Eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2014 Cumartesi

Galatasaray - Eskişehir Maç Yazısı | Sen Şampiyon Olacaksın !

Galatasaray, Türkiye'de sporun beşiği...Türkiye'nin batıya açılan penceresi.Kökleriyle 1481'e, Galata Sarayı Humayun Mektebi'ne dayanan, tarihi bir çınar...Sadece bir spor kulubü değil. O kadar basit değil. Yetiştirdiği nesillerle Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınlık yüzü.Mazisinde ki sayısız başarıyla,Türkiye'nin gurur kaynağı.Yeni başarılara yelken açmış büyük bir gemi. Bizlerde o geminin nacizane mürettebatı...

Tarih sayfaları 7 Haziran 1987'yi gösteriyor.Rakip Eskişehir...14 senedir kazanılamayan şampiyonluk hafızalarda. Her çilesini sineye çeken taraftar, artık bu son olsun istiyor."14 senelik bu çile, bitsin artık bu sene !" diye haykırıyor Mecidiyeköy semalarında...





Tribünlerde coşacaksın,
Kupaları alacaksın !
Sen şampiyon olacaksın !
Seni sevmeyen ölsün ! Ölsün !
Seni sevmeyen ölsün ! Ölsün !

14 senelik bu çile,
Bitsin artık bu sene !
Sen şampiyon olacaksın !
Seni sevmeyen ölsün ! Ölsün !
Seni sevmeyen ölsün ! Ölsün !

Filmi ileriye sarıyoruz ve günümüze dönüyoruz.1987'de o tarihi şampiyonluğu yaşayan neslin evlatları olarak, 8 Şubat 2014 tarihinde, bu sefer Seyrantepe semalarındaydık. Aradan geçen 27 sene ve kazanılan sayısız kupalara rağmen yine aynı iştahla haykırıyoruz: "Tribünlerde coşacaksın, kupaları alacaksın ! Sen şampiyon olacaksın ! Seni sevmeyen ölsün ! Ölsün !" Biz haykırdıkça, daha fazla koşuyor topçular. Daha fazla istiyor aslanlar... Burak Yılmaz, 27 sene önceki Tanju Çolak oluyor ... Prekazi'nin 8 numaralı forması Selçuk İnan'da hayat buluyor.  Simovic'in eldivenleri bu kez Muslera'nın ellerinde.

3-5-2, 4-2-3-1, 4-3-3 derken makina düzenine geçiyoruz artık. Galatasaray, ilk yarı boyunca saat gibi işliyor . Göbekten geliyor, kanatlardan geliyor,taraftarıyla geliyor...11 kişi topun arkasına geçip takım savunmasını kusursuz uyguluyor. Hücuma çıkışlarda Alex Telles ve Sabri ile oyunu genişletiyor. Melo ve Selçuk oyunun yönünü hızlı bir şekilde değiştirip, rakip defansın dengesini bozuyor. Izet Hajrovic oyun zekasıyla sahada fark yaratıyor. Burak Yılmaz yine arayışta.Geçen hafta kaçırdıklarını bu hafta telafi ediyor.Henüz 6. dakikada Hajrovic'in ara pasını, asiste çeviriyor.Wesley Sneijder'in kapalı tribün önünden kullandığı serbest vuruşa, Chedjou yükseliyor ve kafayı vuruyor.Top ağlara giderken, Arena kendinden geçiyor.Dakikalar 32'yi gösterirken skoru 2-0'a getiriyoruz. Skoru bulduktan sonra,makinayı rölantiye alıp devreye 2-0 ile giriyoruz.

İlk yarıda ki iştahı, ikinci yarıda bulamıyoruz ancak; bu sefer de tribün çıkıyor sahneye. "Sen şampiyon olacaksın!" tezahüratı, inletiyor Sami Yen'i. Akıllara yine 1987 geliyor. Gözlerimiz doluyor tribünde. Sonradan öğreniyoruz ki, kulübede Tugay'da bizimle birlikte ağlıyor ! 27 yılda geldiğimiz noktaya bakıp gururdan ağlıyoruz...Geçmişte çekilen çilelerin yerine, bu sefer mutluluktan ağlıyoruz.Arada ki puan farkını hiç düşünmüyoruz bile. Kalkıyoruz ayağa, daha sıkı sarılıyoruz Galatasaray'a. İnadına söylüyoruz bu kez. "Sen Şampiyon Olacaksın !"





31 Ağustos 2013 Cumartesi

Eskişehir - Galatasaray Maç Yazısı | "Dejavu"

Ligin 3.haftasında kronikleşen "Eskişehir sendromu" geride kaldı.Skor yine 0-0.Fatih Terim'in Eskişehir'de kazanamama sendromu 3.sezonda da tam gaz devam ediyor.Maç öncesi Galatasaray taraftarlarına  maçın skorunu sorsanız "0-0" şeklinde yanıtlardı..

Süper Lig'de Eskişehir ve Bursa deplasmanları en zor deplasmanlardır.Şanssızlığımız bu iki maçında peş peşe oluşu.Bu maçlar ilk devreye yayılmış olsa kimse ağzını açmaz ama gel gör ki üstüste oynanınca kaybedilen 4 puan olarak göze batıyor.

Oyuna geçmeden önce saha zeminine değinmeden olmaz.Kış şartlarında veya yağmurlu zeminlerde oyuncuların kaymasına ve ayakta duramamasına hepimiz alışkınız ancak yaz aylarında , sezonun ilk haftalarında böyle zemini hiç hatırlamıyorum.Tek tek pozisyon anlatmayacağım çünkü maçın her anında yere düşen oyuncu sayısı oldukça fazlaydı.Futbolun gelişmesi için o kadar kafa yoran (!)  insanlar bu zemin problemini halledemeden hiçbir şey başaramayacaklar.Üst yapıdan önce alt yapının gerçekleşmesi tüm ülke için elzemken 2013 Türkiye'sinde hala zemini tartışıyor olmamız fazlasıyla ironik.



Galatasaray'ın lige düşük tempoda başlamasına 2 senedir alıştık.Bu sezonda aynı şekilde devam ediyoruz.İlk haftalar tökezlesede 6 ve 7. haftadan itibaren takım kendini buluyor.Önemli olan bu haftaları en az kayıpla atlatmak.Eskişehir maçıda bu şekilde değerlendirilmesi gereken bir müsabaka oldu.Maçın ilk yarısı fazlasıyla sıkıcıydı.İki takımda orta saha mücadelesini "zeminin elverdiği ölçüde" kazanmaya çalışarak oyuna hükmetmeye çalıştı.İlk devrede göze batan tek isim Eskişehir'in sol beki Tarık Çamdal'dı.Sol taraftan etkili ataklarla Ebuoe'yi çok zor durumda bıraktı.Birçok pozisyonda faulle durduruldu.Ülke olarak sol bek problemi yaşadığımız dönemlerde Tarık Çamdal "umut"olarak göze battı.Drogba-Burak Yılmaz-Sneijder'li ileri üçlü etkisiz bir görüntü çizdiler.İlk yarıda Drogba'nın kafa şutu ve Burak Yılmaz'ın zeminin azizliğine uğrayıp kaçırdığı pozisyon haricinde çok fazla varlık gösteremedik.Eskişehir'de Kamara ve Erkan Zengin beklenenden uzak bir görüntüyle ilk yarıyı tamamladılar.Galatasaray'da Selçuk İnan'ın form düşüklüğü son sürat devam ederken, stoperler arasında ki sorun hala göze batıyor.Bu maçta görev alan Gökhan-Semih ikilisi fazlaca pozisyon hatası yaptı.Uzun bir süre sonra ilk 11'de başlayan Engin Baytar , Hamit'in yokluğunda kendisini gösteremedi.İlk yarı Galatasaray'da en iyi diyebileceğimiz isim Felipe Melo oldu öyle ki kendisinin olmadığı Galatasaray orta sahası , direnç kaybını fazlasıyla hisseder.

İkinci yarı daha arzulu bir mücadeleye sahne oldu.6+0+4'ün mağduru Amrabat ve cezasının ardından tekrar takıma dönen Sabri , Burak ve Engin'in yerinde ikinci yarıda oyuna dahil oldu.4-4-1-1'e dönen Galatasaray kanatları daha etkin kullanmaya başladı.Futbolcu olmak için herşeyi bünyesinde barındıran ancak en önemli şeyi (futbol zekası) futboluna dahil edemeyen Amrabat , oyuna hareket getirdi.Sneijder'in Drogba ve Amrabat'a attığı paslar zeminden dolayı başlamadan son bulan ataklar oldu.Galatasaray adına maçın en önemli pozisyonları ikinci yarıda gerçekleşti.Melo'nun boş kaleye 2 metreden auta yolladığı poziyon ve Drogba'nın direğe takılan şutunun haricinde Sneijder'in vuruşunda Boffin'in mükemmel kurtarışına şahit olduk.Eskişehir adına maçın en net pozisyonu ise savunmanın hatasından faydalanan Necati'nin vuruşuydu.Bu pozisyonda Galatasaray savunmasının anlaşmazlığını Muslera telafi etti.

17 Eylül'de ki Real Madrid maçına kadar çok daha fazla yol almamız gerekli.Fazlasıyla rahat oynayan Galatasaray bu konsantrasyonla devam ederse sezonun sonunda ki 4.yıldızı anca havada görür!Uzun bir süreden sonra ilk kez rakip takım bizden fazla pas yapmış durumda.Galatasaray'ın topa sahip olamadığı zamanlarda ileride ki 3'lünün savunmaya katkısının durumu malum.Selçuk-Melo-Hamit(bu maçta Engin Baytar)'in üzerine binen yük daha fazla oluyor.Orta üçlüden form olarak sadece  Melo'nun beklentileri karşılaması ve Selçuk'un geçen seneki formunda uzak oluşu oyunu rakip sahaya yıkmada sorun teşkil ediyor.Galatasaray kanatsız oynadığı için iki bekin oyuna katılması çok önemli.Ebuoe ve Hakan Balta'dan bu maçta da istenilen katkı alınamadı.Kanatların işlemeyeşi Galatasaray'ı orta sahaya mahkum ediyor.Oyunu geniş alana yayamadığımız için pozisyon üretmekte ilk yarı oldukça zorlandık.İkinci yarı Amrabat ve Sabri ile daha iyi bir görüntü sergiledik.Sene başından beri düşüncem değişmedi.Sneijder oynayacak ise 4-2-3-1 veya 4-4-1-1 Galatasaray'ın oynaması gereken sistem olarak gözükmekte.En azından Selçuk ve Hamit form tutana kadar 4-4-2'den vazgeçilebilir.Sistem sorununu kenara bırakacak olursak takımın mücadele ve fizik gücü fena değil.En azından rakibe diş geçirip savaşmaya devam ediyor.Eskişehir deplasmanı her zaman sıkıntılı olmuştur.Bu deplasmanı 1 puan ile atlattık.Karalar bağlamaya gerek yok , ne demişler "Allah Kerim , Fatih Terim "

İki haftalık milli maç arasından sonra görüşmek üzere...