1 Kasım 2013 Cuma

Galatasaray - Torku Konyaspor Maç Yazısı | İçim Rahat Etmiyor !

Galatasaray, Süper Lig'in 10. haftasında Torku Konyaspor'u kötü futbola rağmen 2-1 mağlup etmeyi başardı.Goller Drogba ve Burak Yılmaz'dan gelirken Aydın Yılmaz'ın 2.golde ki asisti görülmeye değerdi.Geçen sezon, cuma günleri oynanan 9 maçın 6'sında puan kaybeden sarı kırmızılılar,bu sezonda cuma günü oynanan Eskişehirspor ve Antalyaspor maçlarında berabere kalmıştı.Galatasaray, "cuma sendromunu" kötü futbola rağmen 3 puanla atlatmayı başardı.

GEÇMİŞ OLSUN "UĞUR TÜTÜNEKER"

Maç analizine geçmeden önce Torku Konyaspor'un teknik direktörü Uğur Tütüneker'e bir parantez açalım.Defansını bu kadar önde kurup , bu kadar az pozisyon vermek ve bunu Galatasaray gibi son 2 senenin şampiyonu bir takıma karşı sahaya yansıtmak...Gerçekten hayran kalmamak elde değil.Bir Galatasaray efsanesine yakışanda budur! Önde pres gücü ve iştahlı futbolunun neticelerini bu maçta alamasa da ilerleyen haftalarda mutlaka alacaktır.Ak düşen saçlarına rağmen hala hızından birşey kaybetmemiş. Maçtan önce tribüne çağırıldığında bütün tribünleri tek tek "koşarak" dolaşması bunu tekrar gösterdi.Futbolun "futbol"olduğu dönemlerde, Galatasaray'ın sağ kanadında lokomotifti.Maç sonrası kalbinde ki rahatsızlıktan dolayı basın toplantısına katılamamış.Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum!

Uğur Tütüneker'in jübilesinden...
MAÇ SEÇMEYE DEVAM !

Galatasaray, Torku Konyaspor karşısında "mental" açıdan, maça hazır değildi.Konsantrasyonu düşük,mücadele gücünün ve futbol iştahını kaybetmiş,sahada gezinen oyunculardan kurulu Galatasaray futbol takımı, zorda olsa 3 puanı aldı.Büyük takım olmak, kötü oynadığın maçları da kazanmayı gerektirir.Bu sezon ilk kez bu kadar silik bir oyunla maç kazandık.İyi oynanan ancak kazanılamayan Antalyaspor ve Ç.Rizespor maçlarının mükafatı diyebiliriz.Futbolda bu tip dönemler olur ama Galatasaray futbolcusunun maç seçme lüksü olmamalı.Futbolcunun olmadığı kadar taraftarında olmamalı...Cuma maçları klasikleşen "bitse de gitsek" türünde oynanıyor.Ortaya konan futbolun tatmin etmeyişi tribünleri de "bitse de gitsek" havasına sokuyor.Arena'da yine böyle bir cuma akşamı yaşanıyordu ki Aydın - Burak Yılmaz iş birliği imdada yetişti.Cuma sendromunun altında yatan farklı bir sebep ise ; iş çıkışı maça yorgun gelen taraftarın Arena'da yarattığı uyku modu. Devre arasında alınan kafeinle ikinci yarı daha canlı hale geliyor.Bu maçla birlikte taraftarında kendisine gerekli dersleri çıkartması gerekli.

Ne Ayaksınız Oğlum ?






































Galatasaray'ın defans hattı, saatli bomba kıvamında ilerlerken,Muslera'da bu kervana kapıldı.Yediğimiz ilk golde yaptığı pas hatası pek alıştığımız türden değildi."Nazar" diyerek geçelim. Muslera'nın tükenmez kredisi bu tip hataları geçiştirmeye yeterlidir. Sabri Sarıoğlu hakkında söylenecek çok fazla söz var.Bence Galatasaray taraftarının sabır sınavı kendisidir.Bu maçta kendisini ne hücumda ne defansta görebildik.Bir de 2010-2011 sezonunda ezberlediği geri pas hastalığı, Galatasaray kalesine gol olarak dönüyordu. Bireysel form durumu kazanılan 3 maç sonrası bir artış göstermişti.Ancak bu maç itibariyle yeni isimlerin bu ekibe katılmayışı , takımın tekrardan "stop" düğmesine basmasına sebep oldu.

Galatasaray adına ortaya koyulan kötü futbolda,Torku Konyaspor'un önde yaptığı pres ve defansını orta sahaya yakın kurarak oyunu önde kabul etmesi de etkiliydi.Uğur Tütüneker'in Torku Konyaspor'a kattığı en önemli özellik bu olsa gerek.Geçen sezon Yılmaz Vural'lı Elazığspor bu oyunu oynamak istemiş 3-1 ile boyunları bükük bir halde evlerine dönmüştü.İlk 9 hafta itibariyle "defansı en önde kuran takım" Torku Konyaspor olurken bunu felsefe halinde sahaya yansıtmaları Türk Futbolu için önemli bir gelişme.10.haftada ki Galatasaray müsabakasında dahi bu felsefeden vazgeçmediler.Yaptıkları presle, Galatasaray'ın rahat çıkmasına müsaade etmezken,kalelerinde de az pozisyon gördüler.

İÇİM RAHAT ETMİYOR !

Roberto Mancini açısından sıkıntılı bir maç geride kaldı.Maç sonrası yaptığı açıklamalarda "konsantrasyon eksikliği" üzerinde durması ve bunun üzerine çalışacaklarını iletmesi, eksiklerin farkında olduğunu gösterdi. Oyun içerisinde ki Aydın Yılmaz hamlesi ve ilk devrede ki Sabri - Ebuoe yer değişikliği, oyuna müdahale anlamında olumluydu.Ayrıca tarihe not düşmekte fayda var.Arena'da maç öncesi ilk kez "Roberto Mancini" sesleri duyuldu.Bir diğer önemli not ise maç sonrası stadı terketmeyen Galatasaray taraftarını selamlamak için soyunma odasından sahaya gelenlerin başında Roberto Mancini'nin olması...Bu enstantene, taraftarın hoca ile bağ kurabilmesinin ne kadar önemli olduğunu tekrardan bizlere gösterdi.Maç sonrasında tribünlere gelen futbolculara,Süper Lig'in 11.haftasında ki Fenerbahçe maçı öncesinde son uyarılar yapıldı. "İçim rahat etmiyor!" 


5K'lı dönemin son ayağı olan Kopenhag maçı akabinde güzel bir galibiyet yazısıyla buluşmak üzere !


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder