Emre Çolak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emre Çolak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Kayserispor - Galatasaray Maç Yazısı | Şimdi Galatasaray Zamanı !

ÖNCELİK "HÜCUM"

Daha önceki yazılarda Galatasaray'ın hücum opsiyonlarının kısıtlı oluşu, formsuz oyuncu sayısının fazlalığı, yabancı kontenjanı ve kanat aksiyonlarının oyunda ki etkisi üzerinde durmuştuk. Galatasaray hücum anlamında kendisini geliştirmeye başladı. Öyle ki Karabükspor' a 2 , Kopenhag' a 3, Kayserispor' a 4 gol atarak toplamda 9 gol ile maç başı 3 gol ortalamasını yakaladı. Hücum opsiyonlarının çalışmayla zenginleşmesi, Wesley Sneijder 'in form tutması ve "kilidi açan oyuncu" rolüyle, daha efektif bir futbol ortaya koyması bunda etkili oldu.Galatasaray hücum performansının, Akhisar maçı sonrasında bu şekilde yükselmesi dikkat çekici. 

YÜKSELEN FORM DÜZEYİ

Wesley Sneijder, sarı kırmızılı formayla oynadığı son 3 maçta 4 gol atarak takımın kazanma alışkanlığını yeniden elde etmesinde başrolü aldı. Drogba frikik sorunsalını Kayserispor maçında yıkarak, 2013-2014 sezonunun Galatasaray adına ilk frikik golüne imzasını attı.Oyun içerisinde ki varlığı, takımı saha içerisinde yönlendirmesi, kafa toplarında ki hakimiyeti ve fiziksel üstünlüğü ile takımın önde oynayabilmesine verdiği katkı herzaman olduğu gibi yine müthişti. Galatasaray'ın bundan önce ki 2 sezonda da geç form tutan maestrosu Selçuk İnan , Kopenhag maçı ile kendini bulmuştu.Kayserispor maçında takımın "balans ayarı" olarak yine dümene geçti. Kayserispor maçında hem savunmada hem hücumda oldukça etkiliydi. Maçın özetini tekrardan izlerseniz Galatasaray'ın hücum varyasyonlarının hepsinde etkisi açık bir şekilde görülecektir.Ceza sahasına yaptığı koşular, Roberto Mancini ile beraber daha fazla ön plana çıkardığı bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu özelliğini daha fazla skora yansıtırsa çok farklı bir Selçuk İnan izleyebiliriz. Savunma anlamında da takımını yalnız bırakmaması ve ortaya koyduğu mücadele ile Galatasaray'ın son iki maçını kazanmasında büyük pay sahibiydi.


"BURAK YILMAZ" VE "BEYBLADE EMRE"

Formu yükselen oyunculardan bir diğeri ise Burak Yılmaz'dı. Ligde 63 gün sonra golle buluşan Burak Yılmaz , takımı 3-2 öne geçiren golün sahibi oldu. Maça sol çizgide başlayarak Kopenhag maçının bir tekrarını izletti.İyi niyetine şüphe yok fakat Burak Yılmaz'ın kanatta oynatılması "futbola ihanet".Gel gör ki mevcut yabancı kontenjanı ve takım şablonu bunu zorunlu hale getiriyor.Duygusal futbolcu sınıfının en bariz örneği olması bakımından Kopenhag maçında taraftarın kendisine gösterdiği destekle morallenmesi ve Kayserispor maçında attığı gol parallellik gösteriyor. Fenerbahçe maçına kadar Konyaspor ve Kopenhag maçlarında gollerine devam edeceğinden eminim.Günün bir diğer kazananı ise "Beyblade" Emre Çolak oldu. İkinci yarıda,Wesley Sneijder'in yerine oyuna dahil olan Emre Çolak , Galatasaray orta sahasına hareketlilik getirdi. Burak Yılmaz'ın attığı golde asisti yapan oyuncu olurken, kendisine yapılan faul sonucu kazanılan frikiği Drogba gole çevirdi. Eksik olan fiziksel yönlerini geliştirmesi ve son pasları daha akıllı kullanması gerektiği halen eksi yönleri.Son dakikalarda kaçırdığı pozisyon ise maçta ki tek olumsuz yönüydü.Oyuncu ıslıklayarak veya yuhalayarak hiçbir oyuncuyu takıma kazandıramayacağımızı daha önce de belirtmiştik.Bugün onlardan birini daha gördük.Türk Telekom Arena'da ki Antalyaspor maçında, sahadan yuhalamalarla ayrılan Emre Çolak, Kayserispor maçında skoru Galatasaray'a getiren golün hazırlayıcısı oldu. Futbolcuya sahip çıkmak bütün taraftarların görevi.Futbolun hatalar oyunu olduğunu da unutmamak gerekiyor. Her hatada "futbolcu asmak" gerçek taraftara yakışan bir hareket olmasa gerek...

ROBERTO MANCİNİ ETKİSİ VE "SAVUNMA" HATALARI

Kayserispor galibiyeti , Roberto Mancini ile üstüste kazanılan 3. galibiyet oldu.Geldiği günden bugüne kadar takımın kaos içerisinde ve mental olarak düşük bir halde olması ; kondisyon olarak takımın istenilen seviyede olmayışı ve Ünal Aysal-Fatih Terim savaşından fazla yara almadan başarıyla çıkması önemliydi. Özellikle hücum anlamında Kopenhag ve Kayserispor maçlarında ortaya konulan iştahlı futbol hanesine yazdırdığı önemli bir not. İlk 11'de bugüne kadar hiç oynamayan Drogba-Umut-Burak üçlüsü kendisi için bir kumardı. Kayserispor maçında bu kumardan başarıyla ayrılsa da takımın savunma anlamında kötü sinyaller verdiğini de söylememiz gerekiyor. Galatasaray'ın Kopenhag maçında yediği gol konsantrasyon kaybı olarak nitelendireceğimiz türdendi. Kayserispor maçında ise rakibe verilen pozisyon sayısının fazla oluşu,sağ bek Sabri ve sağ stoper Chedjou'nun o bölgeyi iyi kapatamaması, yapılan bireysel hatalar ve kademede yaşanılan sorunlar takımın savunma hanesindeki eksileri.Mutlaka bu hatalarda,defans hattının üst üste iki maç oynamamasının etkisi büyük. Kopenhag maçının yıldızlarından olan Ebuoe yabancı kontenjanına takılarak tribüne gönderildi.Sol bekte Dany'nin yerine, Arsenal'da bir sezon sol bek oynayan Ebuoe' nin de düşünülebileceğini hatırlatmakta fayda var.Gökhan Zan ve Hakan Balta sakatlıktan dolayı kadroda bulunmuyor.Sol bek alternatifi Riera ise Mancini tarafından düşünülmüyor.Bu sebepten Ebuoe'nin sol bekte denenmesi akıllıca bir hamle olabilir.


ŞİMDİ GALATASARAY ZAMANI !

Kayserispor maçı bir çok açıdan, sezonun "ilklerine" sahne oldu.Bunlardan bir tanesi Süper Lig'de, hükmen kazanılan Beşiktaş maçını saymazsak, ilk kez iki farklı kazanılan bir maç olması,İstanbul dışında kazanılan ilk deplasman galibiyeti olması ,Selçuk İnan'ın sezonun ilk asistine imza atması, Drogba 'nın Galatasaray kariyerinde ki ilk frikik golünü kaydetmesi, 2013-2014 sezonu içerisinde 4 golle kazanılan ilk karşılaşma olması gibi birçok "ilkler" yaşandı.Bu "ilklerin" yanında bence en önemli husus, kazanma alışkanlığının geri kazanılıyor olması. Şampiyonluk yolunda yakalanan seriler, sezonun galibini belirliyor.Bu serilerin yanında 2 senedir lige ambargo koyan, maçlara psikolojik olarak 1-0 önde başlayan Galatasaray, yaşanılan sıkıntılı süreçlerde "winner" özelliğini yitirmeye başlamıştı.Bunun önüne geçilmesi bakımından çok önemli bir 3 maçlık periyot çizildi. Karabükspor karşısında ortaya konan futbol pek tatmin etmese de kötü oynanan maçları da kazanabilmek büyük takımlar için zorunluluk.Devamında yakalanan ivme ile Kopenhag ve Kayserispor galibiyetleri takımın moralini de yukarıya taşıdı.Kara bulutların yavaş yavaş dağıldığı, tekrardan güneşin açtığı günler başlıyor.Rüyadan uyandık, gerçeklerle tanıştık! Şimdi yeni zaferler, yeni kupalar kazanma zamanı ! Şimdi Galatasaray zamanı !


17 Eylül 2013 Salı

Galatasaray - R.Madrid Maç Yazısı | Haydi Dostum Rüya Bitti,Kalk Artık

Kalk hadi uyan.Ne var ? İlk kez mi yeniliyorsun ? Hani diğerleri Edirne'den öteye geçemezken sen getirmedin mi Uefa'yı Süper Kupa'yı.Bu ülke seninle görmedi mi Şampiyon Kulüpler Yarı Finali'ni.Ne çabuk unuttun Neuchatel XamaxMonaco'yu ? Hani Prekazi 35 metreden yapıştırdığında bu ülkede nasıl bir ateş yandığını ne çabuk unuttun ? Hezimet mi görmedin ? Dur ben sana hatırlatıyım 20 Ekim 1999 , Zola'lı , Flo'lu Chealsea , Ali Sami Yen'de hayatımızı zindan etmemiş miydi ? Kalemize gelen her top gol olurken ciğerimiz parçalanmadı mı ? Stat ışıkları söndüğünde oturup kalmadık mı ? Çökmedik mi olduğumuz yere ? Babalarımız 14 sene şampiyonluk göremezken sen şimdi hangi yüzle suratını asacaksın ? Dile kolay 14 sene ! Onlarda Galatasaray'a mı küstüler ? Maçı erken mi terkettiler ? Takımın kaptan Fatih Terim'e yüz mü çevirdiler ? Sevmediler mi parçalıyı ? Hiç aşkla tutulmadılar mı ? Sadece başarı mıydı onları Galatasaraylı yapan ? Metin Oktay'dan hiç mi örnek almadılar ? Karakterin , adamlığın , efendiliğin , sportmenliğin  ne demek olduğunu sadece kitaplarda mı okudular ? Metin Oktay rehber olmadı mı onlara ? Peki ya Jupp Derwall ? Galatasaray'ı "Avrupa Fatihi" olmasında ki temelleri atarken her maçı kazandı mı ? Hiç mi mağlup olmadı ?



Haydi dostum kalk hadi , uyan ! Gömme o kafanı kuma . Hani kötü gün taraftarıydın ? "Ölüm varmış , korku varmış , bu dünyanın sonu varmış , bizim için yoktur tasa , kalbimde sen yaşadıkça. Başarılar gelir geçer , asaletin bize yeter" diye boşuna mı statta bir taraflarını yırtıyordun ? Sadece başarı peşinde mi koşuyorsun yoksa ? Aşk'ın anlamını kavrayamamışsın o zaman . İnsan mutluluktan,sevgiden haz alırken üzüntüden ve acıdan da haz alır.Kavga da edersin sevdiğinle , yarinle , karınla , kocanla ... Komedi diye bir tiyatro türü varken trajedi (tragedya) diye de bir tür yok mu ? Ne var yani ilk kez mi fark yiyoruz.Çekindiğin arkadaşların mı ? Dalga mı geçerler diye korkuyorsun ? Neden onlar hiç fark yemedi mi ? Onların her biri Şampiyonlar Ligi'nde Final mi gördü ? Real Madrid'i her sene yeniyorlar da , bizim mi haberimiz yok ? Haydi dostum bırak bunları.Aşkın her anından tat almayı bil , kalk ayağa ve şimdi daha sıkı sarıl Galatasaray'a.Daha fazla bağır "İmparator Fatih Terim" diye.Burak Yılmaz'ın gollerine daha fazla sevin ama ne olursun futbolcunu en basit hatada ıslıklama.Kendi öz evladın Emre Çolak'ı bu kadar ucuz kaybetme,Amrabat ayağına her top aldığında homurdanma.Kadroda ki oyunculara , kötü oynadıklarında üvey evlat muamelesi yapma.2 senede almadığın kupa kalmadı bu kadroyla.Farkında değil misin ? En yakın rakibinle girdiğin her yarışı kazandın.Oynadığın bütün finallerden galip ayrıldın.Bu kadro vardı o zamanda.Ronaldo , Bale , Messi yoktu.Yine Sabri'nin ellerinde kalkacak o kupalar.Yine Emre Çolak dönecek etrafında 180 derece.Yine Burak Yılmaz kaçıracak golleri.Yine Amrabat topu sağa çekip ortalar yapacak.Seni sen yapan değerleri kaybettikten sonra hiçbir başarının anlamı kalmayacak ama...Haydi toparlan artık.Kalk elini yüzünü yıka.Yarın iş var.Arkadaşların seninle dalga geçerken onlara sadece gülümse.Dik dur ve sakın eğilme.

Rüya bitti dostum , herşey gerçek hayatta ve herşey bizim için.Şimdi mücadele zamanı !

14 Eylül 2013 Cumartesi

Galatasaray-Antalyaspor Maç Yazısı | Bize Yine Hüsran, Bize Yine Hasret Var !

Metin Oktay'ı andığımız,özlememizi ve hasretimizi tribünde haykırdığımız güne güzel bir galibiyet yazısı eklemek isterdik ancak olmadı.Antalya'nın golünü özetlerden çıkartıp,maçı hiç izlememiş birisine görüntüleri izletsek,Galatasaray'ın 8-0 kazandığını sanabilirdi.Futbolda yaşanabilecek şanssız bir geceyi yaşadık ancak Süper Lig'in 4.haftasında 3.beraberliğimizi aldık.Hiç hesapta olmayan bir puan kaybı oldu.Takım performansına geçmeden önce bu sezonun hiç de kolay geçmeyeceğini artık anlamış olmamız lazım.Herşey kendi elimizdeyken ve başlangıçlar bu kadar önem arz ederken , kaybedilen puanların yanında takımın "winner" kimliğinden uzaklaşıyor olması düşündürücü.

Geçen sezonun ikinci yarısı itibariyle aldığı başarılı sonuçlar ve ortaya konan güzel futbol bu sene biraz daha geç geleceğe benziyor.Takım içinde konsantrasyon probleminin olduğu çok açık.Maalesef "Cuma" sendromumuz yine devam ediyor.Şampiyonlar Ligi öncesinde puan kayıplarına alıştık ancak bu kadar çok poziyona girip maçtan beraberlikle ayrılmak üzücü oluyor.Henüz 8.dakikada 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonunun haricinde 2'de direkten dönen topumuz vardı.Golü kalemizde görene kadar takım Amrabat'la hazırlanan güzel pozisyonlar yakaladı.Golü yedikten sonra Emre Çolak ve Amrabat kanat değiştirdi.Bu değişiklikten sonra ilk yarı bitene kadar iki futbolcu da tüm efektifliğini sahada kaybetti.Maça başladığımız sistemde koşan ve mücadele eden,pozisyonlar bulan bir Galatasaray izledik.Golü yedikten sonra gelen sistem değişikliği takımı kargaşaya sürükledi.




Emre Çolak ve "Şımarık Taraftar" Güruhu

Galatasaray tribünlerinin artık "şımarık çocuk" gibi her hata sonrası oyuncu asma hastalığından vazgeçmesi lazım.Dakikanın önemi yok,Emre Çolak geçen sezondan beri her basit hatasında tribünler tarafından günah keçisi oluyor.2 hafta önce Volkan Şen'in durumunu hepimiz hatırlıyoruz.Taraftarlığın alt metninde sadece başarıya endeks var ise 14 yıl şampiyon olamadığımız zamanları yaşayan abilerimize,babalarımıza veya dedelerimizden sadece özür diliyorum.İyi ki bu taraftar güruhu o zamanlarda tribünde değildi.Ali Sami Yen'i o futbolcuların başlarına yıkarlardı.Taraftar profilinin 2000 Uefa Kupası sonrası değiştiği çok açık ancak bu kadar kolay futbolcu tüketilmemeli.Emre Çolak'ın futbol tarzını bende beğenmiyorum ama ne olursa olsun Galatasaray "ocağından" yetişen bir futbolcuya yapılan hakaretler tribünümüze yakışmıyor.Onca pozisyonu harcayan Burak Yılmaz'a Drogba'ya olan sinirimizi "şamar oğlanı" olarak gördüğümüz Emre Çolak'tan çıkarmak pek mantıklı değil.

Kaos Futbolu

İkinci yarıda takım olarak geçen sezon ki Mersin İdman Yurdu ve Orduspor maçlarına benzer bir şekilde "kaos futboluna" döndük.Umut-Burak-Drogba üçlüsüne şişirilen toplar,oyuna 60.dakikada giren Bruma ve daha sonra oyuna dahil olan Sabri'nin kanatlardan taşıdığı toplarla forvetleri golle buluşturma düşüncesi yakalanan onca pozisyona rağmen golü getirmedi.Bruma'ya bir parantez açmamız lazım,gerçekten kendisine güvenenleri mahcup etmedi ve klasını ilk maçta gösterdi.İkinci yarıda oyun tamamen tek kaleye dönmüşken oyuna dahil olan Bruma,tekniği ve süratiyle izleyenlere keyif verdi.75.dakikada sağ kanattan Sabri'nin ortasına Drogba dokundu ve skora 1-1'lik eşitliği getirdi.Golden sonra Metin Oktay'a ithafen elini kalbine götürmesi , Drogba'nın ne kadar özel bir insan olduğunu tekrardan bizlere hatırlattı.Golden sonra baskıyı iyice arttırmamıza rağmen yakalanan pozisyonlar cömertçe harcanmaya devam etti.Umut'un 1 metreden dışarı attığı şutun akabinde Drogba'nın son dakikalarda 6 pastan attığı kafa yine dışarı gitti.Galatasaray'ın oyun iştahı ve mücadele azmi gayet iyi.Bu maçta da görüldü ki ilk 20 dakika içerisinde golü bulamadığımız zaman sonra ki dakikalarda kalemizde gol görme olasılığımız çok yüksek."Fatih Terim Galatasaray'ı maça her zaman baskılı başlar ilk 20 dakika içerisinde gol veya goller bulur ve oyunu rölantiye çevirir".Ezberlediğimiz sistem,gol gelmeyince bozuluyor.Oyunda Selçuk İnan gibi takımın "balans ayarı" olmayınca telaş başlıyor.Takım golü yedikten sonra,iyi yaptıklarına devam etmek yerine,taraftar baskısıyla ne yaptığını bilmez bir hal aldı.Burada gereken tecrübeyi sahaya yansıtamadık.Burak Yılmaz'ın gününde olmaması da bunda etkilliydi.Yakaladığı onca fırsatı çok kolay harcadı.Bir diğer önemli husus takımın rakip seçen havasından kurtulması gerekiyor.Geçen sezon puan kaybettiğimiz haftalarda rakiplerimizde bizimle puan kaybettiği için ilerleyen haftalarda puan kayıplarını telafi etmiştik.Bu sezon ise Beşiktaş'ın 3/3 ile yoluna devam etmesi ve 5.hafta Olimpiyat Stadı'nda olası mağlubiyette farkın daha da açılacağını unutmamak lazım.

Drogba'dan Taçsız Kral Metin Oktay'a selam
Galatasaray altyapısından yetişen ve Muslera'nın yokluğunda Antalyaspor karşısında kaleyi koruyan Eray tam olarak güven vermese de maç tecrübesi kazanması açısından faydalı oldu.Kalesinde gördüğü tek atakta golü yedi.İkinci yarıda ise bir topu elinden kaçırsa da defans pozisyonu uzaklaştırmayı başardı.Zamanla bu hatalarını minimuma indirmesini diliyorum.Engin Baytar , Hamit'in yokluğunda 11'de maça başladı.Yenilen gole kadar ortaya koyduğu mücadele başarılı olmasına rağmen golden sonra fazlaca tercih hatası yaptı.2011-2012 sezonunda ki Engin Baytar'dan hala çok uzakta.Hırs ve azmini bir kenara bırakmış durumda.Eğer formayı Hamit'ten almak istiyorsa daha fazla mücadele etmeli ve bize,özlediğimiz Engin'i tekrardan izletmeli.Kabul edilmesi gereken bir gerçek de Felipe Melo'nun "takımın olmazsa olmazı" oluşudur.Bu takımda herkesin yeri bir şekilde dolar ancak Felipe Melo'nun üstlendiği görev ve ortaya koyduğu mücadele sebebiyle alternatifinin olmadığı çok net.Dünya üzerinde ki en iyi ön liberolardan birisine sahip olmamız takımımız adına çok önemli.

Fatih Terim ve Sözleşme Tartışmaları

Uzun bir süredir yaşanılan Fatih Terim'in sözleşmeyi uzatıp/uzatmama meselesi artık can sıkmaya başladı.Maç sonrası yaptığı açıklamalar olayı aydınlatsa da gerekli olan net cevabı vermeyişi soru işaretlerini halen gidermiş değil.Evet , İmparator için Galatasaray tercih konusu olamaz.Sözleşmede ne yazdığına bakmaz,bir Galatasaray efsanesine de yakışan budur ancak "yarın yeni sözleşmeyi imzalıyorum" demek bu kadar zor olmasa gerek.Bu sözleşme mevzusu gün geçtikçe daha çok büyüyüp takıma zarar vermeye başladığında umarım takım yarıştan kopmaz.Tüpçü Federasyonu'nun kafasında ki ve siyasetin boğazına kadar içinde olduğu bir düzende İmparator'un Galatasaray'dan ayrılıp tamamen Milli Takım'ı çalıştırması yatıyor.Kendisine yapılan baskıların farkındayız ancak "Galatasaraylılık her zorluğa karşı dik bir duruşu sergilemek,baskılara da boyun eğmemektir."

Salı günü oynanacak R.Madrid maçı öncesi Galatasaray'ın son durumunu da görmüş olduk.R.Madrid maç önü yazısında bu önemli müsabakaya daha ayrıntılı değiniriz.Maçtan notlarla noktayı koyalım.

Notlar :

  1. Fatih Terim 159 gün aradan sonra TT Arena'da maça çıktı.
  2. Didier Drogba, 2013-14 sezonunda Süper Lig’de ilk golünü MP Antalyaspor karşısında attı. (Bu sezon 25 şut denemesinde 1 gol kaydetti)
  3. MP Antalyaspor Süper Lig’de deplasmanda oynadığı son 11 maçta sadece 3 puan aldı.
  4. Galatasaray son 2 sezonda Cuma günü oynadığı 11 maçta 8 kez puan kaybetti.(Toplam 20 puan kaybı)
  5. Galatasaray, Fatih Terim yönetimindeki en kötü ilk 4 hafta performansına ulaştı.
  6. Galatasaray, Fatih Terim’in A Milli Takım görevini kabul etmesinden sonra oynadığı 3 lig maçını da kazanamadı.
  7. Milan Baros Antalya formasıyla Galatasaray'a karşı ilk kez mücadele etti.
  8. Maç öncesi "Galatasaray Efsanelerini Anıyor" projesi kapsamında Erdal Keser ödülünü Sedat Doğan'ın elinden aldı.
(Trt Spor'dan alıntıdır)