine çeki düzen vererek,fiziğini toparlayarak,takım arkadaşlarının seviyesine en yakın sürede çıkmasını ümit ediyorum.