2000'DEN 2013'E, PARKEN'DE GALATASARAY 17 Mayıs 2000 tarihi, hepimizin hayatında çok önemli bir yere sahip. Uefa Kupası'nı kaldırdığımız Parken Stadı, dün gece yine Galatasaray'ı ağırladı.Bu kez karşımızda Henry'li , Viera'lı , Petit'li ,Suker'li Arsenal değil Nicolai Jörgensen'li , Daniel Braaten'li , Olof Mellberg'li Fc Kopenhag vardı.Aradan geçen 13 senede gelinen noktaya baktığımızda çok da fazla yol katettiğimiz söylenemez.Zihinlerde Taffarel'in Henry'nin kafa vuruşunu çıkardığı pozisyon, Arif Erdem'in ilk yarının sonunda kaçırdığı gol,Hagi'nin gördüğü kırmızı kart ve Popescu'nun son penaltısı...Aradan 13 sene geçmiş ve hatıralar eşliğinde grubun 4.torbadan gelen takımına karşı mücadele ediyoruz.13 sene öncesinde Uefa Finali , 13 sene sonrasında gruptan çıkabilmek adına en kritik maçlardan bir tanesi...
2000 Uefa Finali, Arsenal Karşısında ki Galatasaray'ın ilk 11'i.
2013 Şampiyonlar Ligi B Grubu 4.Hafta , Kopenhag karşısında ki Galatasaray'ın ilk 11'i.
SAVUNMA NEDİR ? NİYE YAPILIR ?
Savunma krizini yazmaktan, konuşmaktan,analiz etmekten yorulduk artık.En basite indirgeyerek anlatalım belki faydasını görürüz.Savunma, saldırıya veya hücuma karşı koyabilmektir.Futbolda ki savunma ise, bütün oyuncuların bir araya gelerek (blok halinde), rakip hücumuna alan bırakmadan, gole karşı kalesini koruyabilmesidir. Burada en önemli etken 11 kişiyle, yani takım halinde savunmayı yapabilmek. Galatasaray'ın geçen sezondan beri yaşadığı kronik savunma probleminin özeti bu aslında.Takım halinde savunmaya yardım edebilmek...Sadece bununla kalmıyor tabi ki. Bireysel bazda baktığınızda Bülent-Popescu ikilisinin halen yakalanamaması, bir Hakan Ünsal 'ın veya Ergün Penbe'nin takımda olmayışı, ileride presle rakibi bozacak Hakan Şükür'ün eksikliği, orta sahada basmadık yer bırakmayan Okan-Suat veÜmit Davala'nın halen oluşturulamayışı...Son olarak bu sezon Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig'de oynanan toplam 14 maçta yenilen 20 gol herşeyi anlatıyor.
2 İLERİ 1 GERİ
Her hafta düzelmesini ümit ettiğimiz oyun anlayışı yerinde saymaya devam ediyor.Sadece Kopenhag maçı için yazmıyorum.Yapılan bireysel hatalar, savunma zaafiyeti, kapanan takımlara karşı çözüm üretilemeyişi, takım halinde yardımlaşmanın olmayışı, yaratıcı oyuncu eksikliği, beklerden istenilen katkının alınamayışı, bireysel form düşüklüğü, girilen net pozisyonların kolayca harcanması vs. Galatasaray,RobertoMancini ile çıktığı 7 resmi maçta2 mağlubiyet,1 beraberlik,4 galibiyet elde etti.Fatih Terim 'in gönderilişine kadar toplanan puanlara ve oynanan maçlara göre iyi bir grafik sayılabilir. Mesele,toplanan puandan ziyade, ortaya koyulması beklenen güzel futbolun istikrarlı bir hal almaması. Oynanan 7 maç içerisinde umut veren tek maç ise Arena'da ki Kopenhag galibiyetiydi.3-1'lik maçta yapılan doğruları tekrardan göz önüne getirdiğimizde, yardımlaşmanın üst düzeyde olduğu, en uçta oynayan Drogba'dan , gol orucunda ki Burak Yılmaz'a kadar herkesin ön alanda pres yaptığı ve en önemlisi takım savunmasına yardımın ilk kez bu kadar gözle görülür bir hal aldığı Galatasaray'ı izlemiştik.Kabul etmek gerekir ki, uzun zamandır böyle iştahlı bir Galatasaray izlememiştik. Bu eksende bakarsak rakip aynı,sadece saha farklı. Kadroda iki önemli oyuncu yok , kabul ! Hep söylediğimiz gibi koşmamanın veya pres yapmamanın, adam kovalamamanın, rakip beki takip etmemenin bahanesi olmaz,olamaz! Yenilen golde, kademeye girdiği için bölgesini boş bırakan Riera'nın yerinde Aydın Yılmaz'ın olması gerekirken, pozisyonun başladığı sırada asisti yapan oyuncuya yakınlığı 10 metreden fazla. Galatasaray'ın sol tarafı o dakikalarda koridor olmuş vaziyette. Pozisyon esnasında, savunma olarak ceza sahasına yerleşim doğru fakat herkesin önünden geçen topu izlemesi ve Ebuoe'nin klasik adam kaçırmalarından bir tanesi ile yaşanan pozisyon Kopenhag lehine skorun değişmesini sağladı. Hatırlatmakta fayda var, Beşiktaş maçını 2-1 kabul edersek, en son gol yemediğimiz maç 30 Ağustos 2013 tarihinde oynanan Eskişehirspor - Galatasaray maçı...
Parken Stadı'nda Galatasaray Tribünü
Galatasaray, Kopenhag maçının son 70 dakikasında tartışmasız bir üstünlük kurdu.İlk 20 dakikada verilen pozisyonların ve yenilen golün etkisini üzerinden atmayı başardı.İlk yarıda oyun üstünlüğünü ele aldıktan sonra sayısız fırsat yakaladı.İlk yarıda yakalanan pozisyonların rahatça harcanması mağlubiyeti kaçınılmaz kılarken, Burak Yılmaz'ın geçen yılı arattığı bir maçı daha yaşadık. Aydın Yılmaz, ilk yarıda hücum anlamında en etkili isimdi.İkinci yarıda baskı kurmasına rağmen pozisyon üretemeyen Galatasaray'da, adam eksilten oyuncu ihtiyacı yine ortaya çıktı. Bruma geldiği günden bu yana en etkisiz maçını oynadı. Muhtemelen kendisine iletilen "basit oyna" talimatı bunda etkiliydi. Galatasaray'ın dar alanda en etkili ismi olmasına rağmen yeteneklerini sergileyemedi.
PAZAR OLA HAYROLA !
1-0'lık Kopenhag mağlubiyeti,gruptan çıkma ümitlerini Arena'da oynanacak Juventus maçına erteledi.Şuanda ki futbola ve savunmada yapılan hatalara bakarsak, Juventus karşısında işimiz çok zor. Öncelikle Pazar günü oynanacak Fenerbahçe derbisi takımın lige tutunması açısından çok önemli. Kopenhag mağlubiyeti moralleri bozsa da, Pazar günü derbiden çıkartılacak galibiyet herşeyi düzene sokacaktır.Tekrarlamakta fayda görüyorum, bu futbol Juventus karşısında yetmeyeceği gibi Fenerbahçe karşısında da yetmeyecektir. Sneijder'in veya Muslera'nın olup olmamasının bir önemi yok.Yeter ki birbiri için mücadele eden 11 kişi sahaya çıksın. Fenerbahçe'nin tempolu futboluna karşılık verebilsin. Juventus maçında oynanan futbolu hatırlarsak ne demek istediğim daha net anlaşılabilir.Bireysel hataların minumuma indiği,yardımlaşmanın üst düzeyde olduğu,yediğinden fazla atacak Galatasaray'ı izlemek ümidiyle...
Galatasaray, SüperLig'in 10. haftasında Torku Konyaspor'u kötü futbola rağmen 2-1 mağlup etmeyi başardı.Goller Drogba ve Burak Yılmaz'dan gelirken Aydın Yılmaz'ın 2.golde ki asisti görülmeye değerdi.Geçen sezon, cuma günleri oynanan 9 maçın 6'sında puan kaybeden sarı kırmızılılar,bu sezonda cuma günü oynanan Eskişehirspor ve Antalyaspor maçlarında berabere kalmıştı.Galatasaray, "cuma sendromunu" kötü futbola rağmen 3 puanla atlatmayı başardı.
GEÇMİŞ OLSUN "UĞUR TÜTÜNEKER"
Maç analizine geçmeden önce Torku Konyaspor'un teknik direktörü Uğur Tütüneker'e bir parantez açalım.Defansını bu kadar önde kurup , bu kadar az pozisyon vermek ve bunu Galatasaray gibi son 2 senenin şampiyonu bir takıma karşı sahaya yansıtmak...Gerçekten hayran kalmamak elde değil.Bir Galatasaray efsanesine yakışanda budur! Önde pres gücü ve iştahlı futbolunun neticelerini bu maçta alamasa da ilerleyen haftalarda mutlaka alacaktır.Ak düşen saçlarına rağmen hala hızından birşey kaybetmemiş. Maçtan önce tribüne çağırıldığında bütün tribünleri tek tek "koşarak" dolaşması bunu tekrar gösterdi.Futbolun "futbol"olduğu dönemlerde, Galatasaray'ın sağ kanadında lokomotifti.Maç sonrası kalbinde ki rahatsızlıktan dolayı basın toplantısına katılamamış.Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum!
Uğur Tütüneker'in jübilesinden...
MAÇ SEÇMEYE DEVAM !
Galatasaray, Torku Konyaspor karşısında "mental" açıdan, maça hazır değildi.Konsantrasyonu düşük,mücadele gücünün ve futbol iştahını kaybetmiş,sahada gezinen oyunculardan kurulu Galatasaray futbol takımı, zorda olsa 3 puanı aldı.Büyük takım olmak, kötü oynadığın maçları da kazanmayı gerektirir.Bu sezon ilk kez bu kadar silik bir oyunla maç kazandık.İyi oynanan ancak kazanılamayan Antalyaspor ve Ç.Rizespor maçlarının mükafatı diyebiliriz.Futbolda bu tip dönemler olur ama Galatasaray futbolcusunun maç seçme lüksü olmamalı.Futbolcunun olmadığı kadar taraftarında olmamalı...Cuma maçları klasikleşen "bitse de gitsek" türünde oynanıyor.Ortaya konan futbolun tatmin etmeyişi tribünleri de "bitse de gitsek" havasına sokuyor.Arena'da yine böyle bir cuma akşamı yaşanıyordu ki Aydın - Burak Yılmaz iş birliği imdada yetişti.Cuma sendromunun altında yatan farklı bir sebep ise ; iş çıkışı maça yorgun gelen taraftarın Arena'da yarattığı uyku modu. Devre arasında alınan kafeinle ikinci yarı daha canlı hale geliyor.Bu maçla birlikte taraftarında kendisine gerekli dersleri çıkartması gerekli.
Ne Ayaksınız Oğlum ?
Galatasaray'ın defans hattı, saatli bomba kıvamında ilerlerken,Muslera'da bu kervana kapıldı.Yediğimiz ilk golde yaptığı pas hatası pek alıştığımız türden değildi."Nazar" diyerek geçelim. Muslera'nın tükenmez kredisi bu tip hataları geçiştirmeye yeterlidir. Sabri Sarıoğlu hakkında söylenecek çok fazla söz var.Bence Galatasaray taraftarının sabır sınavı kendisidir.Bu maçta kendisini ne hücumdane defansta görebildik.Bir de 2010-2011 sezonunda ezberlediği geri pas hastalığı, Galatasaray kalesine gol olarak dönüyordu. Bireysel form durumu kazanılan 3 maç sonrası bir artış göstermişti.Ancak bu maç itibariyle yeni isimlerin bu ekibe katılmayışı , takımın tekrardan "stop" düğmesine basmasına sebep oldu.
Galatasaray adına ortaya koyulan kötü futbolda,Torku Konyaspor'un önde yaptığı pres ve defansını orta sahaya yakın kurarak oyunu önde kabul etmesi de etkiliydi.Uğur Tütüneker'in TorkuKonyaspor'a kattığı en önemli özellik bu olsa gerek.Geçen sezon Yılmaz Vural'lı Elazığspor bu oyunu oynamak istemiş 3-1 ile boyunları bükük bir halde evlerine dönmüştü.İlk 9 hafta itibariyle "defansı en önde kuran takım" Torku Konyaspor olurken bunu felsefe halinde sahaya yansıtmaları Türk Futbolu için önemli bir gelişme.10.haftada ki Galatasaray müsabakasında dahi bu felsefeden vazgeçmediler.Yaptıkları presle, Galatasaray'ın rahat çıkmasına müsaade etmezken,kalelerinde de az pozisyon gördüler.
İÇİM RAHAT ETMİYOR !
Roberto Mancini açısından sıkıntılı bir maç geride kaldı.Maç sonrası yaptığı açıklamalarda "konsantrasyon eksikliği" üzerinde durması ve bunun üzerine çalışacaklarını iletmesi, eksiklerin farkında olduğunu gösterdi. Oyun içerisinde ki Aydın Yılmaz hamlesi ve ilk devrede ki Sabri - Ebuoe yer değişikliği, oyuna müdahale anlamında olumluydu.Ayrıca tarihe not düşmekte fayda var.Arena'da maç öncesi ilk kez "Roberto Mancini" sesleri duyuldu.Bir diğer önemli not ise maç sonrası stadı terketmeyen Galatasaray taraftarını selamlamak için soyunma odasından sahaya gelenlerin başında Roberto Mancini'nin olması...Bu enstantene, taraftarın hoca ile bağ kurabilmesinin ne kadar önemli olduğunu tekrardan bizlere gösterdi.Maç sonrasında tribünlere gelen futbolculara,Süper Lig'in 11.haftasında ki Fenerbahçe maçı öncesinde son uyarılar yapıldı."İçim rahat etmiyor!"
5K'lı dönemin son ayağı olan Kopenhag maçı akabinde güzel bir galibiyet yazısıyla buluşmak üzere !
Daha önceki yazılarda Galatasaray'ın hücum opsiyonlarının kısıtlı oluşu, formsuz oyuncu sayısının fazlalığı, yabancı kontenjanı ve kanat aksiyonlarının oyunda ki etkisi üzerinde durmuştuk. Galatasaray hücum anlamında kendisini geliştirmeye başladı. Öyle ki Karabükspor' a 2 , Kopenhag' a 3, Kayserispor' a 4 gol atarak toplamda 9 gol ile maç başı 3 gol ortalamasını yakaladı. Hücum opsiyonlarının çalışmayla zenginleşmesi, Wesley Sneijder 'in form tutması ve "kilidi açan oyuncu" rolüyle, daha efektif bir futbol ortaya koyması bunda etkili oldu.Galatasaray hücum performansının, Akhisar maçı sonrasında bu şekilde yükselmesi dikkat çekici.
YÜKSELEN FORM DÜZEYİ
Wesley Sneijder, sarı kırmızılı formayla oynadığı son 3 maçta 4 gol atarak takımın kazanma alışkanlığını yeniden elde etmesinde başrolü aldı. Drogbafrikik sorunsalınıKayserispor maçında yıkarak, 2013-2014 sezonunun Galatasaray adına ilk frikik golüne imzasını attı.Oyun içerisinde ki varlığı, takımı saha içerisinde yönlendirmesi, kafa toplarında ki hakimiyeti ve fiziksel üstünlüğü ile takımın önde oynayabilmesine verdiği katkı herzaman olduğu gibi yine müthişti. Galatasaray'ın bundan önce ki 2 sezonda da geç form tutan maestrosuSelçuk İnan , Kopenhag maçı ile kendini bulmuştu.Kayserispor maçında takımın "balans ayarı" olarak yine dümene geçti. Kayserispor maçında hem savunmada hem hücumda oldukça etkiliydi. Maçın özetini tekrardan izlerseniz Galatasaray'ın hücum varyasyonlarının hepsinde etkisi açık bir şekilde görülecektir.Ceza sahasına yaptığı koşular, Roberto Mancini ile beraber daha fazla ön plana çıkardığı bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu özelliğini daha fazla skora yansıtırsa çok farklı bir Selçuk İnan izleyebiliriz. Savunma anlamında da takımını yalnız bırakmaması ve ortaya koyduğu mücadele ile Galatasaray'ın son iki maçını kazanmasında büyük pay sahibiydi.
"BURAK YILMAZ" VE "BEYBLADE EMRE"
Formu yükselen oyunculardan bir diğeri ise Burak Yılmaz'dı. Ligde 63 gün sonra golle buluşan Burak Yılmaz , takımı 3-2 öne geçiren golün sahibi oldu. Maça sol çizgide başlayarak Kopenhag maçının bir tekrarını izletti.İyi niyetine şüphe yok fakat Burak Yılmaz'ın kanatta oynatılması "futbola ihanet".Gel gör ki mevcut yabancı kontenjanı ve takım şablonu bunu zorunlu hale getiriyor.Duygusal futbolcu sınıfının en bariz örneği olması bakımından Kopenhag maçında taraftarın kendisine gösterdiği destekle morallenmesi ve Kayserispor maçında attığı gol parallellik gösteriyor. Fenerbahçe maçına kadar Konyaspor ve Kopenhag maçlarında gollerine devam edeceğinden eminim.Günün bir diğer kazananı ise "Beyblade"Emre Çolak oldu. İkinci yarıda,Wesley Sneijder'in yerine oyuna dahil olan Emre Çolak , Galatasaray orta sahasına hareketlilik getirdi. Burak Yılmaz'ın attığı golde asisti yapan oyuncu olurken, kendisine yapılan faul sonucu kazanılan frikiği Drogba gole çevirdi. Eksik olan fiziksel yönlerini geliştirmesi ve son pasları daha akıllı kullanması gerektiği halen eksi yönleri.Son dakikalarda kaçırdığı pozisyon ise maçta ki tek olumsuz yönüydü.Oyuncu ıslıklayarak veya yuhalayarak hiçbir oyuncuyu takıma kazandıramayacağımızı daha önce de belirtmiştik.Bugün onlardan birini daha gördük.Türk Telekom Arena'da ki Antalyaspor maçında, sahadan yuhalamalarla ayrılan Emre Çolak, Kayserispor maçında skoru Galatasaray'a getiren golün hazırlayıcısı oldu. Futbolcuya sahip çıkmak bütün taraftarların görevi.Futbolun hatalar oyunu olduğunu da unutmamak gerekiyor. Her hatada "futbolcu asmak" gerçek taraftara yakışan bir hareket olmasa gerek...
ROBERTO MANCİNİ ETKİSİ VE "SAVUNMA" HATALARI
Kayserispor galibiyeti , Roberto Mancini ile üstüste kazanılan 3. galibiyet oldu.Geldiği günden bugüne kadar takımın kaos içerisinde ve mental olarak düşük bir halde olması ; kondisyon olarak takımın istenilen seviyede olmayışı ve Ünal Aysal-Fatih Terim savaşından fazla yara almadan başarıyla çıkması önemliydi. Özellikle hücum anlamında Kopenhag ve Kayserispor maçlarında ortaya konulan iştahlı futbol hanesine yazdırdığı önemli bir not. İlk 11'de bugüne kadar hiç oynamayan Drogba-Umut-Burak üçlüsü kendisi için bir kumardı. Kayserispor maçında bu kumardan başarıyla ayrılsa da takımın savunma anlamında kötü sinyaller verdiğini de söylememiz gerekiyor. Galatasaray'ın Kopenhag maçında yediği gol konsantrasyon kaybı olarak nitelendireceğimiz türdendi. Kayserispor maçında ise rakibe verilen pozisyon sayısının fazla oluşu,sağ bek Sabri ve sağ stoper Chedjou'nun o bölgeyi iyi kapatamaması, yapılan bireysel hatalar ve kademede yaşanılan sorunlar takımın savunma hanesindeki eksileri.Mutlaka bu hatalarda,defans hattının üst üste iki maç oynamamasının etkisi büyük. Kopenhag maçının yıldızlarından olan Ebuoe yabancı kontenjanına takılarak tribüne gönderildi.Sol bekte Dany'nin yerine, Arsenal'da bir sezon sol bek oynayan Ebuoe' nin de düşünülebileceğini hatırlatmakta fayda var.Gökhan Zan ve Hakan Balta sakatlıktan dolayı kadroda bulunmuyor.Sol bek alternatifi Riera ise Mancini tarafından düşünülmüyor.Bu sebepten Ebuoe'nin sol bekte denenmesi akıllıca bir hamle olabilir.
ŞİMDİ GALATASARAY ZAMANI !
Kayserispor maçı bir çok açıdan, sezonun "ilklerine" sahne oldu.Bunlardan bir tanesi Süper Lig'de, hükmen kazanılan Beşiktaş maçını saymazsak, ilk kez iki farklı kazanılan bir maç olması,İstanbul dışında kazanılan ilk deplasman galibiyeti olması ,Selçuk İnan'ın sezonun ilk asistine imza atması, Drogba 'nın Galatasaray kariyerinde ki ilk frikik golünü kaydetmesi, 2013-2014 sezonu içerisinde 4 golle kazanılan ilk karşılaşma olması gibi birçok "ilkler" yaşandı.Bu "ilklerin" yanında bence en önemli husus, kazanma alışkanlığının geri kazanılıyor olması. Şampiyonluk yolunda yakalanan seriler, sezonun galibini belirliyor.Bu serilerin yanında 2 senedir lige ambargo koyan, maçlara psikolojik olarak 1-0 önde başlayan Galatasaray, yaşanılan sıkıntılı süreçlerde "winner" özelliğini yitirmeye başlamıştı.Bunun önüne geçilmesi bakımından çok önemli bir 3 maçlık periyot çizildi. Karabükspor karşısında ortaya konan futbol pek tatmin etmese de kötü oynanan maçları da kazanabilmek büyük takımlar için zorunluluk.Devamında yakalanan ivme ile Kopenhag ve Kayserispor galibiyetleri takımın moralini de yukarıya taşıdı.Kara bulutların yavaş yavaş dağıldığı, tekrardan güneşin açtığı günler başlıyor.Rüyadan uyandık, gerçeklerle tanıştık! Şimdi yeni zaferler, yeni kupalar kazanma zamanı ! Şimdi Galatasaray zamanı !
İlk teşekkür taraftara gelsin.Ali Sami Yen kapalısından bir demet izlediniz dün gece...Seyrantepe semalarında muhteşem bir taraftar vardı.İlk dakikadan son dakikaya kadar, takımla beraber hücuma kalkan ve takımla beraber savunmaya çekilen bir taraftar performansı izledik.Bunda Galatasaray'ın bu sezon ilk kez oynadığı kompakt ve iştahlı futbol etkiliydi.Öyle bir iştah ki, önde oynayan Drogba-Burak-Sneijder-Bruma ile rakip defansa ; Melo ve Selçuk ile Kopenhag orta sahasına sahayı dar eden bir iştah...Bu arada bu istekli oyunu en son Arena'da 3-1 kazanılan Fenerbahçe maçında izlemiştik.2011-2012 sezonu özleyenlerden birisi olarak,ortaya konan mücadeleden fazlasıyla keyif aldım.
Galatasaray - Kopenhag maçı Pegasus Tribünü
Mancini 'nin Galatasaray'a bir ivme kazandırdığı bu maçta çok net görüldü.Galatasaray bu sezon ilk defa bu kadar arzulu bir maç çıkardı. Galatasaray'ın önde baskı ve pres düşüncesinin yanında, bloklar arası yardımlaşmayı da beraberinde izledik. Bir bütün halinde oynayan Galatasaray,dosta güven düşmana korku verdi.Özellikle Ebuoe ve Bruma'lı sağ kanat, ilk yarıda Kopenhag sol kanadını otobana çevirdi. RobertoMancini bir arada hücum edip bir arada savunma yapmayı Galatasaray'a öğretmiş görünüyor. Antrenmanlarda topun arkasına on bir kişiyle geçip, hücuma da yine tek blok olarak çıkmayı futbolculara aktarmaya çalışıyordu.Meyveleri ise yavaş yavaş topluyor. Kopenhag maçı gösterdi ki, bu oyunun üzerine koyulduğunda kolay kolay maç kaybetmeyen ve oynadığı futbolla keyif veren bir Galatasaray karşımızda olacak.
YÜKSELEN FORM DÜZEYİ
Sezon başından beri en büyük sıkıntı, formsuz oyuncuların takımda sayıca fazla olmasıydı.Geçen hafta itibariyle form düzeyini yükselten Wesley Sneijder 'i kazanan Galatasaray , Kopenhag maçı sonrasında ise Ebuoe 'yi kazandı.Yerden kalkmayan oyununu , Juventus maçında Chedjou'dan yediği ayarla bir kenara bırakan Ebuoe,ilk senesinde ki istekli oyunundan kesitler sundu.Galatasaray - Karabükspor maç yazısında takımın hücum opsiyonları ve beklerden en az bir tanesinin hücum karakteri yüksek Ebuoe veya Riera şeklinde tercih edilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk.Dün ki Kopenhag maçı tamda bu ölçüde Ebuoe 'nin gecesi oldu.Hücum anlamında kaptığı toplarla ileriye çıkışları ve zamanında girdiği kademelerle savunmaya katkı konusunda fazlasıyla etkiliydi.Maçı iki asist ile tamamlarken , takımın sağ kanattan etkili ataklar yapmasını sağladı.Oyunun orta sahada sıkıştığı anlarda, gerekli bindirmelerle oyunun genişlemesine yardımcı oldu.
"Güzel futbolcu tekmeye kafa sokandır." Böyle öğrendik Bülent Korkmaz'dan.3 numaralı forma , yine bir cengaverin sırtında yükseldi. Galatasaray'ın "bayrak adamı" olan Felipe Melo , oyunun her iki bölümünde korkusuz mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Futbolun sadece futbol olmadığını, taktik tahtasında yazılanların o tahtada kaldığını tekrardan hatırlattı."Büyük zaferler, yürekli komutanlarla kazanılır" sözünün vücut bulmuş haliydi.Attığı golden ziyade sahada ki mücadelesi takdiri haketti.
Semih - Chedjou uyumu ise beraber oynadıkça daha iyiye gidiyor.Yediğimiz gol konsantrasyon kaybından olsa da gole kadar çok başarılı hamlelerde bulundular. Dany 'yi ilk kez sol bek pozisyonunda izledik. Felipe Melo'nun attığı golün asistini yapmasının yanında, ilk kez oynadığı sol bekte sırıtmadı.Takımın maestrosu Selçuk İnan sonunda gerçek oyununu bizlere izletti.Sene başından beri istenileni veremese de Kopenhag maçında dümene geçti.Formunu gün geçtikçe yükselten Wesley Sneijder , bu maçta da oyunun her alanında yıldız vasfına yakışır şekilde mücadele etti.
R1 TUŞU AÇIK KALMIŞ "BURAK YILMAZ"
Gecenin asıl yıldızı Burak Yılmaz 'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Bırakalım kaçırdığı golleri , gol kralı olduğu zamanda dahi sahanın her yerinde pres yapan Burak Yılmaz'ı hiç hatırlamıyorum.Sol açıkta oynadığı Kopenhag maçında, savunmaya bu kadar yardım edip yorulmadan pres yapan Burak Yılmaz 'a şahitlik ettik.45+4'de topa yaptığı baskı ve takımın onunla beraber prese devam etmesi maçın özetiydi.Burak Yılmaz yine gollerini atar ama pres ve mücadele azmini futboluna eklerse, Türk futboluna en büyük katkıyı sağlar.Daha önce de yazmıştık, sahada koşmayan ve mücadele etmeyen futbolcuya taraftar sabır göstermez.Goller bir şekilde atılır ama esas olan sahada ki ruhu kaybetmemektir.Galatasaray taraftarı kaçan gollere inat Burak Yılmaz'ı bağrına basmayı bildi.Futbolcu asmayı kendisine adet edinmiş olan seyirci kisvesine selam olsun !
Real Madrid maçında yaşanılan hezimet sonrası , gördüğümüz rüyanın bittiğini yazmıştık.Rüya kabusa döndükten sonra , gerçek Galatasaray efsanesi Fatih Terim'i kaybettik.İmparator'un yerine bir dünya markası Roberto Mancini takımın başına getirildi.2 haftada yaşadığımız kaosun şaşkınlığını üzerimizden atmaya çalışırken, Torino deplasmanı geldi.
Mancini yönetiminde ilk maçımıza Juventus karşısında çıktık.Fatih Terim döneminde alıştığımız 4-3-1-2 'nin yerine 4-4-1-1 formasyonu ile oyuna başladık.Mancini'nin, beklendiği üzere daha defansif bir oyun planı çıkardığını söyleyebiliriz.Fatih Terim döneminde yaptığımız önde baskı yerine; Juventus hücumlarında, yarı alanımızda oyunu daraltmaya çalışan, bloklar arası mesafeyi minimuma indirip, kazandığı toplarla Bruma ve Drogba'yı topla buluşturmaya çalışan bir Galatasaray vardı.Drogba'nın golüne kadar orta sahada ayağa iyi pas yaptık.Gerektiğinde oyunu iyi soğutup ileriye daha dengeli çıkışlarla gol aradık.Chedjou 'nun 36. dakikada uzun pasında, Drogba savunmanın hatasından faydalanarak Galatasaray'ı Torino'da öne geçiren golü attı.
Drogba 'dan "Metin Oktay" selamı
Juventus, Pirlo'nun önderliğinde oyuna hükmeden bir takım.Oyunun yönünü hızlı bir şekilde değiştirip, kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner'i topla buluşturduktan sonra Vucinic ve Tevez'e etkili ortalarla gol aradılar.Orta sahada Vidal ve Pogba, oyunun her iki yönünü de iyi oynayan orta saha oyuncuları.Kabul etmek gerekir ki Galatasaray'ın bu savunma hattı ile ilk yarıda çok net pozisyon vermeden , sadece alan daraltarak oyunu dengede götürmesi çok önemliydi.1-0 'dan sonra artan Juventus baskısına Chedjou ve Semih'in sakatlanmasıyla oyuna dahil olan Gökhan Zan ile karşı koyduk.Pirlo'nun,kanatlarda Asamoah ve Lichtsteiner 'i topla buluşturmak için attığı 30 metrelik paslara fazla boşluk vermeden iyi karşı koyduk. Ters toplara, kanatlardan Riera ve Bruma ile zamanında yardım getirmemiz ve Melo-Selçuk ile kademeyi oluşturmamız çok önemliydi. Roberto Mancini , Juventus' un etkili yönlerini takıma iyi anlatmış.İlk yarıda oyuncular savunma anlamında güzel sinyaller verdi.
Galatasaray, ikinci yarının başlama düdüğüyle beraber tamamen kendi yarı sahasında oyunu kabul etti.11 kişi topun arkasına geçerek , Juventus'a boş alan bırakmamak ilk öncelikti.Galatasaray, Sneijder'den bu maçtada gerekli verimi alamazken,Pirlo ikinci yarıda da oyuna hükmetmeye devam etti.Galatasaray adına bekleneni veremeyen iki isimden Riera ve Sneijder'in yerlerine Amrabat(60.dk) ve Umut Bulut(73.dk) dahil oldu.Roberto Mancini, kontra ataklar yakalanabileceği düşüncesiyle Amrabat'ı oyuna alsa da istenilen olmazken;Umut Bulut hamlesi ile Pirlo'nun rahat pas yapmasının önüne kısmende olsa geçildi.Umut Bulut'un pres gücü ile Pirlo etkinliğine önlem alınırken,tamamen uzun topa dönen Galatasaray'a hava hakimiyeti kazandırma stratejisi yerinde bir karar oldu.
77.dakikanın içerisinde Amrabat'ın yaptığı müdahale sonrası hakem Viktor Kassai , penaltı noktasını gösterdi.Maç boyu ikili mücadelelerde ki sertliğe prim tanıyan ve bütün takdir haklarını Juventus lehine kullanan Kassai, Amrabat'ın müdahelesine penaltı yorumunda bulundu.Vidal'in kullandığı penaltı ile skora 1-1 'lik eşitlik gelirken , Juventus baskısı daha da arttı.Galatasaray savunması Juventus ataklarına direnmeye çalışırken 87. dakikada Pirlo'nun ortasında Quagliarella skoru 2-1 'e getirdi.Maç artık bitti derken,yine Drogba'ya gönderilen uzun topun Umut Bulut'a inmesiyle skor 2-2 'ye geldi.Böylelikle çok büyük sıkıntılar ile çıktığımız Juventus müsabakasından 1 puanı hanemize yazdırarak İstanbul'a döndük.
"Tükenmez Umut'um , varsa sarı kırmızı formasında"
Torino'dan kazanılan 1 puana birçoğumuz üzülsek de Kassai gibi bir faciaya rağmen kaybetmediğimize sevinmeliyiz. Ofansif olarak çok iyi şeyler yapamasak da takım savunması adına olumlu sinyaller verdik. Muslera her zamanki gibi muhteşemdi. Chedjou bugüne kadar en iyi performansını sergiledi.Ayrıca Ebuoe'nin yerden kalkmayan tavırlarına isyan etmesi maçın en önemli karesiydi.Yerden kalkmayan futbolcu profilinden ne zaman kurtulacağını çok merak ediyoruz.Futbolun bir erkek oyunu olduğunu ve her pozisyonda yere serilerek takıma kaybettirdiği puanları hatırlamasını kendisine öneriyorum.Semih Kaya'nın sakatlığı sonrası oyuna dahil olan Gökhan Zan, yine gerçek bir profesyonellik örneğiyle, kendisini nasıl hazır tuttuğunu tüm Galatasaraylılara gösterdi. Bruma ofansif olarak bekleneni veremese de takım savunmasına katkısıyla takdiri haketti.
Galatasaray adına maçın en önemli oyuncusu tartışmasız Drogba olurken, 1 gol ve 1 asist ile #ÇareDrogba lakabının hakkını verdi. Galatasaray'a kattıklarıyla gerçekten büyük bir teşekkürü hakediyor. Yazının başlığında vurguladığımız "tükenmez Umut'um varsa sarı kırmızı formasında" bestesinde ki umudumuz olan Umut Bulut'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Kendisine ne zaman ihtiyaç duysak yedekten gelip görevini layıkıyla yapıyor. Galatasaray'ın bugün kazandığı 1 puanı getiren golü attı.Oyuna girdikten sonra Pirlo'ya yaptığı baskıyla etkinliğini azalttı. Sorunsuz ve gerçek bir profesyonel olarak davranan Umut Bulut, bu gecenin kazananı oldu.
Önümüzde ki Kopenhag maçlarından çıkarabileceğimiz 6 puan , Şampiyonlar Ligi'nde yolumuza devam edebilmek için çok önemli. Torino deplasmanından alınan 1 puanın anlam kazanabilmesi için Kopenhag'ı iki maçta da kayıpsız geçmeliyiz. Juventus ile Arena'da son maçı oynayacağımızı da unutmayalım.Skor 2-1 olunca sevinmeye kalkan densizlere "Galatasaray, bitti demeden bitmez ! "
Galatasaray 2013 -2014 sezonu için 1 Temmuz'da Florya Metin Oktay Tesisleri'nde top başı yaptı.İlk kamp dönemi alışılmışın dışında bir yer olan Birmingham'da , İngiltere Milli Takımı’nın kullandığı ve 100 milyon pounda
yaptırılan St. George’s Park’tı.Galatasaray , Birmingham kampında oynadığı ilk hazırlık maçı 13.07.2013 tarihinde Shrewbury'ye karşı idi.Galatasaray maçtan Emre Çolak , Amrabat ve Sneijder'in golleriyle 3-0 galip ayrılarak ısınma turuna çıkıyordu.
Büyük Çınar "Notts County"
Birmingham kampının ikinci hazırlık maçı , futbol tarihinin en eski kulübü olan Notts County'ye karşıydı.Yedek ağırlıklı bir kadro ile maça başlayan Galatasaray, 1-0 geriye düştüğü maçı yıldızlarının devreye girmesi ile 2-1 kazanıyor , goller ise Burak Yılmaz ve Sneijder'den geliyordu.
*Notts County kuruluş yılı 1862.
Yükselen Performans "Wesley Sneijder"
Birmingham kampında dikkat çeken isimlerden Wesley Sneijder , istekli görüntüsüyle taraftara büyük umut veriyordu.Galatasaray altyapısından yetişen , Frank Rijkaard döneminde A takıma yükselen ve Fatih Terim 'in daha çok şans tanımasıyla as kadroda kendisine sık sık yer bulan Emre Çolak , geçen sezon büyük umutlarla Kayseri'den transfer edilen ancak bekleneni bir türlü karşılayamayan Nordin Amrabat kampın yıldızlarındandı.
En Güzel Rüyaların Katili "Defans"
Beklentilerin altında kalan isimler ise stoperde ki hamle ve kademe hatalarıyla Dany , uyum sorunu yaşadığı gözlenen yeni transfer Aurelien Chedjou ve tatilden kafa olarak dönemeyen (transfer söylentilerinin de etkisi olduğu bir gerçek) Burak Yılmaz'dı.
İzmir'den Galatasaray Geçti
Galatasaray ilk kamp döneminin ardından rotayı İzmir'e , bu sezon mali kriterlere uymadığı için Uefa tarafından ceza alan Malaga ile oynayacağı hazırlık maçına çeviriyordu.Malaga geçen sezonun aksine daha sıradan transferler ve tanıdık bir sima olan Bernd Schuster ile yeni sezona başlıyordu.
İki takım için yeni sezon öncesi güzel verilerin sunulacağı bu müsabaka 3-3 ' lük eşitlik ile sona eriyordu.Bu maçtan akıllarda kalan önemli doneler Sneijder'in eski performansına dönüşü , Didier Drogba'nın dosta güven / düşmana korku veren performansı , kronikleşen sol bek problemi ve sezona saatli bomba kıvamında başlayan Dany'nin sebebiyet verdiği penaltı ve kırmızı kartıydı.Sıcak İzmir akşamında Galatasaray'ın golleri ise Sneijder,Drogba ve Kazım Kazım'dan geliyordu.
İkinci Etap "Bled Kampı
2.dönem kamp yeri ise Fatih Terim'in favori yeri Slovenya'nın Bled kasabası oluyordu.
*Bled Gölü- Slovenya
2011-2012 sezonunda ilk kez kamp için gidilen Bled , muhteşem tabiatı ve oyuncular için rehabilitasyon görevi gören doğasıyla Galatasaray'ın her sezon başı kampında gittiği bir tesis haline geldi.Takım burada Scott Piri'nin hazırladığı program doğrultusunda hazırlıklarını sıklaştırıyor , yeni sezon için kondisyon depoluyordu.
*Selçuk İnan ve Gökhan Zan , ağır antrenmanlar sonrası kan akışının hızlanması için buz kovasında.
Gizli Kahraman "Scott Piri"
*Scott Riri , 2006 Dünya Kupası'nda Almanya Milli Futbol
Takımı'nın kondisyoneriydi.Fatih
Terim'in istediği üzerine 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için Türkiye Millî
Futbol Takımı için görev almıştır.2011-2012 sezonuyla beraber Galatasaray'da Fatih Terim'in ekibinde görev almaya başlamıştır.
Dany 3-1 Galatasaray
Galatasaray Bled kampının ardından Napoli ile sezon açılışı kapsamında İtalya'da karşılaşıyordu.Takımın yıldızı Cavani'nin Psg'ye 64,5 Milyon Euro gibi astronomik bir bedelle transfer olmuştu.Takımın başına geçen Rafa Benitez ile Real Madrid'den alınan Higuain , Callejon , Albiol ve Liverpool'dan kiralanan Reina ile Seri A'ya iddalı bir giriş peşinde olan Napoli maça hızlı başlıyordu.Sol kanattan gelişen Napoli atağında Dany'nin arka direkte unuttuğu Goran Pandev Napoli'yi 1-0 öne geçiriyordu.Galatasaray etkisiz bir oyunla soyunma odasına 1-0'lık mağlubiyetle gidiyordu.Sahada gezinen Burak Yılmaz ikinci yarıda yerini Nordin Amrabat'a bırakarak formasyon 4-2-3-1 ' e dönüyordu.İlk yarıda organize atak geliştirmede sıkıntılar yaşayan Galatasaray , Nordin Amrabat 'ın sol kanattan taşıdığı toplarla Napoli'ye baskısını hissettirmeye başlıyordu.58. dakikada yine sol kanattan süratle ceza sahasına giren Nordin Amrabat jeneriklik bir gole imza atıyordu.Skorun 1-1 ' e gelmesi ile oyun orta saha mücadelesine dönüşmüştü.Dakikalar 81'i gösterdiğinde defansın ortasına atılan derin topla hareketlenen Zuniga , Dany'nin hamle hatasından faydalanarak skoru 2-1'e getiriyordu.Maç bu şekilde bitecek derken yine defansın belalı ismi Dany , Malaga maçında olduğu gibi bir penaltıya sebebiyet verip kırmızı kart ile oyun dışında kalıyordu.Muslera ise bu karara aşırı tepki gösterip Galatasaray'ı 9 kişi bırakıyordu.Topun başına geçen İnsigne skoru belirleyen oyuncu oldu.
Çıkarılan Dersler
Napoli maçından çıkarılması gereken çok önemli dersler vardı.Takım savunmasında gösterilen zaafiyet , sol bek sorunu , Dany-Chedjou 'nun uyumsuzluğu , Burak Yılmaz'ın formsuzluğu , Hamit Altıntop'un uzun zamandır istenileni verememesi , kanatların üretken olmayışı gibi...
Takım iki yarıda farklı şablonlarla oyuna başladı.İlk yarıda geçen sezonun devamı niteliğinde olan 4-3-1-2 istenilen üretkenliği sağlamazken ikinci yarıda ki Amrabat'ın istekli oyunuyla başlanan 4-2-3-1 olumlu sinyaller verdi.Bu maç sonrası Galatasaray'ın kanat etkinliğini arttırabilmek için iki bekini oyuna daha fazla sokabilmesi gerekmekteydi.
Napoli maçında gözüken ve bu sene daha fazla görülecek bir hususta ayağa daha fazla pas yapmak isteyen bir Galatasaray olacağı.Fatih Terim sezon başı kampında sürekli topun kendilerinde kalmasını istiyor.Ayağa pas ile savunmayı daha önde kurmayı planlarken , pas akışının hızlanması gerektiği Napoli maçında çıkan derslerden başlıcasıydı.İmparator geçen sezonun ilk yarısında bu planı uygulamak istemişti ancak takımın üretken isimlerinden istenilen katkı alınamamıştı.Bu sene Wesley Sneijder , Felipe Melo ve Selçuk İnan ile kuracağı orta saha , pas oyununu daha iyi oynayabilir.
Emirates Cup 2013
2007 yılından bu yana Arsenal'in ev sahipliğinde düzenlenen Emirates Cup dünyanın en prestijli turnuvalarından birisi olarak gösterilmektedir.Daha önce bu turnuvayı kazanan takımlar arasında 3 kez ev sahibi Arsenal ve birer kez Hamburg ile New York Red
Bulls'dur.Turnuvaya daha önce ki yıllarda katılan takımlar arasında R.Madrid , İnter , Psg , A.Madrid , Valencia , Juventus gibi dünyanın önde gelen ekipleri bulunmaktadır.
Galatasaray 2013-2014 sezonu hazırlıkları çerçevesinde , Porto,Napoli ve Arsenal gibi bu prestijli turnuvanın konuklarından biri oluyordu.4 takım bir grupta iki günde iki maç oynayacaktı.Gruplarda kazanılan maçlara 3 , beraberliğe 1 , atılan her gole 1 puan verilirken en çok puanı toplayan takım şampiyon olarak bu özel kupayı müzesine götürmektedir.
Açılış Maçı : Galatasaray 1-0 Porto
Turnuvanın açılış maçı Galatasaray ile Porto arasında oynandı.Porto müsabakaya Jackson Martinez ve yeni "Neymar" olarak gösterilen Kelvin de Oliveira ile etkili başladı.18. dakikada daha önceki maçlarda hatalarıyla dikkat çeken Dany , Silvestre Varela ' yı ceza sahası içerisinde düşürüp penaltıya sebebiyet verdi.Penaltılarda ki kurtarışlarıyla bilinen Muslera , Jackson Martinez'e geçit vermeyerek takım için ne kadar önemli bir isim olduğunu tekrar gösterdi.İlk yarıda oldukça etkisiz bir görüntü çizen Galatasaray , Porto baskısını kırıp rakip kalede pozisyon üretmekte zorlandı.
İkinci yarıda ise daha üretken bir Galatasaray vardı.Amrabat ile sol kanattan etkili ataklar geliştirip Sneijder ve Drogba pozisyonlar yakaladı.69. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Ebuoe , Mangala tarafından düşürüldü ve İngiliz hakem Andre Marriner Galatasaray lehine penaltı noktasını gösterdi.Topun başına geçen Felipe Melo , Galatasaray'ı 1-0 öne geçiren golü atıyordu.Dakikalar 76'yı gösterirken Galatasaray ceza sahası içerisine giren Danilo Silva , Aurelien Chedjou tarafından düşürüldü ve İngiliz hakem Andre Marriner maçta üçüncü kez penaltı noktasını gösterdi.Porto'da penaltıyı kullanmak için topun başına geçen Lucho Gonzalez penaltıdan faydalanamazken maçta Melo'nun golüyle 1-0 sonuçlandı.
İkinci yarıdaki etkili oyunuyla maçı kazanmayı bilen Galatasaray , savunmada yaşanılan sıkıntılara bu maçta da çözüm üretemedi.Hamle ve kademe hatalarının sebep olduğu 2 penaltı canları sıkarken ; Amrabat , Sneijder ve Drogba'nın formu yüzleri güldürdü.
Tarih Tekerrürden İbarettir : Galatasaray 2-1 Arsenal
Emirates Cup 2013 ikinci gününde sıra Arsenal - Galatasaray müsabakasına geldi.Uefa Kupası Finali'nden 13 yıl sonra ilk kez karşı karşıya gelecek olan iki takım için bu maç farklı bir anlam ifade ediyordu.Arsene Wenger ve Fatih Terim yine bir final maçında karşılaşıyor , Ebuoe yıllarca formasını giydiği "Gunners" ekibine karşı 2 yıl sonra Galatasaray kaptanı olarak sahaya çıkıyor , daha önce Arsenal'e karşı 13 golü bulunan Didier Drogba ise belalısı olduğu Arsenal'e karşı bu sayıyı arttırmak için ikinci yarıyı bekliyordu.
Galatasaray maça Sneijder , Drogba gibi yıldızlarını dinlendirerek Elmander ve Umut Bulut ile başladı.Sistem olarak klasik 4-4-2 oynayıp ileride baskı kurmayı hedefledi.Ancak maça Arsenal hızlı başladı.Yaya Sanogo , Theo Walcott ve Santi Cazorla ile pozisyonlar aradı.38.dakikada Theo Walcott'un ortası hiç kimseye çarpmadan Galatasaray fileleri ile buluştu.Geçen maçların aksine defansta daha az hata yapan Galatasaray'da , sakatlıktan dönen "Evlad-ı Fatihan Semih Kaya" kendisini belli etti.Savunma kurgusunu takım halinde gerçekleştiren Fatih Terim'in öğrencileri , bloklar arası yardımlaşmayı daha yukarılara çıkardı.Bu sayede çok fazla pozisyon verilmeden , yenilen şans golüyle ilk devre 1-0 mağlubiyetle neticelendi.
İkinci yarıda Arsenal 'in belalısı Didier Drogba ve hazırlık kampının yıldızı Wesley Sneijder oyuna dahil oldu.Yıldızlarının etkisi ile Arsenal kalesine oyunu yıkan sarı kırmızılı ekip , daha fazla etkili pozisyonlar bulmaya başladı.77. dakikada yerde kalan Drogba için İngiliz Hakem Jonathan Moss penaltı noktasını gösteriyordu.Arsenal'e karşı daha önce 13 golü bulunan Didier Drogba , topun başına geçen isim oldu.Kaleci Wojciech Szczesny'yi mağlup etmeyi başardı.Drogba'nın penaltısı ile maça 1-1'lik eşitlik geliyordu.Galatasaray skorun eşitlenmesi ile galibiyet için daha fazla yüklenen taraf oldu.Wesley Sneijder'in pasıyla Mertesacker'den sıyrılan Drogba , Arsenal'e karşı 15. golünü 86. dakikada atarak Galatasaray'ı 2-1 öne taşıdı.Bu skor ile Emirtes Cup 2013'ün sahibi turnuvaya ilk kez katılan Galatasaray oluyordu.Ayrıca yine bir final müsabakasında İmparator Fatih Terim'in öğrencileri Arsene Wenger'in Arsenal'ini mağlup etmeyi başarıyordu.