Bülent Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bülent Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2014 Cuma

K.Karabükspor - Galatasaray Maç Yazısı | Biz Zor Günlerin Adamıyız

Evet, yine deplasmanda iki puanı bıraktık.
Evet, yine ruhsuzduk.
Evet, yine altı pastan üç tane pozisyonu harcadık.
Evet, yine Roberto Mancini'nin Ceyhun Gülselam aşkı alev aldı.
Evet, yine Arena'da oynanan futboldan eser yoktu.
Evet, yine Selçuk İnan formsuzdu.
Evet, yine Burak Yılmaz gol kaçırdı.
Evet, yine , evet , yine , evet , yine vs...

Büyük Kaptan, Fenerbahçe maçına çıkmadan önce "biz zor günlerin adamıyız,bunu her zaman bir kenara yazın !" diyordu. Bu cümle Büyük Kaptan'a çok yakışmıştı. Bu yüzden kaptanlığı da yüreği gibi büyüktü.



Bu zor günlerde gerçek taraftarlar da ortaya çıkacak. Gösterecek gücünü. Takımın arkasında dimdik duracak ! Bu sebeple tekrardan silkelenme ve kendimize gelme vakti. Önümüzde sezonun en önemli maçı var. 18 Mart'ta Chelsea ile oynuyoruz. Şampiyonlar Ligi'nde son 8'e kalabilmek için rövanş maçına çıkıyoruz. Türkiye'yi sadece yine biz temsil ediyoruz. Unutuyoruz Karabük maçını, sadece önümüze bakıyoruz !

İki senedir Selçuk İnan'ın önderliğinde Türkiye'de bütün kupaları alan Galatasaray, bu sene üç kulvarda birden mücadele ediyor. Süper Lig'de durumlar zora girmiş olabilir, kabul ! Ancak iki sene boyunca Selçuk İnan'ın sahada akıttığı teri, attığı golleri, yaptığı asistleri ne çabuk unutuyoruz ? Burak Yılmaz'ın Şampiyonlar Ligi'nde attığı gollerle Çeyrek Final'e kadar gittiğimizi ne çabuk siliyoruz hafızalardan ? Bu kadar basit değil beyler ! Vefa, İstanbul'da bir semt adı olarak kalmamalı. Gayette kötü oynama ve formsuzluk gibi kredileri olmalı.Varsın şampiyonluğa mal olsun. Son iki seneyi gözümüzün önüne getirdiğimizde, her maçta Selçuk İnan'ın veya Burak Yılmaz'ın imzası vardır. Allah aşkına, Selçuk İnan'ın Volkan Demirel'i yerine çaktığı o frikiğinde mi hatırı yok ? Ayıptır ! Burak Yılmaz'ın bu sezon gol krallığında yine zirvede olduğunu da mı görmüyoruz ? Hemde sağ kanatta oynayarak !

Uzun zamandır düşündüğüm ama bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım bir konu daha var. Maç sonrası Twitter'dan da paylaştım aslında. Roberto Mancini'ye yapılan "üvey evlat" muamelesi ne zaman bitecek ? Bu sezon Torku Konyaspor maçında Uğur Tütüneker, Elazığspor maçında Okan Buruk ve Akhisar Belediyespor maçında Hamza Hamzaoğlu taraftarlarca tribüne çağrılarak hak ettikleri şekilde onurlandırılmıştır. Güzel de bir düşünceyle eski futbolcularımızı bağrımıza bastık. Peki buraya kadar her şey güzel. Galatasaray'ın teknik direktörü bu sahneyi gördüğünde ne düşünüyordur ? Taraftar olarak biraz empati kurduğumuzda, ne demek istediğimi daha net anlarsınız. GS Store'da satılan bir tişört var. "Biz bir aileyiz, kenetlendikçe daha da büyüyen" yazıyor üzerinde. Koskoca Galatasaray taraftarı kendi hocasını sahiplenemezken; hangi aile olgusundan bahsedilebilir ? Nasıl bir kenetlenmeden söz edilebilir ? Mayıs'a iki ay kala, hala yönetim/futbolcu/taraftar üçlemesinde bir şeyler eksik. Bu eksikliği giderebilmek için hala zamanımız var. En büyük görev Galatasaray taraftarına düşüyor. "Herkesin gelip geçici olduğu kurumsal aile düzeninde, büyüklüğü yine kalıcı olan Galatasaray taraftarı gösterecektir." Bütün futbolcularını, hocasını tribüne çağırarak bağrına basacaktır. Ailesine sahip çıkacaktır. Bu yüzden de Büyük Kaptan'ın sözünü unutmayalım "biz zor günlerin adamıyız, bunu her zaman bir kenara yazın !"


7 Aralık 2013 Cumartesi

Galatasaray - Elazığspor Maç Yazısı | Tanıdık Bir Nefes 3-5-2

Galatasaray, Süper Lig'in 14. haftasında Elazığspor'u Selçuk İnan ve Burak Yılmaz'ın golleriyle 2-0 mağlup etmeyi başardı. Galatasaray, 10 hafta aradan sonra bir Süper Lig maçında gol yemedi.Yine önemli bir not ise ; Galatasaray'ın 90 dakika boyunca 3-5-2 formasyonuyla mücadele etmesiydi.


Galatasaray, geçen sezon Real Madrid deplasmanının ikinci yarısında 3-5-2 ile oyuna başlamış ancak maçı 3-0 kaybetmişti.Bu sezon Sivasspor karşısında, 3-4-3 formasyonuyla maça başlarken, ilk 10 dakikada Sivasspor'un orta saha üstünlüğünü ele geçirmesiyle 4-4-2'ye geri dönüş yapmak zorunda kalmıştı.Sivasspor'a oranla daha zayıf bir ekip olan Elazığspor karşısında 3-5-2 formasyonu için iyi bir sınav oldu. Meşhur 8-0'lık Ankaragücü maçının yaşandığı sezon (1992-1993 sezonu) Kalli Feldkamp'ın meşhur 3-5-2 'si ile 3 kupa kazanılmıştı . Elazığspor karşısında ki Galatasaray'ın, defansta Bülent-Falco Götz-Stumpf'u izleyen nesle güzel bir nostalji yaşattığını söyleyebiliriz.Fatih Terim,1996-1997 sezonunda 3-5-2 ile sezona başlamıştı. Bu formasyon daha sonra çok tercih edilmese de, Skibbe döneminde zaman zaman oynatıldı.Bu döneme ait Ali Sami Yen'de kaybedilen 5-2'lik Kocaelispor maçı hatırlanabilir.

Elazığ karşısında 2-0 ile istenilen sonuç alınsa da 3-5-2 dizilimini oynayabilmek için defans bloğunda ki 3'lü ve günümüz futbolunun olmazsa olmazı "wing back" kavramının önemini tekrardan hatırlatmakta fayda var. Öncelikle defans bloğunda ki 3'lünün birbirini çok iyi tanıması gerekiyor. 3'lünün ortasında oynayan Ceyhun Gülselam burada en kilit role sahip isim. Gerek arkaya seken topları süpürmesi, gerek oyunu defanstan başlatan isim olması gerekse orta sahaya kadar adamını markaj altında tutup kovalaması önemli.Yine Ceyhun'un sağında ve solunda oynayan Gökhan Zan ve Chedjou'nun kanat akınlarında yerlerini kaybetmemeleri,hızlı oyunculara karşı ağır kalmamaları ve kademe oluşturmaları büyük önem taşıyor.Bir çok maçta Ebuoe ve Riera'nın kademelerini kaybettiğine şahit olduğumuz için Gökhan Zan ve Chedjou'nun göstereceği performans çok daha önemli.

Falco-Bülent-Stumpf



Gelelim 3-5-2'nin en önemli mevkisine...İki kanat oyuncusu,yani "wing backler"... Beşiktaş'ın 100.yıl kadrosunu hatırlayanlar Kaan Dobra (Roman Dabrowski) ve İbrahim Üzülmez'i gözlerinin önüne getirebilir. Lucescu 3-5-2'sinde kanatlarda oynayan bu iki oyuncunun da en önemli özelliği devamlılıklarının yanı sıra dayanıklılıklarının da üst düzey oluşudur.Hücum performansları açısından Cafu ve R.Carlos (efsane Brezilya 3-5-2'sinin kilit oyuncuları) etkisi yaratmasa da 70 metrelik alanı tek başına kapatabilmek büyük efor gerektiriyor.Galatasaray'ın bu iki pozisyonu Riera ve Ebuoe gibi dayanıklılığı ve temposu düşük isimlerle doldurması çok zor. Ebuoe maçın belli dönemlerinde bu görevi zaman zaman yerine getirse de Riera'dan aynı performansı beklemek pek akıllıca bir hareket olmayacak.Özellikle büyük maçlarda etkili bir sağ kanat performansına karşı, nasıl yer tutacağı merak uyandırıyor.

Günümüz futbolunda 3-5-2'yi en iyi oynayan ekip olan Juventus üzerinden örneklerle devam edelim. Pirlo, Juventus sisteminde takımın beyni. Attığı 30-40 metrelik ters toplarla oyuna hükmediyor. Galatasaray'da Pirlo'nun mevkisinde Yekta Kurtuluş'u izledik.Tabi ki saha içinde ki görevi Pirlo gibi olmasa da, savunmaya yardım konusunda gayretliydi.Ancak hücuma çıkışlarda aynı etkiyi göremedik. İki yanında oynayan Melo ve Selçuk İnan'ın,Vidal ve Pogba'nın mevkilerini doldurduğunu gözlemledik. Galatasaray bu mevkide Selçuk ve Melo'dan maksimum katkı almaya devam ediyor. Takımı ayakta tutan bu ikili, Juventus maçında muhtemelen yanlarına Sneijder'i de ekleyecektir. Felipe Melo'nun Yekta'nın yerini almasıyla Sneijder ve Selçuk İnan'dan oluşacak orta saha ile hücum anlamında ekstra işler sunabilir.Elazığspor karşısında Drogba ve Burak yine ellerinden geleni yaptılar.Son paslarda ki şanssızlıklar ve Burak Yılmaz'ın ofsayttan kurtulamayışı, farkın açılmasını önledi.Drogba bir çok pozisyonda Elazığ savunmasını "tarumar" ederken,Burak Yılmaz'a da birçok kez boş alan hazırladı.

Roberto Mancini maç sonu açıklamalarında“Sistemden önce sahaya çıkan oyuncuların mantalitesi önemli. Bizim için gol yememek önemliydi ve başardık. Önümüzdeki maçlarda bu sistemle oynar mıyız? Bunu önümüzdeki maçlarda göreceğiz” diyerek önümüzde ki günlerde sistemin tekrardan farklılık gösterebileceğini belirtti. Juventus maçında farklı bir formasyon izleyebiliriz.10 Aralık 2013 tarihinde yeni bir destanla ülkeyi sokağa dökebilmek ümidiyle...

Kenetlenin Başka Galatasaray Yok !

23 Ekim 2013 Çarşamba

Galatasaray - Kopenhag Maç Yazısı | Daha Yeni Başlıyoruz !

"YÜKSELİYOR KAVGAMIZ OMUZLARDA" 

İlk teşekkür taraftara gelsin.Ali Sami Yen kapalısından bir demet izlediniz dün gece...Seyrantepe semalarında muhteşem bir taraftar vardı.İlk dakikadan son dakikaya kadar, takımla beraber hücuma kalkan ve takımla beraber savunmaya çekilen bir taraftar performansı izledik.Bunda Galatasaray'ın bu sezon ilk kez oynadığı kompakt ve iştahlı futbol etkiliydi.Öyle bir iştah ki, önde oynayan Drogba-Burak-Sneijder-Bruma ile rakip defansa ; Melo ve Selçuk ile Kopenhag orta sahasına sahayı dar eden bir iştah...Bu arada bu istekli oyunu en son Arena'da 3-1 kazanılan Fenerbahçe maçında izlemiştik.2011-2012 sezonu özleyenlerden birisi olarak,ortaya konan mücadeleden fazlasıyla keyif aldım.

Galatasaray - Kopenhag maçı Pegasus Tribünü

Mancini 'nin Galatasaray'a bir ivme kazandırdığı bu maçta çok net görüldü.Galatasaray bu sezon ilk defa bu kadar arzulu bir maç çıkardı. Galatasaray'ın önde baskı ve pres düşüncesinin yanında, bloklar arası yardımlaşmayı da beraberinde izledik. Bir bütün halinde oynayan Galatasaray,dosta güven düşmana korku verdi.Özellikle Ebuoe ve Bruma'lı sağ kanat, ilk yarıda Kopenhag sol kanadını otobana çevirdi. Roberto Mancini bir arada hücum edip bir arada savunma yapmayı Galatasaray'a öğretmiş görünüyor. Antrenmanlarda topun arkasına on bir kişiyle geçip, hücuma da yine tek blok olarak çıkmayı futbolculara aktarmaya çalışıyordu.Meyveleri ise yavaş yavaş topluyor. Kopenhag maçı gösterdi ki, bu oyunun üzerine koyulduğunda kolay kolay maç kaybetmeyen ve oynadığı futbolla keyif veren bir Galatasaray karşımızda olacak.

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Sezon başından beri en büyük sıkıntı, formsuz oyuncuların takımda sayıca fazla olmasıydı.Geçen hafta itibariyle form düzeyini yükselten Wesley Sneijder 'i kazanan Galatasaray , Kopenhag maçı sonrasında ise Ebuoe 'yi kazandı.Yerden kalkmayan oyununu , Juventus maçında Chedjou'dan yediği ayarla bir kenara bırakan Ebuoe,ilk senesinde ki istekli oyunundan kesitler sundu.Galatasaray - Karabükspor maç yazısında takımın hücum opsiyonları ve beklerden en az bir tanesinin hücum karakteri yüksek Ebuoe veya Riera şeklinde tercih edilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk.Dün ki Kopenhag maçı tamda bu ölçüde Ebuoe 'nin gecesi oldu.Hücum anlamında kaptığı toplarla ileriye çıkışları ve zamanında girdiği kademelerle savunmaya katkı konusunda fazlasıyla etkiliydi.Maçı iki asist ile tamamlarken , takımın sağ kanattan etkili ataklar yapmasını sağladı.Oyunun orta sahada sıkıştığı anlarda, gerekli bindirmelerle oyunun genişlemesine yardımcı oldu.

"Güzel futbolcu tekmeye kafa sokandır." Böyle öğrendik Bülent Korkmaz'dan.3 numaralı forma , yine bir cengaverin sırtında yükseldi. Galatasaray'ın "bayrak adamı" olan Felipe Melo , oyunun her iki bölümünde korkusuz mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Futbolun sadece futbol olmadığını, taktik tahtasında yazılanların o tahtada kaldığını tekrardan hatırlattı."Büyük zaferler, yürekli komutanlarla kazanılır" sözünün vücut bulmuş haliydi.Attığı golden ziyade sahada ki mücadelesi takdiri haketti.



Semih - Chedjou uyumu ise beraber oynadıkça daha iyiye gidiyor.Yediğimiz gol konsantrasyon kaybından olsa da gole kadar çok başarılı hamlelerde bulundular. Dany 'yi ilk kez sol bek pozisyonunda izledik. Felipe Melo'nun attığı golün asistini yapmasının yanında, ilk kez oynadığı sol bekte sırıtmadı.Takımın maestrosu Selçuk İnan sonunda gerçek oyununu bizlere izletti.Sene başından beri istenileni veremese de Kopenhag maçında dümene geçti.Formunu gün geçtikçe yükselten Wesley Sneijder , bu maçta da oyunun her alanında yıldız vasfına yakışır şekilde mücadele etti.

R1 TUŞU AÇIK KALMIŞ "BURAK YILMAZ"

Gecenin asıl yıldızı Burak Yılmaz 'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Bırakalım kaçırdığı golleri , gol kralı olduğu zamanda dahi sahanın her yerinde pres yapan Burak Yılmaz'ı hiç hatırlamıyorum.Sol açıkta oynadığı Kopenhag maçında, savunmaya bu kadar yardım edip yorulmadan pres yapan Burak Yılmaz 'a şahitlik ettik.45+4'de topa yaptığı baskı ve takımın onunla beraber prese devam etmesi maçın özetiydi.Burak Yılmaz yine gollerini atar ama pres ve mücadele azmini futboluna eklerse, Türk futboluna en büyük katkıyı sağlar.Daha önce de yazmıştık, sahada koşmayan ve mücadele etmeyen futbolcuya taraftar sabır göstermez.Goller bir şekilde atılır ama esas olan sahada ki ruhu kaybetmemektir.Galatasaray taraftarı kaçan gollere inat Burak Yılmaz'ı bağrına basmayı bildi.Futbolcu asmayı kendisine adet edinmiş olan seyirci kisvesine selam olsun !


7 Ekim 2013 Pazartesi

Transfer | Kurumsal Zihniyetin Son Kurbanı "Oğulcan Çağlayan"

Oğulcan Çağlayan Gaziantepspor'da

Türk futbolunun gelecek vaadeden yeteneği Oğulcan Çağlayan , Gaziantepspor ile 3+1 yıllık sözleşme imzaladı.Oğulcan 2007 yılında Bahçelerüstü Spor Kulübü'nde başlayan futbol yaşantısına , sırasıyla Ankaraspor, Bursa Merinosspor, Bursaspor ile devam ettikten sonra sezon başında Fatih Terim' in ısrarı sonucu Galatasaray alt yapısına kazandırıldı.Transfer süreci ise çok zorlu geçmişti. Bursaspor , Oğulcan Çağlayan transferinin etik olmadığı yönünde bir basın açıklaması ile fitili ateşlemişti.Daha sonra oyuncunun menejeri Togutay Yarar , "18 yaşından küçük bir oyuncunun ailesinin ikamet ettiği şehirde oynayabilir" şeklinde bir kural olduğunu ve bu kuralın eski TFF başkanlarından rahmetli Hasan Doğan zamanında değiştiğini iletmişti.Ayrıca "Bursaspor' un bu transfere izin vermediği için Ocak ayına kadar , Oğulcan'ın Galatasaray forması giymesinin imkansız olduğunu" da eklemişti.

Bu kadar zorlu geçen bir transfer hikayesinde mutlu sona ulaşılmasına rağmen; Galatasaray'da kurumsal zihniyetin eseri olarak Oğulcan Çağlayan elden kaçtı.Sebep olarak ise 500 bin TL' lik yetiştirme ücretinin Bursaspor'a ödenmemiş olması , Gaziantepspor'un oyuncuya gösterdiği yakın ilgi ve Togutay Yarar'ın oyuncusunu pazarlama stratejisi göz önünde bulundurulabilir.



Galatasaray'da Altyapı Hamleleri

Galatasaray alt yapısında geçtiğimiz senelere nazaran , gelecek vaadeden isimlerin olmayışı ; sezon öncesinde oyuncu taramalarının yoğunlaştırılmasına sebep olmuştu. Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediyespor' dan alınan İbrahim Demirbağ ve Auxerre U19 takımından İbrahim Coşkun altyapıya kazandırılmıştı. Bu isimlerin son halkası ve parlayan yıldızı Oğulcan Çağlayan olmuştu. Kuşkusuz altyapıya gereken önemin verildiği bu dönemde , böyle bir kaybın yaşanmaması gerekiyordu. Oğulcan Çağlayan, Bursaspor altyapısında 2 sezonda attığı 70 gol , milli takımlar alt yaş kategorilerinde çıktığı 16 maçta kaydettiği 10 gol ve 1 asist gibi muazzam istatistiklere sahipti.





Kurumsal Zihniyet

"Kurumsallaşan" Galatasaray'ın , yerli rotasyonunda sıkıntılar yaşanırken ; altyapıya katılan böyle değerli bir yeteneği bu kadar kolay kaybetmesi kabul edilebilir bir olay değil. Oğulcan , 5 sene sonra Türkiye'nin parlayan yeteneği olarak gündeme oturduğunda , bu olayın failleri bu kayıp yüzünden Galatasaray tarihinde yerlerini alacaktır.Kurumsal zihniyet bu tarz altyapı hamlelerine önem vermek yerine devre arasında takıma katacakları "çilek" transferleri ile taraftarın gözünü boyamaya çalışacaklardır.Son olarak "sporun beşiği " Galatasaray'ın bugünlere çileklerle değil , kendi ocağından yetiştirdiği Bülent Korkmaz, Okan Buruk , Arda Turan gibi yeteneklerle geldiği unutulmamalıdır.