Tribün Olayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribün Olayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2013 Pazar

Galatasaray - Trabzonspor Maç Yazısı | Kaldı 8 !

Galatasaray, Süper Lig'in 16.haftasında konuk ettiği Trabzonspor'u 2-1 ile geçmeyi başardı. Gençlerbirliği maçı sonrasında her maçımızın final olduğunu belirtmiştik.Maçın ehemmiyetinin yanında Fenerbahçe'nin K.Karabük'e yenilmesi ile puan farkını 8'e indirme şansı da doğmuştu.

TT Arena'nın yollarına koyulduğumuzda bir derbiden daha fazlası olacağı herkesin malumuydu.TT Arena demişken stat çatısına monte edilen ısıtıcılara doğalgaz bağlantısı hafta içerisinde tamamlanmıştı.İlk kez Trabzonspor maçında çalıştırıldı. Ali Sami Yen'in eski açık tribününden yetişmiş birisi olarak söylemem gerekiyor ki; medeniyete "merhaba" dedik.Stadın içerisine girince insanın yüzüne bir sıcaklık vuruyor ki sormayın gitsin.Yönetime bu konuda teşekkür etmek gerekiyor.Bazı konularda geç de olsa güzel adımlar atılıyor.Bu da onlardan bir tanesiydi.

TT Arena'nın çatısında ki ısıtıcılar.


Balıkesirspor ile hafta ortası oynanan Türkiye Kupası maçında 4-2-3-1 formasyonunu izlemiştik.Bu maçta ise 4-4-2'nin baklava şeklinde olan versiyonu ile sahadaydık.3-5-2' nin çok fazla sürmeyeceği kadro yapısı itibariyle Gençlerbirliği maçında görülmüştü. Gençlerbirliği maçında 35.dakikada Hakan Balta'nın oyundan çıkmasıyla tekrar 4'lü savunmaya geçiş olmuştu.O günden bugüne Galatasaray'ı 4'lü savunma ile izliyoruz.

MANCİNİ'NİN ARTILARI VE İLK YARI SENDROMU !

Roberto Mancini'nin geldiği günden beri taktiksel arayışı devam ediyor.Halen net bir sistemden veya ezbere sayılabilecek ilk 11'den söz edemiyoruz.Ancak takımı tanıma sürecini atlattığını söyleyebiliriz.Artıları arasına takımın fiziksel dayanıklılığına ve maç içerisinde ki devamlılığa kattıklarını söylemeliyiz.Takımın yerlerde gezinen kondisyonuna Ivan Carminati ile beraber olumlu etkisini de bu artılara ekleyebiliriz.Yine oyun içinde ki müdahaleleri ilk başta görenleri şaşırtsa da, olumlu sonuçlar doğuruyor.Oyunu çok iyi okuduğunu da söylememiz gerekli. Kasımpaşa maçının ikinci yarısında Sabri'nin sol beke geçip,Emre Çolak'ın sağ açık pozisyonuna geçmesiyle ilk yarıda sahada olmayan Galatasaray, ikinci yarıda galibiyeti kaçıran taraf olmuştu. Yine Gençlerbirliği maçında Hakan Balta - Burak Yılmaz değişikliği, ikinci yarıda farklı bir Galatasaray'ı izlememizi sağlamıştı.Bu iki maçında ortak özelliği,Galatasaray'ın ilk yarıları çok kötü oynayıp,ikinci yarılarda kendi kimliğini bulmasıydı.Bu aşamada Galatasaray'ın senelerdir süre gelen ilk yarılarda oyunu kopartma mantalitesi farklılık gösteriyor.Roberto Mancini döneminde ilk yarılarda istenilen performansı tam olarak göremesek de ikinci yarılarda "Mancini ayarı" etkili oluyor.Galatasaray,ilk devre sorununu da çözerse 90 dakika işleyen makine düzenine geçiş yapacaktır.

İLK 30 DAKİKA

Trabzonspor maçının ilk yarısına yine çok kötü başladık.Savunmada Gökhan Zan tarafından yapılan pas ve hamle hataları, ileride Drogba'nın top tutamaması, Sneijder'in paslarının adrese ulaşmaması, Yekta'nın gereksiz top kayıpları vs. tüm bunların yarım saat içerisinde gerçekleşmesi tribünlerde ki homurdanmaları yükseltti. İlk yarının bitimine 10 dakika kala, gerçek kimliğimize döndük.Bunda pas hatalarını azaltıp, dönen topları Selçuk-Yekta ve Melo ile kazanmamız etkili oldu.Böylece oyunu Trabzonspor sahasına yıkmayı başardık.Trabzonspor'un başarılı kalecisi Onur Kıvrak, Sneijder ve Selçuk İnan'a geçit vermezken, ikinci yarının nasıl geçeceğinin habercisiydi...

Phill Thomas'ın Liverpool maçı sonrası Onur Kıvrak için yazdığı yazı !
Galatasaray - Trabzonspor maçının ikinci yarısı mücadele ve oyun anlamında taraflı tarafsız herkesi tatmin etmiştir. Özellikle kalecilerin performansı yıllarca hatırlanacak türdendi.Önce "can" diyerek, Muslera'dan başlayalım.59. dakikada Henrique'nin kafa vuruşunu çıkarttığında,  kafamda golü yediğim için ofsayt ümidiyle yan hakeme bakıyordum. Yanımda ki arkadaşım pozisyonu kurtardığını söyleyince olaya uyandım...Kesinlikle 59. dakika maçın kırılma anıydı ! Hem oyun hem de tribün olarak düşmeye başlamıştık.Ne yapsak Onur Kıvrak'ı geçemediğimiz için Henrique'nin vuruşunun Muslera tarafından kurtarılması Galatasaray'ı tekrardan şaha kaldırdı. Devamında ise Burak Yılmaz'ın ilk golü geldi. 1-0'dan sonra oyunu bir türlü kontrol atına alamayınca, Riera'nın hamle hatası ve Olcan Adın'ın golüyle skor 1-1 oldu.Skorun eşitlenmesi kafalara "acaba" sorusunu getirse de Burak Yılmaz tekrar sahne aldı ve skoru 2-1'e getirdi.

Taklitlerimizden sakının !
WESLEY SNEİJDER - ONUR KIVRAK ÇARPIŞMASI

Galatasaray için maçın yıldızı Wesley Sneijder'di. Oyunda kaldığı süre boyunca çok istekliydi.İkinci yarı da sol kanatta muhteşem işlere imza attı.Sol kanattan içeri girip sağ ayağıyla kaleye gönderdiği füzeler Onur Kıvrak'a takıldı.Kalede Onur Kıvrak olmasa 3 tane jeneriklik golü vardı. İkinci yarıda Wesley Sneijder'in şutunu Onur Kıvrak 90'dan çıkarttığında,Galatasaray taraftarı Onur'u da alkışlamaktan kendini alamadı. Gerçekten futbolun güzelliği burada saklı...

HER YER RÜŞVET,HER YER YOLSUZLUK

Bir haftadır Türkiye'de yaşanılan rüşvet skandalı, Galatasaray tribünlerinde de ses buldu. Seramoni esnasında ve 34.dakikada başlayan "her yer rüşvet,her yer yolsuzluk" sloganlarına "neyleyim kutumda ki milyon doları,sen şampiyon olmayınca" bestesi de eklendi.Tribünlerden yükselen bu tezahüratlara yuhalamalar ve ıslıklar eşlik etse de ; Galatasaray taraftarı yaşananlara tepkisini göstermiştir.

Maçta ki olumsuz iki noktaya da değinelim.İlki Gustavo Colman'ın, Albert Riera'ya attığı tokat ve gördüğü kırmızı kart, güzel geceye gölge düşürdü.İkinci not ise, rakip 10 kişi kaldıktan sonra Galatasaray'ın laubali oyunuydu.Trabzonspor maçının son dakikalarını daha ciddi oynayarak maçı tamamlamak gerekliydi.Galatasaray'ın bu saatten sonra ihmale ve puan kaybına tahammülü yok. Yinelemekte fayda var " bize her maç final ! " Herşeye rağmen, maç öncesi 11 olan puan farkını 8'e indirerek ilk yarının son haftasına moralli girdik.Her maçın final olduğunu unutmadan "kaldı 8" diyoruz.

Galatasaray - Trabzonspor istatistikleri 
İlla ki kazanır doğruluk,sizindir hakettiğiniz şampiyonluk !

22 Eylül 2013 Pazar

Beşiktaş - Galatasaray Maç Yazısı | "Bitsin Artık Bu Çile"

Hepimiz Suçluyuz Aslında...

Konuşulacak o kadar şey var ki...Yaşananların hepsinden bizler,yani hepimiz suçluyuz.Yaşananlar sadece Beşiktaş'a,Çarşı'ya veya 1453 Kartallar grubuna özgü değil.Neden mi?

Bütün takımların taraftarları aynı kültürde büyüyor da ondan.Konuyu biraz açalım isterseniz. İstanbul'da yaşayan 3 büyük takımın taraftarı belli bir "semt kültürü" alır.Bu ne demektir? İlkokulda veya lisede,3 büyük takım taraftarı yanyana oturur.Mahallede beraber futbol oynar.Kavga çıkarsa beraber "mevzu!"ya gider.Semtinin takımını da yine yanyana destekler.Karagümrük , Kasımpaşa , Beylerbeyi , Eyüpspor , Beykozspor , Zeytinburnuspor v.s. Bunlar belli bir "semt adabı" olan ve belli bir tribün kültürüne sahip , Amatör Küme'den 1.Lige kadar "tribün kovalayan taraftar" yetiştiren , yani Türk Futbolu'nun "taraftar ocaklarıdır".3 büyüklerin taraftar altyapısı da"semt takımları"ndan ileri gelir.Çocuk yaştan itibaren asabiyet oranı yüksek,kavgayı veya savaşmayı "Erkekliğe Giriş 1" dersi olarak alıp , kendisini "semt abilerine" ispat çabası içerisinde olma,yaşama olan bakış açısını "hayatta herkese gider" mottosu ile sürdürüp yoluna devam eden bir taraftar sosyolojisi aslında.

Çocukluğunu veya ergenliğini bu şekilde geçiren taraftarlar,futbolu "asabiyet oranını düşürme",çıkarılan kavgalarla "erkeklik egolarının tatmini" olarak görüyor.Rakip takım taraftarlarıyla dalga geçmek için , "envanter toplama" merakı da çıkan olaylarda itici güç oluyor.İstanbul tribün kültürü (Türkiye içinde geçerlidir) tamamen "semt kültürüne" paralel ilerliyor.Ben dahil hepimiz aynı psikoloji ile yetişiyoruz. Olaylara verdiğimiz tepkiler aynı.Bizleri savaşmaya veya kavgaya iten başlıca faktörler,semtimizde abilerimize veya arkadaşlarımıza anlatabileceğimiz "hikaye bulma" telaşından öteye geçmiyor.Beşiktaş ve Fenerbahçe belli bir semte hitap ederken Galatasaray bunların biraz olsun dışında kalıyor.Galatasaray kendi tribününde birçok farklı semti barındırıyor.Söylediğim gibi köken aynı,kültür aynı,birikimler aynı...

"Çocukken alıyoruz eğitimi" Örnek Resim 1


Böyle bir eğitimden geçtikten sonra 3 büyüklerin taraftar grupları içerisinde yer aranıyor.Bulunduktan sonra aynı kültürü "şehre olan göç" gibi devam ettiriyoruz.3 büyük taraftar grubu da hiçbir zaman "geri vitesi olmayan" , "burası ..... burdan çıkış yok" fikriyatında ilerliyor.Olaya spor gözüyle değil "erkekliğin varolma mücadelesi" olarak bakıyoruz.

İğneyi Kendimize Batıralım

Sevmiyoruz biz aslında,gerçekten tuttuğumuz takımı sevmiyoruz.Sevdiğimizi zannedip kendi egolarımızı tatmin ve kendi bencilliğimiz için kullanıyoruz.Bu 100 yılı aşkın çınarlar elimizde oyuncak gibi istediğimiz zaman çıkartabildiğimiz olaylarda zarar görürken,ondan nemalanıyoruz.Nasıl olsa bir ceza yok.Nasıl olsa kaosun orta yerindeyiz.Batmışız bir bataklığa,çıkartmaya çalışan yok.Eğitimi zaten mahalleden/semtten yanlış almışız.Alınan eğitimi değiştirmeye çalışan yok.Eğitimin ilk başta aileden,sokaktan ve hatta mahalleden   verilmesi gerektiğini düşünen yok.Tribün olaylarını çıkartılan yasalarla,yapılan statlarla veya tesislerle çözebileceğimizi zannediyoruz.

Bütün bunlara rağmen hakkını verdiğimiz zaman tribün ve taraftarlık güzeldir.Ama olay sevdiğini zannettiğin takıma zarar verme veya vermeme konularına gelince işin rengi değişiyor.Herşeyi,kendi hikayemizi yaratmak uğruna biranda terkediyoruz.Pet şişelerinin havada uçuştuğu olaylı Galatasaray-Fenerbahçe derbisini birçoğunuz hatırlar.İşte o derbide çıkan olaylardan tutun da Fenerbahçe'nin kendi evinde kaybettiği şampiyonluk sonrası çıkan olaylara varana kadar bütün olaylarda hepimizin imzası var.Biz kendimiz için yaşıyoruz.Bencilliğimizle gurur duyuyoruz.Abilerimize hikayeler anlatıp böbürleniyoruz.Sahaya girmeyi marifet sayıyoruz.Sevmiyoruz aslında Galatasaray'ı,Beşiktaş'ı,Fenerbahçe'yi...Biz sadece kendi egolarımızı seviyor ve onlara tutuluyoruz.

"Kendi egolarımız için yaşıyoruz" Örnek Resim 2

Olmazsa Olmazımız "Siyaset"

1 gün önce Fenerbahçe-Elazığspor maçında "GFB" mensupları "Sol Açık" taraftar grubuna saldırıyor.Bugün de Akp Gençlik Kolları'nın tekeliyle kurulan "1453 Kartalları" ile "Çarşı" arasında yaşananlar.Herşeyin başında "spora siyaset bulaşmasın" diye bir taraflarını yırtan Hükümet,kendi eliyle Çarşı'nın karşısına bir taraftar grubu çıkartıyor.Hazırda olanları kendi tarafına çekmeye çalışıyor.Bunun için neler veriliyor veya neler alınıyor ? Hep söylenen "vandalizm" nidalarını haklı çıkartmak için her yolu mübah sayıyor.Bütün bunlardan sonrada "spora siyaset bulaşmasın" diye ortaya çıkabiliyor.Fazla söylenebilecek söz yok aslında "Ok Cnm Kib By..."

Bugün ve dün rakip takım tribünlerinde yaşananlar yarın Galatasaray tribünlerinde de yaşanabilir.En başta olayı iyi görmemiz gerekiyor."ultrAslan" ve "Tekyumruk" bu durumu iyi analiz etmeli.Yaşanılanlar ortada iken birilerine maşa olunmamalıdır.Tribünde istenmeyen olayların çıkması engellemelidir.Akl-ı selim hareket edip birilerinin ekmeğine yağ sürülmemesi gerekmektedir.

Tabi ki Galatasaray

Hafta ortası yaşanılan hezimet sonrası takımın nasıl bir reaksiyon göstereceği büyük merak konusu idi.Galatasaray her zamanki gibi yine iyi reaksiyon gösterdi.Hafta ortası Fatih Terim'in takıma uyguladığı rehabilitasyon süreci olumlu işledi.Galatasaray düştüğü yerden kalkmayı başardı.4'de 4 yapan ve Olimpiyat Stadı'nda ki 76,127 kişinin önünde Beşiktaş'ı 1-0'dan gelerek 2-1 mağlup etmeyi başardı.Bu yazıldığı gibi kolay bir olay değil.Fatih Terim bu yüzden büyük hoca ve bu yüzden "İmparator".Slaven Bilic'i de kutlamak lazım gerçekten güzel bir takım yaratmış ancak Galatasaray karşısında bu futbol yetmez.Nasıl ki Real Madrid maçında Galatasaray'a yetmediyse,Beşiktaş'a da Galatasaray karşısında yetmez.Geçtiğimiz 2 yılda sezona topallayarak başlayan Galatasaray yine bir büyük maç sonrası kendini buldu.Bu maçtan sonra artık istenilen Galatasaray'ı izleyeceğimizi düşünüyorum.Sadece defans kurgumuzu doğru bir şekilde oturtmamız şart.Savunma olarak bu maçtada fazlasıyla hata yaptık.Her maç farklı defans kurgusu , faydadan çok zarar getiriyor.

1-0 geriye düştükten sonra oyunun hakimiyeti tamamen Galatasaray'a geçti.2.yarıda ki Bruma hamlesi ise takımın kanat organizasyonlarının artmasını sağladı.Orta sahada savaşmayı asla bırakmayan Melo yine isyan bayrağını elinde taşıyan "Braveheart"tı.Burak Yılmaz yine gol kaçırmaya devam ediyor ancak bu formu çok fazla sürmeyecektir.Önümüzde ki hafta yine gollerini atmaya başlayacaktır.Son sözümüz de "assolist" Drogba'ya."We have Drogba they don't".Maçı Galatasaray'a getiren adam oldu.35 yaşında,o kadar yaşadığı başarıya rağmen halen 18 yaşında ki genç futbolcu gibi başarıya aç.Gerçek bir lider gibi oynadı bugün.Drogba'yı hücumda pozisyon kovalarken,devamında duran toplarda savunmadan top çıkartıp defansı toparlarken görebiliyoruz.Gerçekten ona sahip olduğumuz için çok şanslıyız.Son olarak Fatih Terim'in önümüzde ki süreç içerisinde sözleşme tartışmalarına artık son vermesini bekliyoruz.Bu yaşananlardan Galatasaray fazlasıyla hasar görmeye başladı ve bir Galatasaray Efsanesi'ne yakışacak şekilde bunun önüne geçmesini bekliyoruz.