Aurelien Chedjou etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aurelien Chedjou etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

Galatasaray - Chelsea Maç Yazısı | Londra'da Görüşürüz !

Şampiyonlar Ligi 2.tur ilk maçında, geçmişten pek hoş hatırlamadığımız Chelsea'yi Arena'da ağırladık. Geçmişten ödenmemiş bir hesap vardı ve bu hesabı kapatabilmek de öyle kolay bir şey değildi. Gecenin sonunda hesabı kapatamasak da; 18 Mart 2014 tarihinde oynanacak rövanş maçına, kısa vadeli bir çek aldığımızı belirtelim. 20 Ekim 1999'un intikamı öyle veya böyle alınacak !


Yine ters köşe :(


Gelelim dün gece oynanan 90 dakikaya...

Roberto Mancini'nin tercihleri geceye damga vurdu. İlk 11 açıklandığında, fotoğrafta ki dizilişi kurmuştum. Gel gelelim sistem benim kurduğum kadrodan farklı çıktı. Anlayacağınız yine ters köşeye yattık ! Sahaya çıkan kadro da bir eksik vardı. O da haftalardır defansın önünde oynayan, Roberto Mancini sisteminin olmazsa olmazı olan ön libero... Bu bölgenin ne kadar önemli olduğunu Chelsea maçında daha iyi anladık. Öyle ki savunma ve defans bağlantısında ki eksiklikten tutun, takım savunmasında verilen boşlukların başlıca sebebi oldu. Bir de bu eksiklik, kendi evimizde yenilen 1 gole mal oldu. Yenilen golde Ebuoe'nin hatası var, kabul! Ancak orta sahada bir fazla oyuncuyla kademe oluşturulamaması ve Torres'in iki stoperle baş başa kalması da yadsınamaz bir gerçek. Zaman zaman stoperlerin arasına girecek, yeri gelecek beklerin kademesini oluşturacak bir ön libero, ilk yarım saatte ki en büyük eksiklikti. Neyse ki 30. dakikada maçın kaderini değiştirecek Yekta Kurtuluş oyuna girdi. Roberto Mancini'nin sihirli parmakları yine ortaya çıktı.Maçın seyri yapılan değişiklikle tamamen değişti.Özellikle eklenmesi gereken bir husus daha var. Oyundan çıkan Izet Hajrovic kötü oynadığı için oyundan alınmadı. Sistemin SOS vermesi, Izet Hajrovic'in oyundan alınmasına sebep oldu. Takım savunması açısından Burak Yılmaz - Drogba - Sneijder'e bir de Hajrovic'in eklenmesi zaten fazla lükstü. Süper Lig'de bile böyle bir şablonu oynamadığımızı göz önüne alırsak, ihalenin Hajrovic'e kalması yanlış olur. Performansa göre çıkması gereken bir kişi varsa o da ilk yarıda "tel tel dökülen" Ebuoe'dir. Neyse ki kaptırdığı 3 toptan sadece 1 tanesi kalemizde gol oldu. Yoksa tur umutları, "kaf dağının ardında" kalabilirdi.


 "Defanstan topla iyi çıkan stoper" mefhumu, Mancini'yi Hakan Balta tercihine yöneltmiş. Ancak o işlerin öyle olmadığını Semih Kaya'nın yokluğunda yine anladık. Semih Kaya'nın, Galatasaray omurgasında ki önemine değinmeye gerek bile yok. Roberto Mancini, bu hatayı da ikinci yarının başında düzeltti. Etti mi 2 ? Maçın ikinci yarısı, Galatasaraylıları Londra için ümitlendiren bir futbolla devam etti. Özellikle orta sahada fizik olarak yenilmedik.  İngilizlerin en büyük kulüplerinden bir tanesi olan Chelsea'ye karşı, fizik olarak ayakta kalabilmek bence gecenin en önemli çıkarımı idi. Defansta Semih Kaya ve Chedjou ikilisi Torres'i daha iyi marke ederken, müdahalelerde daha fazla güven verdi. Savunma kısmını da garantiye aldıktan sonra hücuma daha fazla öz güvenle çıkmaya başladık. Özellikle Sneijder - Alex Telles'ten oluşan sol kanat, bir ara İvanovic'in başını döndürdü. Herkes Alex Telles'i konuşurken, ben hala %50'sinde oynadığını düşünüyorum. Bu çocuk çok büyük oyuncu olacak ! Bekleyip görelim derim...Yekta Kurtuluş'un orta sahada çaldığı toplarla oyunu doğru kurması; rakip kalede baskıyı arttırdı. Yekta'nın varlığı, ikinci yarıda en çok Selçuk İnan'a yaradı. Daha ofansif oynamaya başladı.Attığımız golde, Drogba'nın kornerde bütün savunmayı üzerine çekmesi ve sezon başından beri etkisiz eleman Chedjou'nun golüyle umutları Londra'ya taşımamızı sağladı.Haydi hayırlısı...


John Terry'nin topu içeri atması ve 2.Donk Vakası !

"Tükenmez umudum varsa sarı kırmızı formasında" ne güzel bir bestedir.Bu beste sezonun özeti aslında.Süper Lig'de 11 puan farktan geri geliyoruz, Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid faciasından sonra, Juventus galibiyetiyle gruptan çıkıyoruz, Chelsea deplasmanına yine aynı ümitlerle gidiyoruz. Tüm bunlarda, rakip kim olursa olsun oyundan kopmayan, skor olarak geriye düşse de kalkmasını bilen bir takım halini almamızın etkisi büyük.Bu sayede Avrupa arenasında daha da büyüyoruz. Hiç kimseden çekinmiyoruz. Mağlubiyeti kabullenmiyoruz, inatla savaşıyoruz. Yükleniyoruz, yıkmaya çalışıyoruz. Olmasa da umudumuzu kaybetmiyoruz. Yine umutlarımızı tazeleyerek 18 Mart 2014'ü beklemeye başlıyoruz. Çanakkale Zaferi'nin hatırlanacağı o gün, yine İngilizlere geçit vermeyecek bir orduyla Londra'da olacağız. Anafartalar'dan Signore Mancini ile beraber yürüyeceğiz. Seddülbahir'den "İzmirli" Semih Kaya ve "Seyit Onbaşı" Felipe Melo ile olmaz denileni olur hale getireceğiz ! Yeter ki inanalım ! İngilizlerin Donanma Bakanı "Winston Churchill" Mourinho ve "Onbaşı" John Terry'nin defterini de o zaman düreceğiz. (Terry, seni yazdım oğlum,seni yazdım! 18 Mart'a kadar iyi bak kendine!)

Gecenin fotoğrafları...

Gecenin en özel pankartı !
Arena Kapalısı !

28 Aralık 2013 Cumartesi

Kayseri Erciyesspor - Galatasaray Maç Yazısı | Daha Yeni Başlamıştık

ROBERTO MANCİNİ'Yİ İÇSELLEŞTİRMEK

Kayseri Erciyesspor'a karşı alınan 3-1'lik galibiyetin mimarı Roberto Mancini ile başlayalım. Galatasaray'a geldiğinde yaşanılan kaos herkesin malumu.Sözleşme imzaladığında Fatih Terim - Ünal Aysal çekişmesinde "masum olan Roberto Mancini" olarak yazmıştım. Burada ki en büyük talihsizliği, Fatih Terim gibi bir efsanenin ardından göreve geliyor olmasıydı. Roberto Mancini'ye olan ön yargılar yavaş yavaş değişmeye başlasa da kendisini yeterince içselleştiremediğimizi düşünüyorum.

Taraftarın Roberto Mancini'yi içselleştirememesinde, 24 Eylül 2013 (öyle şeyler yaşattın ki, uğruna ölmeye değer !) tarihinde yaşanan Fatih Terim ayrılığının taraftarda bıraktığı kırgınlık, "Fatih Terim'e ihanet ediyorum" hissiyatı (ki büyük çoğunluk böyle düşünüyor.), Roberto Mancini'nin göreve gelmesinden sonra takımın aldığı istikrarsız sonuçlar ve Türkiye'de ki taraftar yapısına aykırı olan "cool" tarzının etkisi var.

Galatasaray'ın, 30 Eylül 2013'den (R.Mancini'nin resmen göreve başladığı tarih) bugüne kadar yaşadığı zorlu sürece bakarsak; üç kulvarda yoluna devam eden, her geçen gün başarı grafiğini yükselten, oynadığı futbolla da keyif veren bir takım halini aldığını görüyoruz.Bu başarının arkasında ki isme baktığımızda, bizim "cool" İtalyan'ı görüyoruz.Peki, çok mu zor "cool" İtalyan'ı kabullenmek veya içselleştirmek ? Tabii ki değil ! Sorunun cevabı, bir Fatih Terim vecizesinde saklı."Aslolan Galatasaray !" Sadece bu vecizenin manasına baktığımızda bile sorunun cevabını bulabiliriz.




























DAHA YENİ BAŞLAMIŞTIK !

Galatasaraylı futbolcular, Arena'da kazanılan Kopenhag maçından sonra ilk kez bu kadar keyif aldıkları bir oyun oynadılar.Futbolcuların keyif alması, izleyenlere de keyif verdi.Maçın başlama düdüğüyle beraber yalandan 4-2-3-1 gerçekte 4-2-4 dizilişiyle, Drogba - Sneijder - Burak Yılmaz üçlüsü, sık sık yer değiştirdi.Bu üçlü, K.Erciyesspor savunmasının dengesini sıklıkla bozarken, orta sahada ki Melo - Selçuk ikilisi, defans - forvet bağlantısında istasyon görevi gördü. Melo'nun özellikle ilk yarıda attığı 30 metrelik ters topları, alt yapılarda ders olarak gösterilecek türdendi. Melo'nun kanatlara yolladığı uzun paslar, K.Erciyesspor savunmasının dengesini bozarken; Galatasaray'ın bir çok pozisyon yakalamasını sağladı.

Sezon genelinde hücum organizasyonları ve "Drogba'ya şişirilen toplar" sıklıkla eleştirilmişti. Roberto Mancini bu durumu K.Erciyesspor maçında çözmüşe benziyor. Bunun en güzel örneği, Hakan Balta'nın verkaçlarla ceza sahasında bulduğu pozisyondur.(Hakan Balta en son ceza sahasına girdiğinde,ligin 1.haftasında rakip Gaziantepspor'du.) K.Erciyesspor maçında sıklıkla gördüğümüz verkaçlar maçın en güzel görüntüleriydi. Galatasaray'da Hakan Balta,Sabri ve Chedjou'nun verkaçlarla pozisyona girmesi; hücum organizasyonu açısından Galatasaray'a çeşitlilik sağladı.Galatasaray, hücum organizasyonlarını çeşitlendirdiğinde daha rahat pozisyona girip, daha fazla keyif verecektir.



Galatasaray'da iki seneden beri, sürekliliği yüksek bir kanat oyuncusunun bulunamayışı, oynanan futbolun merkeze yığılmasına neden oluyordu.Amrabat transferi bu sorunu çözmek için yapılmış fakat istenilen katkı alınamamıştı.Sezon başı 12 milyon Euro bonservis bedeli ile alınan Bruma, yabancı kontenjanından dolayı kadroda yer bulamıyordu. Roberto ManciniK.Erciyes karşısında Ebuoe ve Riera'yı tribüne göndererek Bruma'ya ilk 11'de şans verdi. Genç yıldızın 4-2-4 'ün sağ kanadında bu şansı iyi değerlendirdiğini söyleyebiliriz.Burak Yılmaz'a yaptığı orta, asist olarak hanesine yazıldı.Oynadığı süre boyunca Galatasaray'ın oyun yapısına sağladığı genişlik ve adam eksiltme yeteneği maçın daha rahat kazanılmasında etkili oldu.Oyunun savunma kısmında ise rakip sol bek Ekrem Ekşioğlu'nu takip ederek, kimi zaman da oyuna sokmayarak, takım savunmasına verdiği katkı alınan galibiyette etkiliydi.Yenilen golde,tecrübesizliğinin kurbanı olarak adamını arkaya kaçırdı.Olumlu tarafından bakarsak, pozisyon esnasında Sabri'nin kademesinde olduğunu da görebiliriz.

Galatasaray'ın sümen altı edilen bir diğer sorunu ise önde basan takımlara karşı top çıkarmada zorlanması.Maçın 45 ve 60. dakikaları arasında, K.Erciyessporlu futbolcuların önde yaptığı pres, bir türlü aşılamadı.Oynanan 15 dakikalık bölümde, Selçuk ve Melo'nun top almayışı bu baskının oluşmasına sebep oldu.Akıllardan geçen "3-0'ın getirdiği rahatlık" bahanesi etkili olmuştur ancak defanstan çıkarken kaptırılan toplar önemli maçlarda baş ağrıtabilir.Dikkat etmekte fayda var.

Süper Lig'de iki haftadır sergilenen güzel futbol ve alınan 3 puan moralleri yükseltirken, devrenin bitmesi şanssızlık oldu.Galatasaray adına kötü başlayan sezonun ilk devresi, tazelenen umutlar ve oynanan güzel futbolla sonlanırken; ikinci devre, bıraktığımız yerden devam etmek üzere...

Melo "Kaburga ağrısı beni durdurmaya yetmez,onun üstüne giderim,savaşırım,golümü de atarım"

Wesley Sneijder'in gol vuruşu !


Maç sonu istatistikleri

24 Kasım 2013 Pazar

Galatasaray - Sivasspor Maç Yazısı | Arena Meydan Muharebesi

ARENA MEYDAN MUHAREBESİ


Süper Lig'in 12.haftasında, zirveyle arada ki 9 puanı kapatabilmek için kazanılması gereken bir mücadeleye çıktık.İlk olarak konuk takımdan başlayalım. Kasımpaşa ile beraber ligin flaş ekiplerinden olan Sivasspor, R.Carlos ile kanatları etkin kullanan, hücumu ilk planda düşünen bir takım. Djebbour ve Chahechouhe' nun forvet hattında ki hareketliliğine, sağ bek Cicinho' nun etkili bindirmeleri eklenince lig sıralamasında ki yerlerinin tesadüf olmadığı bir kez daha görüldü.


Gelelim Galatasaray'a...Sivasspor karşısına hem hücum hem savunma yapabilecek bir 11'le çıktık.Asıl süpriz ise maça 3-4-3 'le başlayıp 10.dakikadan sonra 4-4-2 'ye geçilmesi oldu. Real Madrid maçının provası olarak yorumlayabileceğimiz 3'lü savunma kurgusunu, Ebuoe ve Riera ile destekleme düşüncesi  çok fazla sonuç vermedi.Bu sistemle geçilen ilk 10 dakikada, oyun üstünlüğünün bir türlü ele alınamaması sistemin 4-4-2'ye geçişini mecbur bıraktı. Formasyonun değişmesiyle takım yapısı defansta Dany-Gökhan-Chedjou-Riera , orta sahada Ebuoe-Selçuk-Melo-Aydın Yılmaz ileride ise Burak-Umut şeklinde oldu. Maça başlayan 11'e baktığımızda , Roberto Mancini 'nin dersine iyi çalıştığını söyleyebiliriz. Sivasspor 'un kanat etkinliğini durdurabilmek için Aydın ve Ebuoe hamleleri yerinde bir karardı. Ayrıca haftalardır yaptığı "ihanetten" de vazgeçerek Burak Yılmaz'ı asıl mevkisine yani forvete çekmesi olumlu.3-4-3 'ün verdiği acemilikle, atılan ilk gole kadar oyunda pek varlık gösterdiğimiz söylenemez.İlk 10 dakikada oyunu yönlendiren ve hücumda efektif bir görüntü çizen Sivasspor vardı.Galatasaray,4-4-2'ye döndükten sonra oyun dengelendi.Maçın kilidi ise Sivasspor'un oyunu önde oynama düşüncesiyle defansının arkasında geniş alanlar bırakması oldu.Selçuk İnan'ın pasıyla, defans arkasına alıştığımız koşularından birisini yapan Burak Yılmaz, 13.dakikada dalya diyerek bu fırsatı iyi değerlendirdi.

Galatasaray'ın kanayan yarası olan defans hattı, Sivasspor maçında yine hortladı.Altı dakika içerisinde iki sarı kartla oyundan atılan Dany, takımı 10 kişi bıraktı.Devre arasında gönderilecekler listesine en başta isminin yazılması gerekiyor.Transfer dönemi açıldığında üçe beşe bakmadan satılmalı.Eksik oynayan Galatasaray,sağ tarafı Ebuoe-Umut Bulut ile kapatırken bu seferde sol taraftan açık verdi.Maç boyunca hücumda iyi savunmada vasat oynayan Riera, adamını kaçırınca Djebbour jeneriklik bir gole imza attı.Skor 1-1'e geldikten sonra "Allah'ını seven üzerime sol bek atsın" diyecek hale geldik. Gönderilecekler listesine, yüksek maaşı ve yabancı kontenjanı sebebiyle Riera'yı da ekleyebiliriz.

Galatasaray, 1-1'in sonrasında daha fazla risk alarak oynamaya başladı.36.dakikada Cicinho'nun elle müdahalesi sonrasında kazanılan penaltıyı, maçın kahramanlarından olan Selçuk İnan'la gole çevirdi. 
39.dakikada Burak Yılmaz'ı düşüren Ümit Kurt ikinci sarı karttan kırmızıyı görürken ilk devre 2-1'le tamamlandı.İkinci yarıda Galatasaray oyunu dengede götürüp kontra ataklarla Burak Yılmaz'ı topla buluşturmaya çalıştı. Bunlardan bir tanesinde Aydın'ın pasına ceza sahası içerisinde iyi vuran Burak Yılmaz bu sefer direği geçemedi. Maçın son dakikalarında ise kartlar yine havada uçuştu.82.dakikada oyuna dahil olan Drogba, önce Manuel da Costa'yı daha sonra Cicinho'yu sahanın dışına,kazanılan penaltıyı da tribüne  gönderdi. Ligin zirvesinden kopmamak ve R.Madrid maçı öncesi moral kazanabilmek için kritik bir 3 puan kazanıldı.




Roberto Mancini'nin oyun planında yarattığı farklılık, Selçuk İnan ve Felipe Melo'nun performanslarını da arttırdı.Oyunun her iki yönünü de iyi oynayan bu ikili, Galatasaray'ı orta sahada ayakta tutan isimlerdi. Felipe Melo, geçtiğimiz yıla sezon başı kampı geçirmediği için formsuz başlamıştı.Sezonun devamında kendisini bulmuş ve takımın şampiyonluğa ulaşmasında ki baş aktörlerden birisi olmuştu. Bu sezon ise sezonun en iyi oyuncusu olarak Felipe Melo'yu gösterebiliriz. Her maç aynı ciddiyet ve istikrarla mücadele ediyor. Sivasspor maçında savunmaya verdiği katkının yanı sıra hücumda ki isabetli pas oranıyla muhteşem bir oyun sergiledi.Sene başından beri istenileni veremeyen Selçuk İnanSivasspor maçında dizginleri tekrardan ele aldığını gösterdi.Oyun içerisinde sorumluluğu arttıkça, liderlik vasıflarını da sergileme fırsatı buluyor.Oyunu yönlendirmesi ve takımın denge unsuru olması bakımından, Selçuk İnan'ın form durumu Galatasaray'ın kaderine direk etki ediyor. Hücumda ve savunmada özverili mücadelesiyle hem oynadığı oyundan zevk alıyor hemde izleyenlere keyif veriyor.Dinlendirilen Drogba'nın yerine sahada olan Umut Bulut, Galatasaray'ın 10 kişi kalmasından sonra sol kanatta görev aldı. Bu bölümde Sivasspor' un etkili sağ beki Cicinho'yu ilk karşılayan isim olurken, savunmada Riera'nın kademelerinde yine Umut Bulut'u izledik.Hücumda yaptığı pres ve kafa toplarında ki etkinliğiyle, sahaya ruhunu koyan, gerçek bir profesyonel olduğunu tekrar kanıtladı.Yedek kaldığı zamanlarda sorun çıkartmayıp, oynadığı zamanlarda da takıma maksimum katkıyı vermeye çalışıyor.

 "BİZ BİR AİLEYİZ,KENETLENDİKÇE DAHA DA BÜYÜYEN"

Hakem Halis Özkahya için söylenebilecek çok fazla şey var.Maçın ilk dakikalarında Ebuoe'ye yapılan müdahaleyi es geçmesi, Dany'nin kırmızı kart pozisyonu, Burak Yılmaz'ın ilk golünden önce Selçuk'un yaptığı faule devam kararı vermesi, Cicinho'nun maç boyunca 2 kere atılması gerekirken ancak uzatmalarda kırmızıyı görmesi ve Ümit Kurt'a gösterdiği kırmızı kartta Burak Yılmaz'ın kendisini yere bırakması vs. Kabul etmek gerekir ki bunların hepsi ciddi hakem hatalarıdır.Bunlardan daha önemlisi Halis Özkahya' nın 5.dakikadan sonra maçın kontrolünü tamamen kaybetmesidir.Sadece Galatasaray lehine değil, Sivasspor lehine de verdiği kararlarda kontrolsüzlük etkili olmuştur. Galatasaray adına unutulmaması gereken bir hususta 10 kişi kalmasına rağmen skoru 2-1'e getirmesidir. Maç 11'e 10 oynansa da Galatasaray yine kazanırdı. Bazı şeyleri görmek için müneccim olmaya gerek yok. Akbaba gibi Galatasaray'ın üzerine çökmeye çalışanların önce şikeden aklanmaları ve karşımıza öyle gelmeleri gerekmektedir. Gırtlağına kadar suça batmış kaotik futbol düzeninde, başı dik bir şekilde yürüyen Galatasaray'a yapılmak istenen operasyonun bilincindeyiz. Galatasaray'ın kaybettiği maçlar sonrasında, mantar gibi türeyen medyada ki maşaların nasıl Galatasaray'a saldırdığının da farkındayız...Galatasaray futbol takımı gerekeni sahada yapacaktır. Galatasaray'ın yükselişi tekrardan başlayacak ve ağızlarından salyalarını akıtan akbabalara gereken cevap en güzel şekilde sahada verilecektir. Yaşanılan sıkıntılı günlerde daha da anlam kazanan bir sözle bitirelim " biz bir aileyiz, kenetlendikçe daha da büyüyen ! "  


27 Ekim 2013 Pazar

Kayserispor - Galatasaray Maç Yazısı | Şimdi Galatasaray Zamanı !

ÖNCELİK "HÜCUM"

Daha önceki yazılarda Galatasaray'ın hücum opsiyonlarının kısıtlı oluşu, formsuz oyuncu sayısının fazlalığı, yabancı kontenjanı ve kanat aksiyonlarının oyunda ki etkisi üzerinde durmuştuk. Galatasaray hücum anlamında kendisini geliştirmeye başladı. Öyle ki Karabükspor' a 2 , Kopenhag' a 3, Kayserispor' a 4 gol atarak toplamda 9 gol ile maç başı 3 gol ortalamasını yakaladı. Hücum opsiyonlarının çalışmayla zenginleşmesi, Wesley Sneijder 'in form tutması ve "kilidi açan oyuncu" rolüyle, daha efektif bir futbol ortaya koyması bunda etkili oldu.Galatasaray hücum performansının, Akhisar maçı sonrasında bu şekilde yükselmesi dikkat çekici. 

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Wesley Sneijder, sarı kırmızılı formayla oynadığı son 3 maçta 4 gol atarak takımın kazanma alışkanlığını yeniden elde etmesinde başrolü aldı. Drogba frikik sorunsalını Kayserispor maçında yıkarak, 2013-2014 sezonunun Galatasaray adına ilk frikik golüne imzasını attı.Oyun içerisinde ki varlığı, takımı saha içerisinde yönlendirmesi, kafa toplarında ki hakimiyeti ve fiziksel üstünlüğü ile takımın önde oynayabilmesine verdiği katkı herzaman olduğu gibi yine müthişti. Galatasaray'ın bundan önce ki 2 sezonda da geç form tutan maestrosu Selçuk İnan , Kopenhag maçı ile kendini bulmuştu.Kayserispor maçında takımın "balans ayarı" olarak yine dümene geçti. Kayserispor maçında hem savunmada hem hücumda oldukça etkiliydi. Maçın özetini tekrardan izlerseniz Galatasaray'ın hücum varyasyonlarının hepsinde etkisi açık bir şekilde görülecektir.Ceza sahasına yaptığı koşular, Roberto Mancini ile beraber daha fazla ön plana çıkardığı bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu özelliğini daha fazla skora yansıtırsa çok farklı bir Selçuk İnan izleyebiliriz. Savunma anlamında da takımını yalnız bırakmaması ve ortaya koyduğu mücadele ile Galatasaray'ın son iki maçını kazanmasında büyük pay sahibiydi.


"BURAK YILMAZ" VE "BEYBLADE EMRE"

Formu yükselen oyunculardan bir diğeri ise Burak Yılmaz'dı. Ligde 63 gün sonra golle buluşan Burak Yılmaz , takımı 3-2 öne geçiren golün sahibi oldu. Maça sol çizgide başlayarak Kopenhag maçının bir tekrarını izletti.İyi niyetine şüphe yok fakat Burak Yılmaz'ın kanatta oynatılması "futbola ihanet".Gel gör ki mevcut yabancı kontenjanı ve takım şablonu bunu zorunlu hale getiriyor.Duygusal futbolcu sınıfının en bariz örneği olması bakımından Kopenhag maçında taraftarın kendisine gösterdiği destekle morallenmesi ve Kayserispor maçında attığı gol parallellik gösteriyor. Fenerbahçe maçına kadar Konyaspor ve Kopenhag maçlarında gollerine devam edeceğinden eminim.Günün bir diğer kazananı ise "Beyblade" Emre Çolak oldu. İkinci yarıda,Wesley Sneijder'in yerine oyuna dahil olan Emre Çolak , Galatasaray orta sahasına hareketlilik getirdi. Burak Yılmaz'ın attığı golde asisti yapan oyuncu olurken, kendisine yapılan faul sonucu kazanılan frikiği Drogba gole çevirdi. Eksik olan fiziksel yönlerini geliştirmesi ve son pasları daha akıllı kullanması gerektiği halen eksi yönleri.Son dakikalarda kaçırdığı pozisyon ise maçta ki tek olumsuz yönüydü.Oyuncu ıslıklayarak veya yuhalayarak hiçbir oyuncuyu takıma kazandıramayacağımızı daha önce de belirtmiştik.Bugün onlardan birini daha gördük.Türk Telekom Arena'da ki Antalyaspor maçında, sahadan yuhalamalarla ayrılan Emre Çolak, Kayserispor maçında skoru Galatasaray'a getiren golün hazırlayıcısı oldu. Futbolcuya sahip çıkmak bütün taraftarların görevi.Futbolun hatalar oyunu olduğunu da unutmamak gerekiyor. Her hatada "futbolcu asmak" gerçek taraftara yakışan bir hareket olmasa gerek...

ROBERTO MANCİNİ ETKİSİ VE "SAVUNMA" HATALARI

Kayserispor galibiyeti , Roberto Mancini ile üstüste kazanılan 3. galibiyet oldu.Geldiği günden bugüne kadar takımın kaos içerisinde ve mental olarak düşük bir halde olması ; kondisyon olarak takımın istenilen seviyede olmayışı ve Ünal Aysal-Fatih Terim savaşından fazla yara almadan başarıyla çıkması önemliydi. Özellikle hücum anlamında Kopenhag ve Kayserispor maçlarında ortaya konulan iştahlı futbol hanesine yazdırdığı önemli bir not. İlk 11'de bugüne kadar hiç oynamayan Drogba-Umut-Burak üçlüsü kendisi için bir kumardı. Kayserispor maçında bu kumardan başarıyla ayrılsa da takımın savunma anlamında kötü sinyaller verdiğini de söylememiz gerekiyor. Galatasaray'ın Kopenhag maçında yediği gol konsantrasyon kaybı olarak nitelendireceğimiz türdendi. Kayserispor maçında ise rakibe verilen pozisyon sayısının fazla oluşu,sağ bek Sabri ve sağ stoper Chedjou'nun o bölgeyi iyi kapatamaması, yapılan bireysel hatalar ve kademede yaşanılan sorunlar takımın savunma hanesindeki eksileri.Mutlaka bu hatalarda,defans hattının üst üste iki maç oynamamasının etkisi büyük. Kopenhag maçının yıldızlarından olan Ebuoe yabancı kontenjanına takılarak tribüne gönderildi.Sol bekte Dany'nin yerine, Arsenal'da bir sezon sol bek oynayan Ebuoe' nin de düşünülebileceğini hatırlatmakta fayda var.Gökhan Zan ve Hakan Balta sakatlıktan dolayı kadroda bulunmuyor.Sol bek alternatifi Riera ise Mancini tarafından düşünülmüyor.Bu sebepten Ebuoe'nin sol bekte denenmesi akıllıca bir hamle olabilir.


ŞİMDİ GALATASARAY ZAMANI !

Kayserispor maçı bir çok açıdan, sezonun "ilklerine" sahne oldu.Bunlardan bir tanesi Süper Lig'de, hükmen kazanılan Beşiktaş maçını saymazsak, ilk kez iki farklı kazanılan bir maç olması,İstanbul dışında kazanılan ilk deplasman galibiyeti olması ,Selçuk İnan'ın sezonun ilk asistine imza atması, Drogba 'nın Galatasaray kariyerinde ki ilk frikik golünü kaydetmesi, 2013-2014 sezonu içerisinde 4 golle kazanılan ilk karşılaşma olması gibi birçok "ilkler" yaşandı.Bu "ilklerin" yanında bence en önemli husus, kazanma alışkanlığının geri kazanılıyor olması. Şampiyonluk yolunda yakalanan seriler, sezonun galibini belirliyor.Bu serilerin yanında 2 senedir lige ambargo koyan, maçlara psikolojik olarak 1-0 önde başlayan Galatasaray, yaşanılan sıkıntılı süreçlerde "winner" özelliğini yitirmeye başlamıştı.Bunun önüne geçilmesi bakımından çok önemli bir 3 maçlık periyot çizildi. Karabükspor karşısında ortaya konan futbol pek tatmin etmese de kötü oynanan maçları da kazanabilmek büyük takımlar için zorunluluk.Devamında yakalanan ivme ile Kopenhag ve Kayserispor galibiyetleri takımın moralini de yukarıya taşıdı.Kara bulutların yavaş yavaş dağıldığı, tekrardan güneşin açtığı günler başlıyor.Rüyadan uyandık, gerçeklerle tanıştık! Şimdi yeni zaferler, yeni kupalar kazanma zamanı ! Şimdi Galatasaray zamanı !


23 Ekim 2013 Çarşamba

Galatasaray - Kopenhag Maç Yazısı | Daha Yeni Başlıyoruz !

"YÜKSELİYOR KAVGAMIZ OMUZLARDA" 

İlk teşekkür taraftara gelsin.Ali Sami Yen kapalısından bir demet izlediniz dün gece...Seyrantepe semalarında muhteşem bir taraftar vardı.İlk dakikadan son dakikaya kadar, takımla beraber hücuma kalkan ve takımla beraber savunmaya çekilen bir taraftar performansı izledik.Bunda Galatasaray'ın bu sezon ilk kez oynadığı kompakt ve iştahlı futbol etkiliydi.Öyle bir iştah ki, önde oynayan Drogba-Burak-Sneijder-Bruma ile rakip defansa ; Melo ve Selçuk ile Kopenhag orta sahasına sahayı dar eden bir iştah...Bu arada bu istekli oyunu en son Arena'da 3-1 kazanılan Fenerbahçe maçında izlemiştik.2011-2012 sezonu özleyenlerden birisi olarak,ortaya konan mücadeleden fazlasıyla keyif aldım.

Galatasaray - Kopenhag maçı Pegasus Tribünü

Mancini 'nin Galatasaray'a bir ivme kazandırdığı bu maçta çok net görüldü.Galatasaray bu sezon ilk defa bu kadar arzulu bir maç çıkardı. Galatasaray'ın önde baskı ve pres düşüncesinin yanında, bloklar arası yardımlaşmayı da beraberinde izledik. Bir bütün halinde oynayan Galatasaray,dosta güven düşmana korku verdi.Özellikle Ebuoe ve Bruma'lı sağ kanat, ilk yarıda Kopenhag sol kanadını otobana çevirdi. Roberto Mancini bir arada hücum edip bir arada savunma yapmayı Galatasaray'a öğretmiş görünüyor. Antrenmanlarda topun arkasına on bir kişiyle geçip, hücuma da yine tek blok olarak çıkmayı futbolculara aktarmaya çalışıyordu.Meyveleri ise yavaş yavaş topluyor. Kopenhag maçı gösterdi ki, bu oyunun üzerine koyulduğunda kolay kolay maç kaybetmeyen ve oynadığı futbolla keyif veren bir Galatasaray karşımızda olacak.

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Sezon başından beri en büyük sıkıntı, formsuz oyuncuların takımda sayıca fazla olmasıydı.Geçen hafta itibariyle form düzeyini yükselten Wesley Sneijder 'i kazanan Galatasaray , Kopenhag maçı sonrasında ise Ebuoe 'yi kazandı.Yerden kalkmayan oyununu , Juventus maçında Chedjou'dan yediği ayarla bir kenara bırakan Ebuoe,ilk senesinde ki istekli oyunundan kesitler sundu.Galatasaray - Karabükspor maç yazısında takımın hücum opsiyonları ve beklerden en az bir tanesinin hücum karakteri yüksek Ebuoe veya Riera şeklinde tercih edilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk.Dün ki Kopenhag maçı tamda bu ölçüde Ebuoe 'nin gecesi oldu.Hücum anlamında kaptığı toplarla ileriye çıkışları ve zamanında girdiği kademelerle savunmaya katkı konusunda fazlasıyla etkiliydi.Maçı iki asist ile tamamlarken , takımın sağ kanattan etkili ataklar yapmasını sağladı.Oyunun orta sahada sıkıştığı anlarda, gerekli bindirmelerle oyunun genişlemesine yardımcı oldu.

"Güzel futbolcu tekmeye kafa sokandır." Böyle öğrendik Bülent Korkmaz'dan.3 numaralı forma , yine bir cengaverin sırtında yükseldi. Galatasaray'ın "bayrak adamı" olan Felipe Melo , oyunun her iki bölümünde korkusuz mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Futbolun sadece futbol olmadığını, taktik tahtasında yazılanların o tahtada kaldığını tekrardan hatırlattı."Büyük zaferler, yürekli komutanlarla kazanılır" sözünün vücut bulmuş haliydi.Attığı golden ziyade sahada ki mücadelesi takdiri haketti.



Semih - Chedjou uyumu ise beraber oynadıkça daha iyiye gidiyor.Yediğimiz gol konsantrasyon kaybından olsa da gole kadar çok başarılı hamlelerde bulundular. Dany 'yi ilk kez sol bek pozisyonunda izledik. Felipe Melo'nun attığı golün asistini yapmasının yanında, ilk kez oynadığı sol bekte sırıtmadı.Takımın maestrosu Selçuk İnan sonunda gerçek oyununu bizlere izletti.Sene başından beri istenileni veremese de Kopenhag maçında dümene geçti.Formunu gün geçtikçe yükselten Wesley Sneijder , bu maçta da oyunun her alanında yıldız vasfına yakışır şekilde mücadele etti.

R1 TUŞU AÇIK KALMIŞ "BURAK YILMAZ"

Gecenin asıl yıldızı Burak Yılmaz 'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Bırakalım kaçırdığı golleri , gol kralı olduğu zamanda dahi sahanın her yerinde pres yapan Burak Yılmaz'ı hiç hatırlamıyorum.Sol açıkta oynadığı Kopenhag maçında, savunmaya bu kadar yardım edip yorulmadan pres yapan Burak Yılmaz 'a şahitlik ettik.45+4'de topa yaptığı baskı ve takımın onunla beraber prese devam etmesi maçın özetiydi.Burak Yılmaz yine gollerini atar ama pres ve mücadele azmini futboluna eklerse, Türk futboluna en büyük katkıyı sağlar.Daha önce de yazmıştık, sahada koşmayan ve mücadele etmeyen futbolcuya taraftar sabır göstermez.Goller bir şekilde atılır ama esas olan sahada ki ruhu kaybetmemektir.Galatasaray taraftarı kaçan gollere inat Burak Yılmaz'ı bağrına basmayı bildi.Futbolcu asmayı kendisine adet edinmiş olan seyirci kisvesine selam olsun !


19 Ekim 2013 Cumartesi

Galatasaray - Kardemir Karabükspor Maç Yazısı | "Şınaydarıynan"

Milli maç arası Galatasaray'a uzak ama bir o kadar yakın olmamızı sağladı.Geçirdiğimiz sıkıntılı süreçte ilginin farklı bir noktaya kayması takımın biraz daha sakinleşmesini getirdi.Basın, ilgiyi Milli Takım'a yoğunlaştırınca  Galatasaray'a nefes alabilecek bir zemin oluştu. Florya'da gerçekleştirilen günde "çift idman" pek alıştığımız bir tarz değil. Mancini adına , gördüğü eksikliğin üzerine gidiyor olması olumlu not.Ağzından eksik olmayan "çalışmak" ve "zaman" kelimeleri herşeyi özetliyor.Her ne kadar takımın büyük bölümü Milli Takım maçları sebebiyle bu idmanlardan yırtsa da ; fiziksel açıdan toparlanmak için atılan ilk adımlar olarak kaydedilebilir.

Galatasaray 'ın K.Karabükspor karşısında ilk onbiri.

STRATEJİK DEĞİŞİM

K.Karabükspor maçı öncesi beklentiler, Akhisar maçına oranla, daha saldırgan bir takım izleyeceğimiz yönündeydi.İlk 11'e baktığımızda Ceyhun'un "sağ iç" veya "sağ haf" pozisyonunda başlaması büyük süprizdi. Kadronun geneline baktığımızda ise defansif karakterde Semih,Chedjou,Hakan Balta,Ceyhun,Melo gibi isimlerle daha dengeli bir 11'le karşılaştık.Bu kadro yapısı ile önde baskı veya ofansif futbol hayalden öteye geçemiyor. Galatasaray'ın en büyük başarıları yakaladığı dönemlerde dahi, oyunu "dengede götürme" felsefesi hiçbir zaman Galatasaray'ın genleriyle uyuşmadı. Derwall, Mustafa Denizli, Feldkamp,Fatih Terim, Eric Gerets gibi hocalar hep "hücum" stratejisi üzerine takımlarını oluşturdular.Tek farklı karakter Lucescu oldu.2001-2002 dönemi Galatasaray kadro yapısını düşündüğümüzde ise elde ki malzemeden daha fazlasını beklemenin hayalcilik olacağını da söylemeden geçmeyelim. Galatasaray gibi büyük takımlardan en büyük beklenti, kendi liglerinde hücum anlamında fark yaratmalarıdır. Lucescu 'nun Galatasaray'ı , tam bir denge takımıyken ; istenilen ofansif oyun bir türlü oynanmadığı için camianın tepkilerine maruz kalan bir ekipti.Akıbetini ise hepimiz biliyoruz...

"Galatasaray'a Başkan olarak seçilen Özhan Canaydın , ilk iş olarak  Lucescu' nun yerine Fatih Terim'e imza attırdı."


























"HÜCUM SETLERİ VE KENAR OYUNCULARI "

Galatasaray taraftarı, beklentilerini "denge" takımına doğru yöneltmesi gerekiyor."İlk 20 dakika şok pres akabinde bulunan goller" , skor istenildiği gibi değilse 2.yarıda görülen "kaos futbolu" , "coşkulu oyun" gibi terimler artık Galatasaray'dan uzak ifadeler.Bunda başlıca etken kondisyon olabilir ama unutulmaması gereken bir hususta takımın hücum setlerinin olmayışı.Oyun ikinci bölgeye taşıdığında, takımın ne yapacağı tam bir muamma...Bu konuda hücum setlerinin olmazsa olmazı , iki kenar oyuncusudur.K.Karabükspor maçında Galatasaray'ın sağ tarafını gözünüzün önüne getirdiğinizde , Sabri-Ceyhun-Burak(zaman zaman Drogba) kombinasyonuyla neler üretebileceğini tüm Türkiye iyi bilirken , Mancini'nin yardımcısı Tugay Kerimoğlu'nun daha iyi biliyor olması lazım. Mancini'nin takımı tanımadığını K.Karabükspor maçında Ceyhun Gülselam'ı sağ iç(sağ haf) pozisyonunda oynatarak anladık."Yeni geldi , zaman lazım "sözlerine de eyvallah ! Peki Galatasaray 'ın efsanesi Tugay Kerimoğlu'nun bu konuda kendisini uyarması gerekmez miydi ? Sol tarafta ise ileriye çıkışlarıyla (!) tanınan Hakan Balta 'ya , sol iç pozisyonunda Selçuk İnan eşlik ediyor.Yine o bölgeye yakın oynayan Sneijder bu ekibi destekliyor. Galatasaray'ın işlevsel olabileceği tek yer olan sol kanatta Hakan Balta'nın muhteşem (!) hücum performansı ile üretkenliğin yerlerde gezdiğini söylememiz lazım.Sahaya dizilişde, orta sahada iki kenar adamı kullanılmadığı için kanat varyasyonları tamamen iki bekin omuzlarında. Galatasaray'ın kadrosunda bulunan iki bekte maalesef bu üretkenliği gösterebilecek düzeyde değil.Galatasaray , oyunu kanatlara doğru genişletemediği için , merkezde sıkışıp kalırken ; pozisyon üretebileceği alanı bulmak "samanlıkta iğne aramaya" eşdeğer.Attığımız ilk gole bakarsak, savunmanın göbeğini verkaçlarla delerek pozisyonu hazırladığımızı söyleyebiliriz.Bu kadro yapısında , Bruma veya Amrabat bir şekilde kendisine yer bulması gerekirken ; iki kenar bekten en az birtanesini, ofansif yönü kuvvetli olan Riera veya Ebuoe şeklinde kadroya dahil edilmesi gerekiyor.



























"ŞINAYDARIYNAN"

Hafta ortasında Türkiye'ye karşı attığı golle yıldızlaşan Sneijder , milli maç arasını iyi değerlendiren isim olurken,K.Karabükspor maçını Galatasaray'a kazandıran isim oldu. Geldiği günden bu yana performansıyla eleştrilse de bu maçla birlikte istenilen Sneijder'i izlediğimizi söyleyebiliriz.Ayrıca Wesley Sneijder' in bizim alıştığımız 10 numaralardan olmadığını farkettiğimizi düşünüyorum.Dünyada Wesley Sneijder gibi pas oyununu ve tek topu bu kadar iyi oynayan sayılı adam var.Taraftarın kendisinden beklentisi, "üç kişiyi geçip topu doksana takması" ise daha çok beklenilecek bir hadisedir.Hollanda Milli Takımı'nı Türkiye karşısında izleyenler dikkat ettiyse, 4-3-3'ün sol içinde (sol hafında) ne kadar etkili olduğunu görmüştür.Orada etkili olabilmesi için oyunun kanatlara doğru genişlemesi ve etrafında pas atabileceği boş oyuncular olması gerekiyor. Attığımız ilk golde Drogba ile girdiği duvar pası kendi oyun zekasını gösterirken, ikinci golde ise ceza yayı çevresinde attığı şutlarla "Sniper" etkisi yarattığını yineleyelim. Daha önce ki maçlarda , kenarlardan kullanılan serbest vuruşları Selçuk İnan'ın içeri ortaladığını görüyorduk.K.Karabük maçında Sneijder'in , altı pasa etkili iki duran top kullandığını da hatırlatalım. Sorumluluktan kaçmayan Sneijder'in ,gerektiği zamanlarda sahne alarak Galatasaray'a kazandıracağı daha çok maç var.



2 Ekim 2013 Çarşamba

Juventus - Galatasaray Maç Yazısı | Tükenmez Umut'um,Varsa Sarı Kırmızı Formasında

Real Madrid maçında yaşanılan hezimet sonrası , gördüğümüz rüyanın bittiğini yazmıştık.Rüya kabusa döndükten sonra , gerçek Galatasaray efsanesi Fatih Terim'i kaybettik.İmparator'un yerine bir dünya markası Roberto Mancini takımın başına getirildi.2 haftada yaşadığımız kaosun şaşkınlığını üzerimizden atmaya çalışırken, Torino deplasmanı geldi.


Mancini yönetiminde ilk maçımıza Juventus karşısında çıktık.Fatih Terim döneminde alıştığımız 4-3-1-2 'nin yerine 4-4-1-1  formasyonu ile oyuna başladık.Mancini'nin, beklendiği üzere daha defansif bir oyun planı çıkardığını söyleyebiliriz.Fatih Terim döneminde yaptığımız önde baskı yerine; Juventus hücumlarında, yarı alanımızda oyunu daraltmaya çalışan, bloklar arası mesafeyi minimuma indirip, kazandığı toplarla  Bruma ve Drogba'yı topla buluşturmaya çalışan bir Galatasaray vardı.Drogba'nın golüne kadar orta sahada ayağa iyi pas yaptık.Gerektiğinde oyunu iyi soğutup ileriye daha dengeli çıkışlarla gol aradık.Chedjou 'nun 36. dakikada uzun pasında, Drogba savunmanın hatasından faydalanarak Galatasaray'ı Torino'da öne geçiren golü attı.

Drogba 'dan "Metin Oktay" selamı 


Juventus, Pirlo'nun önderliğinde oyuna hükmeden bir takım.Oyunun yönünü hızlı bir şekilde değiştirip, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner'i topla buluşturduktan sonra Vucinic ve Tevez'e etkili ortalarla gol aradılar.Orta sahada Vidal ve Pogba, oyunun her iki yönünü de iyi oynayan orta saha oyuncuları.Kabul etmek gerekir ki Galatasaray'ın bu savunma hattı ile ilk yarıda çok net pozisyon vermeden , sadece alan daraltarak oyunu dengede götürmesi çok önemliydi.1-0 'dan sonra artan Juventus baskısına Chedjou ve Semih'in sakatlanmasıyla oyuna dahil olan Gökhan Zan ile karşı koyduk.Pirlo'nun, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner 'i topla buluşturmak için attığı 30 metrelik paslara fazla boşluk vermeden iyi karşı koyduk. Ters toplara, kanatlardan Riera ve Bruma ile zamanında yardım getirmemiz ve Melo-Selçuk ile kademeyi oluşturmamız çok önemliydi. Roberto Mancini , Juventus' un etkili yönlerini takıma iyi anlatmış.İlk yarıda oyuncular savunma anlamında güzel sinyaller verdi.

Galatasaray, ikinci yarının başlama düdüğüyle beraber tamamen kendi yarı sahasında oyunu kabul etti.11 kişi topun arkasına geçerek , Juventus'a boş alan bırakmamak ilk öncelikti.Galatasaray, Sneijder'den bu maçtada gerekli verimi alamazken,Pirlo ikinci yarıda da oyuna hükmetmeye devam etti.Galatasaray adına bekleneni veremeyen iki isimden Riera ve Sneijder'in yerlerine Amrabat(60.dk) ve Umut Bulut(73.dk) dahil oldu.Roberto Mancini, kontra ataklar yakalanabileceği düşüncesiyle Amrabat'ı oyuna alsa da istenilen olmazken;Umut Bulut hamlesi ile Pirlo'nun rahat pas yapmasının önüne kısmende olsa geçildi.Umut Bulut'un pres gücü ile Pirlo etkinliğine önlem alınırken,tamamen uzun topa dönen Galatasaray'a hava hakimiyeti kazandırma stratejisi yerinde bir karar oldu.

77.dakikanın içerisinde Amrabat'ın yaptığı müdahale sonrası hakem Viktor Kassai , penaltı noktasını gösterdi.Maç boyu ikili mücadelelerde ki sertliğe prim tanıyan ve bütün takdir haklarını Juventus lehine kullanan Kassai, Amrabat'ın müdahelesine penaltı yorumunda bulundu.Vidal'in kullandığı penaltı ile skora 1-1 'lik eşitlik gelirken , Juventus baskısı daha da arttı.Galatasaray savunması Juventus ataklarına direnmeye çalışırken 87. dakikada Pirlo'nun ortasında Quagliarella skoru 2-1 'e getirdi.Maç artık bitti derken,yine Drogba'ya gönderilen uzun topun Umut Bulut'a inmesiyle skor 2-2 'ye geldi.Böylelikle çok büyük sıkıntılar ile çıktığımız Juventus müsabakasından 1 puanı hanemize yazdırarak İstanbul'a döndük.

"Tükenmez Umut'um , varsa sarı kırmızı formasında"


Torino'dan kazanılan 1 puana birçoğumuz üzülsek de Kassai gibi bir faciaya rağmen kaybetmediğimize sevinmeliyiz. Ofansif olarak çok iyi şeyler yapamasak da takım savunması adına olumlu sinyaller verdik. Muslera her zamanki gibi muhteşemdi. Chedjou bugüne kadar en iyi performansını sergiledi.Ayrıca Ebuoe'nin yerden kalkmayan tavırlarına isyan etmesi maçın en önemli karesiydi.Yerden kalkmayan futbolcu profilinden ne zaman kurtulacağını çok merak ediyoruz.Futbolun bir erkek oyunu olduğunu ve her pozisyonda yere serilerek takıma kaybettirdiği puanları hatırlamasını kendisine öneriyorum.Semih Kaya'nın sakatlığı sonrası oyuna dahil olan Gökhan Zan, yine gerçek bir profesyonellik örneğiyle, kendisini nasıl hazır tuttuğunu tüm Galatasaraylılara gösterdi. Bruma ofansif olarak bekleneni veremese de takım savunmasına katkısıyla takdiri haketti.

Galatasaray adına maçın en önemli oyuncusu tartışmasız Drogba olurken, 1 gol ve 1 asist ile #ÇareDrogba lakabının hakkını verdi. Galatasaray'a kattıklarıyla gerçekten büyük bir teşekkürü hakediyor. Yazının başlığında vurguladığımız "tükenmez Umut'um varsa sarı kırmızı formasında" bestesinde ki umudumuz olan Umut Bulut'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Kendisine ne zaman ihtiyaç duysak yedekten gelip görevini layıkıyla yapıyor. Galatasaray'ın bugün kazandığı 1 puanı getiren golü attı.Oyuna girdikten sonra Pirlo'ya yaptığı baskıyla etkinliğini azalttı. Sorunsuz ve gerçek bir profesyonel olarak davranan Umut Bulut, bu gecenin kazananı oldu.

Önümüzde ki Kopenhag maçlarından çıkarabileceğimiz 6 puan , Şampiyonlar Ligi'nde yolumuza devam edebilmek için çok önemli. Torino deplasmanından alınan 1 puanın anlam kazanabilmesi için Kopenhag'ı iki maçta da kayıpsız geçmeliyiz. Juventus ile Arena'da son maçı oynayacağımızı da unutmayalım.Skor 2-1 olunca sevinmeye kalkan densizlere "Galatasaray, bitti demeden bitmez ! "

13 Ağustos 2013 Salı

Değerlendirme | Galatasaray 2013 - 2014 Transfer Sezonu

Aurelien Chedjou

Galatasaray sezonun ilk transferi olarak Lille'de başarılı bir sezon geçiren ve Fransa'da yılın defans oyuncusu seçilen Kamerun vatandaşı Aurelien Chedjou'yu renklerine katarak başladı.Bonservisi için Lille takımına 6,3 Milyon Euro , yıllık 2.2 Milyon Euro sabit transfer ücreti ve 10 Bin Euro maç başı ücreti ile bir kereye mahsus olmak üzere 200 Bin Euro imza ücretiyle anlaşmaya varıldı.Aurelien Chedjou , bir stoper için fazlasıyla iyi bir tekniğe sahip.Kafa toplarında ki etkinliği , süratli yapısı ile önde oynamak isteyen Galatasaray için faydalı bir transfer olarak göze çarpmakta.Şuanda takıma olan uyum sorunu , fiziken hazır olmaması en büyük dezavantajları.Dany'de yaşanılan oyun içerisinde ki "risk alma" olayı Aurelien Chedjou'da fazlasıyla bulunmakta.Geçen sezon Psg ile oynadıkları maçta İbrahimoviç'e defansta attığı çalım buna en bariz örnek.Fatih Terim'in elinde Semih Kaya ile iyi bir ikili olabilirse Şampiyonlar Ligi için ümitler artabilir.



Erman Kılıç

Sivasspor ile sözleşmesi sezon sonu biten Erman Kılıç , bonservis bedeli ödenmeden 2+1 yıllık imzayı atarak Galatasaray'a katıldı.Her sezon için 950 Bin TL sabit transfer ücreti ve 20 Bin TL maçbaşı ücreti şeklinde anlaşma sağlandı.2012-2013 sezonunda Sivasspor ile 44 maça çıkan Erman bu maçlarda 9 gol 14 asist üretti.Asıl mevkisi forvet arkası olsa da sağ ve sol kanatta oynayarak hücum zenginliği yaratması açısından önemli.Gerek uzaktan şutları , gerekse asist özellikleri ile hücum varyasyonu açısından Fatih Terim'in sevdiği tipte bir oyuncu.Yabancı kontenjanı düşünüldüğünde sol kanatta Nordin Amrabat'ın çoğu maçta oynayamayacak olması , Emre Çolak ve Erman Kılıç'ı bu pozisyon için rekabete sokacaktır.



Umut Bulut

2012-2013 sezonunun ilk yarısında takıma çok büyük fayda sağlayan Umut Bulut,bu sene itibariyle bonservisiyle Galatasaray'a transfer oldu.Bonservisi için Toulouse takımına 2.7 Milyon Euro , kendisine ise yıllık 1.75 Milyon Euro (her yıl 50 Bin Euro artışla) ve maç başı 15 Bin Euro olarak anlaşma sağlandı.Umut Bulut ileri uçta yaptığı baskı ve takipçiliği ile geçen sezon oynadığı Süper Lig'de 27 maçta 12 gol attı.2012-2013 Süper Kupa Finali'nde , Fenerbahçe'ye karşı 2 gol atarak sezona çok iyi başlamıştı.Devre arası Drogba hamlesi ve Burak Yılmaz'ın yüksek performansı kendisini kulübeye sürüklese de takımın önemli parçalarından birisiydi.Bu sene 6+0+4 kuralı ile kendisine daha fazla iş düşeceği kesin.Geçen sezon iç saha maçlarında sıklıkla Hamit Altıntop'un yerine sağ kanatta izlemiştik.Bu sene de İmparator rotasyonda kendisine fazlaca şans verecektir.Umut'un en büyük eksiği ise topu ayağında tutup ileride arkadaşlarına pozisyon hazırlayamaması.İleride tek kaldığı zaman topu rakip sahada tutamadığı zaman orta sahaya daha fazla yük biniyor.Tekniğinin yetersiz olması bunda en büyük etken.İyi niyeti ve pres gücü ile bu açıklarını kapatmaya çalışıyor.



Felipe Melo (Pitbull) 

2 sezondur Galatasaray'ın şampiyonluğunda Selçuk İnan ile beraber en büyük pay sahibi olan Felipe Melo , bu sezon itibariyle bonservisiyle takıma katıldı.Juventus'a 3.75 Milyon Euro bonservis bedeli , kendisine 3.1 Milyon Euro sabit transfer ücreti ve 25 Bin Euro maç başı ücret ile 3 yıllık sözleşme imzalandı.Felipe Melo takımın en önemli omurgası.Takım savunmasında ki katkısı , iki bekini ileri çıkaran Galatasaray'ın savunmanın ortasına girerek defansı zaman zaman 3'leyen kurgusunda (Geçen sezon Orduspor ve Mersin İdman Yurdu maçlarında çok daha net görüldü) , kazandığı toplarla ileri başarılı paslarla çıkabilen ve adam eksiltebilme yeteneği ile günümüz ön liberolarından kolaylıkla sıyrılmaktadır.Felipe Melo , 2 sezon içerisinde takımın olmazsa olmazlarından bir oyuncu oldu.İlk senesinde İtalya'da "Yılın Bidonu" seçilmiş bir cv ile endişe verse de , Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena'da çıktığı ilk maç olan Liverpool karşısında taraftarla girdiği etkileşim takıma nasıl bir hava kattığının habercisi idi.Sezon içerisinde yaşadığı "Riera Skandalı" bile takımda vazgeçilemez olduğunu ispatladı.Galatasaray'da oynadığı 2. sezonda hazırlık dönemi geçirmemesinin etkisini sezonun ilk yarısı boyunca hissetti.Ancak ikinci yarı ile beraber takımın "isyan bayrağı" rolüne tekrardan bürünerek takımın Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final'i görmesinde çok büyük katkı sağladı.Bu sezon transferinin daha erken bitmiş olması ve sezon başı kampının 2.etabı olan Bled Kampı'nda takıma katılması ile geçen sezon yaşanılan fiziksel sorunu kendisine yaşatmayacaktır.

10'un adı Pitbull